'Eğitimin iktidarın propaganda aracı olmasına izin vermeyeceğiz'

  • 09:10 25 Mart 2020
  • Güncel
Rengin Azizoğlu-Medya Üren
 
DİYARBAKIR - Uzaktan eğitim programında sosyal, ekonomik ve coğrafik olarak alt yapı yetersizliği bulunduğunu söyleyen Eğitim Sen 1 No’lu Şube Eşbaşkanı Emine Akşahin, uzaktan eğitimin ilk günü gösterilen idam görüntüsüne dikkat çekerek, "Çocukların psikolojik durumu göz ardı edilmiş, kin ve nefret duyguları empoze edilmiştir. Eğitimin, iktidarın propaganda aracı olmasına izin vermeyeceğiz" dedi.
 
Tüm dünyayı etkisi altına alan Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs (COVID-19) her alanı olduğu gibi eğitim alanını da etkiledi. Türkiye'de de birçok ülkede olduğu gibi eğitime ara verildi. Bir hafta verilen eğitim arası sonrası geçtiğimiz Pazartesi uzaktan eğitim uygulamasına geçildi. Eğitim Sen 1 No’lu Şube Eşbaşkanı Emine Akşahin, uzaktan eğitim sürecini, yaratacağı sıkıntıları ve gösterilen idam görüntülerini değerlendirdi. 
 
'Uzaktan eğitim programında alt yapı eksikliği var'
 
İnsan sağlığının her şeyin üstünde olduğunu söyleyen Emine, bu konuda alınacak tüm tedbirleri desteklemenin gerekliliğine dikkat çekti. 23 Mart Pazartesi günü başlayan uzaktan eğitim programının örgün eğitimin yerini alamayacağını belirten Emine, tamamlayıcı faktörlerin gerekliliğine değindi. Emine, "Uzaktan eğitim programında sosyal, ekonomik ve coğrafik olarak alt yapı yetersizliği bulunuyor. Bu programın tam anlamıyla uygulanması uzun vadede gerekli çalışmaların yapılması ile sağlanabilir. Örgün eğitim tüm öğrencilerin eşit, ücretsiz yararlandığı, hem arkadaşlarıyla hem öğretmenleriyle birebir etkileşim içinde oldukları bir öğrenme sürecidir. Öğrencilerimizin toplumsallığı, beraber hareket etmeyi, dayanışmayı öğrendikleri alandır. Bu süreçte öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretime birbirinden zaman ve mekan olarak bağımsız devam etmeleri beraberinde sıkıntılar doğuracaktır. Hem aileler hem de öğrenciler uyum problemi yaşayabilirler. Ancak biz öğrencilerden bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı'nın uygulayacağı programı takip etmelerini ve sağlıklı bir şekilde tekrar okullarına dönemlerini beklemekteyiz" dedi.
 
'İktidar siyasi emeller peşinde'
 
Halk sağlığı tehdit altındayken, ekonomik buhran yaşanırken, eğitim yetersiz koşullarla sağlanmaya çalışılırken iktidarın bu kriz ortamını fırsat bilerek siyasi emeller peşinde koştuğunu dile getiren Emine, AKP hükümetinin toplumu tekçi zihniyetle yönettiğini ve yönlendirdiğini  dile getirdi. Hükümetin bu kirli politikayı, her yolu deneyerek yaptığını kaydeden Emine, "Toplumu kendi zihniyetine göre dizayn etmek için eğitimi de araç haline getirmekten geri durmamış. Eğitim programını kullanarak siyasi fikirlerini yaymaya çalışmıştır. Uzaktan eğitimin başladığı ilk günde trajik bir videonun öğrencilere izletilmesi akıl dışı bir davranıştır. Çocukların psikolojik durumu göz ardı edilmiş, kin ve nefret duyguları empoze edilmiştir. Sağduyudan uzak tutum ve davranışlar sergilemiştir. Yapılan yanlıştan geri dönülmesini umuyoruz. Eğitimde bilimsel, laik ve demokratik bir yöntem kullanılarak toplumun ortak ruhunun korunmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.
 
'Toplumsallık ruhunu baltalayan politikalardan vazgeçin'
 
AKP hükümetinin daha önce Elazığ depreminde de aynı yöntemi uyguladığını hatırlatan Emine, o süreçte de sadece devlet kurumlarının gönderdiği yardımlara izin verdiğini söyledi. Emine, "Diğer yardımları kente sokmayarak toplumun dayanışma ruhunu baltalamış, toplumu ayrıştırmıştır. Bugün de aynı politikayı, eğitim üzerinden yürütmeye  başlamıştır. Biz önümüzdeki günlerde her an programın takipçisi olacağız. Eğitimin, iktidarın propaganda aracı olmasına izin vermeyeceğiz. Ayrıca bugün yaşanan durum ile ilgili yetkililerden açıklama yapmalarını bekliyoruz. İktidarın, toplumsallık ruhunu baltalayan her türlü politikadan biran önce vazgeçmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı.
 
'Eğitimde ulaşılabilirlik iktidarın sorumluluğundadır'
 
Emine son olarak şu sözleri kullandı: "Yaşanan bu zor süreci dayanışma ile aşacağımıza inanıyoruz. Diğer bütün kitle örgütleri gibi biz eğitim ve bilim emekçileri olarak üzerimize düşen görev ve sorumluluğu yerine getirerek, süreci yakından takip edeceğiz ve görüşlerimizi, önerilerimizi halkımızla ve tüm ilgili kurumlarla paylaşacağız. Salgın tehdidine karşı bütünlüklü bir mücadele vererek en az zararla süreci atlatmaya çalışacağız. Buna karşı iktidarın topluma karşı dilini değiştirmesi gerektiğini vurgulayarak güç kullanarak değil, tüm bilgileri, süreci şeffaf bir şekilde paylaşarak, güven vererek yönlendirmesini bekliyoruz. Halkın sağlığını korumak, oluşacak ekonomik sıkıntıları en aza indirmek, eğitimde eşit ve ulaşılabilirliği sağlamak iktidarın öncelikli sorumluluğudur."