Rosa Kadın Derneği çalışmalarına ara verdi

  • 10:57 18 Mart 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - Rosa Kadın Derneği, koronavirüse karşı aldıkları tedbirler kapsamında çalışmalarına bir süre ara verdiklerini duyurarak, “Bu süreçte fiziksel olarak yan yana olamasak da diğer tüm iletişim kanalları ile ortak ruh ve sözle kadın dayanışmasını büyüteceğiz” dedi.
 
Diyarbakır’da faaliyetlerini sürdüren Rosa Kadın Derneği, koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 16 Mart günü yapılan yönetim kurulu toplantısında alınan karar sonucu dernek binasındaki fiziki çalışmaların durdurulduğu açıklandı.
 
Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Bugün dünyayı kasıp kavuran corona virüs salgını ilk kez Aralık ayında Çin’de ortaya çıkan virüs 2019-nCoV adını aldı. Salgın Dünya Sağlık Örgütü tarafından coronavirus kaynaklı hastalığa Covid-19 adını verdi. Sosyal etkileşim ve en temel insani ilişkilerle yayıldığının bilgisi sonucunda üyelerimiz ve bize başvuran kadınların fiziksel sağlığını önceleyerek, geçici olarak ve gelişmelere bağlı olarak yapacağımız ikinci bir duyuruya kadar dernek binamız kapalı olacaktır. Coronavirus dünyada dikkat çekmeye başlayıncaya kadar yalnızca bir salgın olarak tanımlanıyor ve muhtemelen bu kadar yayılım göstereceği düşünülmüyordu. Fakat Mart ayında Çin, sonra İtalya’da ciddi ölümlere yol açınca ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak kabul edilince, ülkemizde de dikkat çekti.
 
Tedbirler yetersiz
 
Ülkemizde 12 Mart tarihinde bir kişiye tanı konması sonucunda bir takım önlemler gündeme geldi. İlk tedbir olarak 16 Mart’ta okulların kapatılması kararı alındı. Daha sonra diğer tedbirler alındı ancak yetersiz. Diğer ülke deneyimlerine bakılırsa önlemlerin hızlı bir şekilde yapılması gerekiyor. Sadece okulların kapatılması veya sokakların dezenfekte edilmesinin yetmeyeceği ortada. Umuma açık yerlerin kapatılması geç de olsa yerinde bir karardır. Yapacaklarımız için dün geç kalmış olabiliriz ama yarın geç kalmamak için daha etkin yöntemlerle tedbirler alınmalıdır. Gerekli önlemlerin ve bilgilendirmelerin zamanında yapılmaması nedeniyle dünya sağlık örgütü (WHO) şeffaf politikalar izleme konusunda ve ülkeleri zamanında bilgilendirerek harekete geçirme konusunda geç kalmış ve ülkeler arasında dayanışmayı güçlendirecek bir organizasyon olmaktan uzak kalmıştır.
 
Mücadele edilmeme kaygısı taşıyoruz
 
Ayrıca erkek egemen zihniyetin hüküm sürdüğü bu eril sistemin; her türlü gelir dağılımı eşitsizliğinin, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, sağlık hizmetlerine, bilgiye erişmekteki adaletsizliğin bir sonucu olarak, kitlesel ölümlere ve hastalıklara neden olan corona virüsle eşitlik ilkesi doğrultusunda ve hiyerarşik ilişkilerden arınarak mücadele etmemesinden kaygılıyız. Tüm bu gerekçelerle yetkili kurumlarca, toplumda güven tesisi oluşturmak açısından eşit ve adil uygulamalar yaşamsallaştırılmalıdır. Yanı sıra Diyarbakır gibi nüfusu 2 milyona yaklaşan bir kentte virüs ile ilgili takip sağlayacak tek bir hastane varken, tüm bölge için hizmet verecek hastane sayısı 3’tür. Ayrıca tüm hastanelerde gerekli ekipman ve görev yapan doktor ve sağlık personeli sayısı da yetersizdir. Sosyal izolasyon sadece kadın ve çocuklara yönelik değildir. Salgının erkeklere bulaşmadığı ya da erekler tarafından bulaştırılmadığı gibi bir yaklaşımla sosyal yaşamlarına taviz vermeden devam eden erkekler ailelerini ve çevrelerini risk altında bırakmaktadır.”
 
Rosa Kadın Derneği salgının önlenmesi kapsamında alınması gereken tedbirleri şu şekilde sıraladı:
 
“* Fabrikalarda ve tüm özel veya kamu kurumlarında çalışma saatleri evdeki çocukların bakımı açısından ebeveynlere göre ayarlanmalı, hatta ücretli izinli sayılmaları sağlanmalıdır.
 
* Dış ve iç seyahatlerin acil durumlar haricinde durdurulması, seyahat sınırlaması getirilmelidir.
 
* 14 gün karantina şartı ayrıcalık tanınmadan uygulanmalıdır.
 
* Bilgiler, şeffaf ve düzenli periyodlarla halkla paylaşılmalıdır. Böylece hem panik ortamı giderilmiş hem de korunma yöntemlerinin ciddiyetinin suistimal edilmemesi sağlanmış olacaktır.
 
* Cezaevleri gibi toplu yerlerde koruma yöntemleri etkin uygulanamayacağı için ve virüsün yayılmasının önüne geçilemeyeceği için öncelikle çocuk ve hasta tutsakların ve diğer tutuklu ve hükümlülerin tahliyelerinin derhal yapılması insan hakları gereğidir.
 
* Bu zor zamanların seferberlik zamanı olarak kabul edilmesi, ihraç edilen kamu personelinin özellikle sağlık emekçilerinin işlerine iade edilmesi sağlanmalıdır.
 
* Toplumun en büyük kesimi, asgari  ücretle çalışan ya da sosyal yardımlarla geçinen yoksul ailelerden oluşmaktadır. Türkiye’de her geçen an hasta sayısının artması ile kritik bir aşamaya gelen salgınla baş etmek için;  toplumun hijyenik koşullarının ve sağlıklı beslenmesinin sağlanabilmesi merkezi ve yerel yönetim birimlerince desteklenmelidir. Yetkili kurumlar, bütçelerini salgınla mücadeleye uygun olarak artırmalı ve salgın süresince elektrik su doğal gaz faturaları halktan tahsil edilmemelidir.”
 
‘Bu süreçte kadın emeğinin daha fazla sömürülmesinden kaygılıyız’
 
Mevcut sistem içerisinde kadınların en çok evlerde ve en yakınları tarafından katledildiğini, şiddetin her türlüsüne maruz kaldığını kaydeden Rosa Kadın Derneği, şunları dile getirdi: “Hali hazırda eşitsizliğe dayalı ev içi rollerin kadınların daha çok çalışıp tüm temizlik ve beslenme ihtiyaçlarının kadınların emeğinin sömürüsüne dayalı olduğu bir sistemde, insanların kendilerini evlerine kapatarak sosyal izolasyon sağlaması gereken bir süreçte kadın emeğinin daha çok sömürülmesinden kaygılıyız. Bilgiye erişimde şeffaflık, kriz yönetiminde eşitlik ilkesine sadık, ev içi veya ev dışında eşitsizlikle değil dayanışma ve iş bölümüne dayalı kolektif bir mücadele gerekmektedir.
 
Çalışmalarımız sosyal medya, Web sitesi üzerinden sürecek
 
Devletler, virüsle gelişen bu içe kapanma halinin ekonomik ve siyasal sonuçlarını tartışırken biz kadınlar için de en önemli bir diğer konu; kadınların virüsle beraber gelişen ev içi alana hapsedilmesi meselesidir. Ev içi alan zaten birçok kadın için güvenli olmayan alandır. Yok sayılan ve sömürülen ev içi emeği daha çok sömürülecek, kadının bedenine, emeğine, tüm yaşamsal alanlarına şiddet olarak yansıyacak bu içe çekilme hali oldukça kaygı vericidir. İdari mekanizmalar tarafından, zaten var olan ev içi şiddetin artışını önleyecek politikalar geliştirilmelidir. Hem insanlık açısından hem de kadınlar olarak dayanışmanın gücünü biliyor ve bu zor günleri dayanışma ile aşacağımıza inanıyoruz. Bu süreçte fiziksel olarak yan yana olamasak da diğer tüm iletişim kanalları ile ortak ruh ve sözle Kadın dayanışmasını büyüteceğiz. Rosa Kadın Derneği olarak telefon, sosyal medya hesaplarımızdan ve web sitemizden dayanışmamızı ve çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”