Ebeveynlere koronavirüs uyarısı: Çocukları korkutmayın!

  • 09:03 16 Mart 2020
  • Sağlık
VAN - Yayılan koronavirüs nedeniyle 6-7 yaş aralığındaki çocuklar için uzmanlar ebeveynlere “sakin olun” uyarısında bulundu. Aynı zamanda uzmanlar virüs hakkında bilgilendirme yaparken de çocukların korkutulmaması gerektiğini söyledi.
 
Çin'in Wuhan kentinde  ortaya çıkan koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 5 bini geçerken, Türkiye’de ise vaka sayısı 6’a yükseldi. Bazı araştırmalara göre virüsün 60 yaş üzeri ve kronik hastalıkları olan bireylerde daha fazla etkisini gösterdiği belirtilirken, İngiltere'de yeni doğan bir bebekte koronavirüs tespit edildi.
 
Pandemik bir hal alan virüs nedeniyle de korku ve panik durumu yaşanıyor ancak uzmanlar ebeveynleri çocuklar konusunda uyarıyor. Psikolog Gülşen Kılıçarslan,  ebeveynlerin çocuğuna “o bilmesin, o öğrenmesin!” şeklinde ifadeler yerine uygun ve sakin bir dil tercih etmeleri çağrısı yaptı. 
 
‘Hijyen eğitimi tekrarlanabilir’ 
 
İnsanların panik halinde olduğunu hatırlatan Gülşen, “Aman çocuğum grip olur, bir şey olur” tedirginliğinden kaçınmaları gerektiğini vurguladı. “Bunu yapmayın!” uyarısında bulunan Gülşen, virüs için ebeveynlerin zaten çok küçük yaşta temel eğitimi çocuklara verdiğini söyledi. Tüm ebeveynlerin mikroplardan çokça söz ettiğini kaydeden Gülşen, “Çocuklara ‘bizim görmediğimiz bazı mikroplar var ve bu mikroplar bizi bazen hasta edebilir. Hasta olmamak için de sık sık ellerimizi yıkamalıyız. Ellerimizi yıkarken sabunla parmak aralarını da ovalamamız ve bunu birkaç kere yapmamız gerekiyor’ demeliyiz. Tuvaletten çıkarken, yemekten önce, yemekten sonra, dışarıdan eve gelince yıkamaya dönük ufak eğitimler tekrarlanabilir” dedi.
 
‘Çocuklarda anlatırken sakin olun’
 
 Ebeveynlerin anlatırken sakin olmaları gerektiğine dikkat çeken Gülşen, “Panik haldeyken anlatmamak ve çocuğu korkutmamak gerekir. Çocuk korkuyu yaşayınca biz yetişkinler gibi olmayabilir. Algılama becerileri bizim kadar gelişkin olmayabilir. Bu yüzden çocuklara koronavirüs hakkında önlemlerden söz ederken, daha sakin, anlayabilecekleri bir dil tercih edilmelidir. Okula giden çocuklar için ‘çocuğum ellerini sürekli ıslak mendille temizleyebilirsin’ sözlerini kullanabiliriz” diye belirtti.
 
‘Çocuklarımızı korkutmayalım!’
 
Koronavirüsün sonsuza kadar sürmeyeceğini ifade eden  Gülşen, virüsten kaynaklı insanların evden çıkmamasının ileride ‘Obsesif kompulsif bozukluğa’ (OKB) yol açabileceğini de  aktardı. Sosyalleşme sorununun yaşanacağına işaret eden Gülşen, “Bağışıklık sisteminiz güçlüyse korkmayın, hastalık gelebilir ama paniklersek hastalığın seyrini daha da yükseltiriz. Belki biraz daha sükûnet ile soğukkanlılıkla karşılarsak atlatma olanağımız daha fazla olur” sözlerini kullandı.
 
Gülşen, son olarak şu uyarılarda bulundu: “Sakin bir şekilde, uyku düzeninize, beslenme düzeninize, hijyen düzeninize, kalabalık ortamlara girmemeye dikkat ederseniz bunu çok rahat atlatabileceğimizi düşünüyorum” dedi.
 
‘Kullandığımız sözcükler ve beden dilimiz kaygı verici olmamalıdır’
 
Psikolog Figan Kepenek ise,  endişe duyan çocuklarla nasıl konuşulduğunun önemine dikkat çekerek, şunları dile getirdi: “Olabildiğince dürüst, açık ve samimi bir konuşma olmalı. Kafasını karıştıracak bilgilerden sakınmak gerekiyor. Koronavirüs gibi sansasyonel haberler hakkında çocuğunuzla nasıl konuşacağınız, kaç yaşında olduğuna bağlı olarak değişebileceğini bilmek önemli. Örneğin 6-7 yaşlarındaki küçük çocuklar, ebeveynlerinden duydukları en ufak bir olaydan etkilenebilir. Dolayısıyla kullandığımız sözcükler ve beden dilimiz kaygı verici olmamalıdır.
 
Oyunlar ve çizdikleri resimlerle kendilerini ifade edebilecekleri dışavurumcu tekniklere alan yaratabilmeliyiz. Çocukların virüs hakkında soru sormalarına olanak vermeliyiz. Duygularını korkularını rahatlıkla anlatabilmeli. Yaşadığı kaygı ve korku kabul edilmeli. Korkutucu bir tavır içerisinde olmamak gerekiyor. Kaybetme korkusu, ölüm korkusu ya da çok fazla korkan çocuklarda travmaya yol açabilir. Kendilerini koruma yöntemlerini gerekçeleriyle anlatabilmeli ve günlük rutinlerimizi olabildiğince devam ettirebilmeliyiz. Kendi kaygılarımızı kontrol altına almakta zorlanıyorsak eğer çocuğun da kaygılanmasının önünü açabiliriz. Çocuğun kendisini güvende hissetmesi zorlaşabilir.”