HDP’li vekiller: En büyük sorun ihmaller zinciri

  • 09:33 27 Ocak 2020
  • Güncel
ELAZIĞ - Deprem sonrası Elazığ’a gelerek incelemelerde bulunan HDP heyetinde yer alan milletvekillerinden Şevin Coşkun, halkın birçoğunun ihtiyaçlarının karşılanmadığını, köylülere sadece kek dağıtıldığını ve her şeyin yolunda olduğuna dair bir tablo ile karşılaşmadıklarını aktardı. Dilşat Canbaz ise, Elazığ Valiliği’nin yardımları engelleyen kararına tepki göstererek, “Bu kadar haneye, 60 köye aradan 3 gün geçmesine rağmen yardım götürememişlerse bu bir sorundur" dedi.
 
Elazığ’da 24 Ocak günü merkez üssü Sivrice olan 6.8 büyüklüğünde meydana gelen deprem sonrası Halkların Demokratik Partisi (HDP) kriz masası oluşturdu. Milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Dilşat Canbaz, Şevin Coşkun, Erdal Aydemir ve HDP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Salim Kaplan'dan oluşan HDP’li heyet de kente gelerek incelemelerde bulundu. Depremin etkili olduğu Sivrice, Maden ve Gezin ilçeleri ile kırsal mahallelerde halk ile bir araya gelen HDP heyeti, izlenimlerini daha sonra raporlaştıracak. Heyette yer alan milletvekilleri Şevin Coşkun ve Dilşat Canbaz, izlenimlerini ajansımız ile paylaştı.
 
‘Cemevi kendi imkanları ile çorba ikram ediyor’
 
Deprem sonucu yaşamını yitirenlere başsağlığı yaralananlara ise şifa dileklerinde bulunan Şevin, HDP olarak deprem sonrası kriz masası oluşturduklarını ve kente gelmek için harekete geçtiklerini söyledi. Kentte öncelikle Fevzi Çakmak ile Yıldızbağlar mahallelerine giderek cemevinde kalan yurttaşları ziyaret ettiklerini ifade eden Şevin, “Halk bizden önce kimsenin ziyaretlerine gelmediğini, kendilerinin de yardım talebinde bulunmadıklarını aktardı. Cemevi kendi imkanları ile çorba ikram ediyordu” dedi.
 
‘Herkese ulaşıldığına dair bir tablo ile karşılaşmadık’
 
Kentteki ziyaretleri sırasında 6 katlı bir binanın yıkıldığı Gezin beldesine gittiklerini kaydeden Şevin, temaslarına ilişkin şunları aktardı: “Gezin’de yıkılan binada 5 kişi yaşamını yitirdi. İçlerinde bir hamile kadın da vardı. Yakınları o binanın 2011’de hasar raporu almasına rağmen mühürlenmediğini, insanların burada yaşamasına izin verildiğini ve deprem ile birlikte can kaybına neden olduğunu, bu binanın da eski AKP vekili Cavit Torun tarafından yapıldığını bize aktardı. Hasarlı binada ikamet edilmesine izin vermek suçtur. Göz göre göre ölüme sürüklüyorsunuz bu insanları. Burada afetten çok büyük bir ihmal var. O dönem bir yaşam alanı oluşturulsaydı ya da onarımı yapılmış olsaydı o insanlar bugün yaşıyor olacaktı.”
 
‘Yardımları AKP’li başkan yandaşlarına dağıttı’
 
Sivrice’de de temaslarda bulunduklarını kaydeden Şevin, burada ağır hasarlı binanın altında halen bir fırının işletilmekte olduğunu gördüklerini paylaştı. Şevin, yurttaşların depremin üzerinden iki gün geçmesine rağmen binada henüz hasar tespitinin yapılmadığını aktardıklarını ifade ederek, “Yine ilçede 2007’de hasar raporu olmasına rağmen caminin çatlakları sadece dış görünüşte kapatılmış. Kolonlarının hepsi çatlamış. Şans eseri depremin olduğu saatte camide kimse bulunmuyormuş. Sokakta insanlara sorduk ‘Buraya bir yardım geldi mi’ diye. ‘Evet, buraya battaniye yardımı geldi ama AKP ilçe başkanı bunu alıp kendi yandaşlarına dağıttı. Biz mağdur olmamıza rağmen bir şey göremedik’ aktarımı oldu” şeklinde konuştu.
 
‘Türkiye bir deprem bölgesi’
 
Heyetleri ile birlikte kent merkezinde yıkımın olduğu Mustafapaşa ve Sürsürü mahallelerine de gittiklerini ve incelemelerde bulunduklarını ifade eden Şevin, acilen çadır kente ihtiyaç olduğunu vurguladı. Şevin, “Gördüğümüz kadarıyla kimi noktalarda kurulan çadırlar çok ince. Gece eksi 20’ye varan soğuklar var. İnsanlar ısınabilecekleri çadırlar istiyorlar. Hasarın olduğu mahallere yakın çadırlar kurulmamış. Uzak mesafeden dolayı insanlar evlerini bırakmak istemiyor ve gidemiyor da. İnsanların ortak toplanacağı alanlar da mevcut değil. Doğal afet durumlarında hiçbir yerde hazırlığımız yok aslında. Ne yazık ki Türkiye bir deprem bölgesi. Hiçbir hazırlığımız yok. En büyük sorun ihmaller zinciri” diye belirtti.
 
‘Hiçbir şey yolunda değil’
 
HDP heyetinde yer alan Dilşat Canbaz ise, ilk olarak enkaz altında kalanlar ve yıkılan binaların olduğu iki mahalleye heyet olarak gittiklerini ve bilgi aldıklarını söyledi. Dilşat bu bilgileri şu sözlerle paylaştı: “Yemek, barınma yerleri, ısınma noktaları yok. İki mahallede yıkıntılar var ama o mahallelere yakın çadır yok. İnsanlar battaniyeler üzerinde sokaklarda ateş yakarak kendilerini ısıtıyorlar. Buna bir an önce müdahale etmek gerekiyor. Çok sayıda bölgeye, 60’a yakın köye girilememiş bile. HDP heyeti olarak hangi köylere gidilmediğini tespit ettik. Özellikle karın yoğun olduğu yerlerde ulaşımlar da kapalı. Ulaşımın olmadığı köylerde ciddi sıkıntılar var. İnsanları doğal afet değil tedbirsizlik öldürdü. Binaların hasarlı olmasından, bile bile bu insanların o binalarda kalmasına izin verilmesine kadar birçok ihmal söz konusu. Cenaze başında resim çekmek ya da yaralıyı önce hastaneye sevk etmek gerekirken Cumhurbaşkanı’nın ayağına getirilmesi iktidarın acizliğini gösteriyor. Her şey yolunda izlenimi vermeye çalışıyorlar ancak hiçbir şey yolunda değil.” 
 
‘Yardım götüren kurumlar neden engelleniyor?’
 
Başlattıkları yardım kampanyasına da değinen Dilşat, Kars Belediyesi, Batman Belediyesi ve Siirt Belediyesi’nin yardım tırlarının hazırda beklediğini söyledi. Dilşat, “Diyarbakır’dan da yardımlar Ergani’ye gönderildi. Ancak polis Ergani Belediyesi’ne gidip ‘Malzemeler ne olacak?’ diye soruyor. Bizim derdimiz malzemeleri onlar gibi depolarda saklamak değil gerçekten ihtiyacı olan yurttaşlara dağıtmak. Ergani’den malzemelerimiz Elazığ’a geldi. Battaniye, çadır, kışlık kıyafetin olduğu tırlar yola çıktı ancak engellendi. ‘Ya yardımları bize verin ya da bu yardımları geri çevirin’ dendi. Yardımların tek elden, AFAD ya da Kızılay üzerinden dağıtılması gerektiği söylendi. Bu kadar haneye, 60 köye aradan 3 gün geçmesine rağmen yardım götürememişlerse bu bir sorundur. Peki, götüren kurumlar neden engelleniyor? Biz HDP olarak reklam değil dayanışma peşindeyiz. Kürt, Türk, Alevi, Sünni ayırmadan toplumun duyarlılığı sonucu dayanışma göstermek istedik ancak izin verilmedi. Bizim dışımızda Alevi örgütleri de kampanya başlatmış ve Cemevleri’ne yardım gönderiyorlar. Cemevleri’ne Elazığ ve Malatya’dan gelen cevap ‘Yardımları siz dağıtamazsınız, ancak biz dağıtabiliriz’ oldu” diye belirtti.
 
‘Kimin dağıttığı değil nasıl dağıtıldığı daha önemli’
 
Dilşat, yardımların Elazığ Valiliği tarafından engellenmesine ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü: “Maalesef bizim elimiz kolumuz bağlanmış durumda. Heyet olarak Valilik ve İl Afet Müdürlüğü ile görüşmeye çalıştık ancak telefonlarımıza çıkmadılar. Ne yapacağımızı tartışıyoruz. Bu yardımları Kızılay’a vereceksek eğer gelen tüm yardımları kamuoyu ile paylaşarak kendi ellerimizle dağıtacağız. Malatya’da ise belediye, belediye üzerinden dağıtmak istediğini söylemiş. Ne fark ediyor? Bizim belediyelerimiz de belediye üzerinde yardım dağıtacak. Kuru gıda için sağlık açısından sıkıntı olabilir gibi gerekçeler sunmuşlar. Peki, battaniyenin ya da çadırın halk sağlığına zararı nedir? Gerçekten topladıkları bu malzemeler yerine ulaşacak mı? Gerçekten ihtiyacı olan ailelere gidecek mi yoksa AFAD ve Kızılay’da mı kalacak? Kimin dağıttığı değil nasıl dağıtıldığı daha önemli. Yardımların nasıl dağıtıldığına bakmak gerekiyor. Tekçi anlayış burada da dayanışmak için gönderilen yardımlarda da devam ediyor. Tek elden dağıtmak istemelerinin sebebi de budur.”
 
‘Bizden aldığınız deprem vergileri nerede?’
 
Dilşat, 17 Ağustos 1999’da yaşanan Gölcük depremini hatırlatarak, bu dönemde alınan deprem vergilerine işaret etti. Dilşat, “Ben de bir halk olarak soruyorum; bizden aldığınız deprem vergileri nerede?  Vergiler rantlara gitti. Rantlar için harcandı. Buralarda neresidir toplanma yerleri? Türkiye, Edirne’den İç Anadolu’ya, Marmara’dan Kürdistan’a kadar deprem bölgesi. Fay hatları var. Bu insanlardan alınan vergilerin toplanma alanlarına, çadırlara gitmesi gerekiyor. Bu partilerin işi değil. Elbette dayanışma göstererek insani görevimizi yerine getiriyoruz. Ancak bu esasta iktidarın işidir. Kaldırımda kalan insanlar vergilerinin nereye gittiğini merak ediyor. İnsanların duyguları ile oynayarak yardım bağışları toplanıyor. Her depremde olduğu gibi para toplanacak ancak bu paralar Elazığ’a, Malatya’ya gidecek mi? Bir çadır dahi getiremeyen bir iktidardan bahsediyoruz. İçler acısı bir durum” dedi.