‘Salgınla mücadele ederken komşumuzu, akrabamızı unutmayalım’

  • 09:06 4 Mayıs 2020
  • Güncel
 
 
Beritan Canözer
 
DİYARBAKIR - Covid-19 Bölge Kriz Koordinasyonu üyesi Zeynep Üren, dayanışma çalışmalarını anlatırken, çağrıda da bulundu: "Salgınla mücadele ederken komşumuzu, akrabamızı da unutmamız gerekir. Biz zaten paylaşımı bilen, komünal yaşayan bir halkız. Bu süreçte de bunu ön planda tutmalıyız.”
 
Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Covid-19) nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Demokratik Toplum Partisi (DTK) ve Tevgera Jinên Azad (TJA) tarafından kurulan Bölge Kriz Koordinasyonu, çalışmalarını sürdürüyor. Hem "Kardeş Aile" kampanyası kapsamında hem de özgün çalışmaları kapsamında yüzlerce aileye gıda desteğinde bulunan koordinasyon, cezaevleri için de sosyal medya eylemleri yürüttü. Koordinasyon üyelerinden Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Zeynep Üren, koordinasyonun şu ana kadar yürüttüğü çalışmaları ve önlerindeki planlamaları anlattı.
 
'Siyasi tutsaklar ölüme terk edildi'
 
Zeynep, tüm dünyayı etkisi altına alan virüs karşısında her ülkenin tedbir aldığını ve bazı ülkelerin bu konuda yetersiz kaldığını belirterek, bunlardan birinin de Türkiye olduğunu söyledi. Zeynep, bu nedenle sivil kurumlar, partiler ve kadın örgütleri olarak bir koordinasyon oluşturduklarını ifade ederken, "Kolektif bir yaşam örmek ve kimseden yardım beklemeden birbirimiz ile dayanışma sağlamak istedik. Bizim sorumluluklarımızdan biri de halkımız üzerinde yürütülen kirli politikaları teşhir etmek ve halkımıza göstermektir. Bu salgın sürecinde bile ilk yaptıkları şey Kürt halkına, değerlerine, tarihine saldırmak oldu. Öte yandan binlerce siyasi tutuklu var ve bu salgın sürecinde en büyük tehlike cezaevleridir. Özellikle Türkiye metropollerindeki cezaevlerinde bulunan tutsaklar için şartlar çok daha zor. Tecavüzcülere, tacizcilere, katillere af çıktı, fakat siyasi tutsaklar cezaevlerinde ölüme terk edildi" diye belirtti.
 
'Komünal yaşayan bir halkız'
 
Cezaevlerini gündem yapmak ve seslerini duyurmak için bir çok çalışma yürüttüklerini dile getiren Zeynep, cezaevlerinin salgın öncesinde de hem yapısı hem de cezaevi yönetiminden kaynaklı tutuklu ve hükümlülerin sağlığını bozan, hastalık üreten mekanlar olduğunu kaydetti. Zeynep, “Hasta tutsakların salgın öncesi tedavilerinin yapılmaması ve uzun vadede kalıcı ağır hastalıkların artmaya başlaması bu yapı ve rejimin bir sonucudur. Salgın öncesi ağır hasta ve yaşlı tutsakların kayıtsız şartsız tahliye edilmesi beklenirken, salgın esnasında çıkarılan infaz yasası durumu parçalı ve eşitsiz bir şekilde ele almış, tutsak ve hükümlülerde suç tipine göre ayrıma giderek yaşam hakkı ihlali yapmıştır" dedi.
 
Yoksul yurttaşların yanında olmaya çalıştıklarını söyleyen Zeynep, böyle bir süreçte halkın birbiriyle paylaşım içinde olması gerektiğine dikkat çekti. Zeynep, "Salgınla mücadele ederken komşumuzu, akrabamızı da unutmamız gerekir. Biz zaten paylaşımı bilen, komünal yaşayan bir halkız. Bu süreçte de bunu ön planda tutmalıyız. Bu konuda önümüze koyduğumuz planlamaları da art arda hayata geçiriyoruz. Yaptığımız çalışmalara dair halkımızı da sürekli bilgilendirmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
 
'Salgında da Kürtler ötekileştiriliyor'
 
Çalışmalarını birkaç başlık üzerinden yürüttüklerini kaydeden Zeynep, başlıkları şöyle sıraladı: "Salgından kaynaklı halkımıza hijyen, izolasyon ve dayanışma ile ilgili yaptığımız çağrılarla başlayan çalışmalar, cezaevleri, tutuklu aileleriyle dayanışma içinde hukuki mücadeleyi yürütme, salgından kaynaklı alternatif üretim çalışmaları, Kardeş Aile çalışması, kadın çalışmaları, kültür ve dil çalışmaları, basın ve medya çalışmaları şeklinde devam etti. Hala bu başlıklarda çalışmalarımız sürüyor."
 
‘Salgın kapsamında yapılan test sayısı çok az’
 
"Kürdistan'da salgın için yapılan testler çok az. O nedenle 'Kürdistan'da salgın vakası az' ya da 'çok' diyemiyoruz. Salgın tedbirlerinde bile Kürt halkı ötekileştiriliyor” diyen Zeynep, devlet tarafından dağıtılan yardımların da birçok kesime ulaşmadığına işaret etti. Zeynep, “Bu konuda kriz koordinasyonunun başvuru hatlarına da gelen birçok aramadan bunu anlayabiliyoruz. Maddi imkanı olan ailelerimizin bize ulaşması üzerine maddi durumu olmayan ve kardeş aile olmak isteyen ailelerimizin görüşmesini sağlıyoruz. Başvuru yapan aileleri de durumu en acil olanları başa alacak şekilde listeliyoruz ve önce acil olan ailelerimize yardımı ulaştırıyoruz. Tabi hala çalışmalarımız ve çağrılarımız devam ediyor. Hala ulaşamadığımız çok sayıda aile var ve hepsine ulaşmak için elimizden geleni yapıyoruz" şeklinde konuştu.
 
'Paylaşan bir kültüre sahibiz'
 
“Kardeş Aile” kampanyasında vekillerin ve sanatçıların öncülük yaptığını söyleyen Zeynep, ihtiyacı olan aileleri vekiller ve sanatçılarla buluşturduklarını, ardından bunu geniş tabana yaydıklarını kaydetti. Gönüllü bir şekilde destek olmak isteyen yurttaşların da DTK ve HDP'ye gelerek ailelerin isimlerini alarak iletişime geçtiğini aktaran Zeynep, “Şu an Ramazan ayındayız. Yardımlaşmanın gelenekselleştiği ve kültür haline geldiği bir aydır da aynı zamanda. Bunun yanında Kürtlerde komşuluk kültürü, ilişkisi aynı zamanda bir aile ilişkisidir. Kimse yan köyde yaşayan komşusunun bile aç yatmasına izin vermez. Yardımlaşan, ekmeğini paylaşan, suyunu paylaşan bir kültüre sahibiz. Halkımızın bu kültürü bu süreçte de fazlasıyla hayata geçireceğine inanıyoruz. Kadınlar için özellikle duyarlılık çağrısı da yapıyorum. Çünkü kadınlar bu konuda en çok zorlananlar oluyor. 'Kadınlar birlikte güçlü' kampanyamız da var. Oradan da kadınlar için birçok şey yapabiliriz" ifadelerini kullandı.
 
'Kültür sanat etkinliklerimiz başlayacak'
 
Zeynep, hayata geçirmeyi planladıkları bazı çalışmaları ise şöyle aktardı: "Kriz Koordinasyonumuzun salgın odaklı kadın çalışmaları çok farklı başlıklarda, birçok kadın örgütüyle, yerel ve evrensel dayanışma ağları kurularak ve zenginleştirilerek kadınların ihtiyaçları doğrultusunda yapılmaya devam edilecek. Cezaevleri ile ilgili yeni bir imza kampanyası ve deklarasyon çalışması sürüyor. İnfaz yasasına yönelik itiraz ve Anayasa başvurusu için hukuk çalışmamız devam ediyor. İnfaz yasası ve cezaevlerine ilişkin hukuk ve insan hakları kurumlarıyla ortaklaşarak ulusal ve uluslararası düzeyde online panel-konferans-çalıştaylar planlıyoruz. Avrupa Birliği, BM ve insan hakları kurumlarına ailelerin 'Herkes için adalet, herkes için sağlık' adlı mektubunu göndereceğiz. Kardeş Aile kampanyasında milletvekili, sanatçılar ve kadınlar yeniden çağrı yapacaklar ve dayanışma ağlarını genişletmek için her kesime ulaşmaya devam edeceğiz. Kardeş Aile kampanyası kapsamında özellikle gönüllü bulma çalışmalarının ve halklar arası kardeş aile dayanışmamız sürüyor. Yakın zaman sonra toplumsal dayanışma ve hareketliliği sağlamak, halka moral vermek için izolasyon ve sağlık önlemleri alınmak kaydıyla mahalle/sokak bazlı kültür-sanat etkinlikleri başlayacak."
 
'Halkımız faşist saldırılara karşı da bilinçli olmalıdır'
 
Salgın sürecinde yurttaşların PTT ve bankalar gibi kamusal alanlardaki kalabalıklara dikkat çekerek, bu durumun en büyük risk olduğunu belirten Zeynep, şu uyarılarda bulundu: "Halkımız lütfen tedbirini alsın. Sadece kendisi için değil, komşusu için de tedbir alsın. Halkımız bu salgın sürecinde birbirini yalnız bırakmamalıdır. Sosyal dayanışma çok önemlidir. Bu zor günler elbet geçecektir ama önemli olan sonucunda pişmanlıklar yaşamayalım ve büyük sorunlara yol açmayalım. Aç uyuyan komşumuzdan da, tedbir alamayan akrabamızdan da, sokakta aç kalan hayvanlardan da sorumluyuz ve her konuda doğal sorumluluklarımızı almalıyız. Bugün salgının yanı sıra AKP ve MHP sistemi tarafından halkımıza yönelik faşist ve kirli saldırılar gerçekleşiyor. Halkımız bu saldırılar karşısında da bilinçli olmalı ve tavrını koymalıdır. AKP ve MHP ittifakını mutlu etmemeliyiz ve birbirimize sahip çıkmalıyız. Halkımızın gücüne, sabrına inancımız büyük. Bu süreci en kısa sürede atlatacağız ama en az kayıpla atlatmak için mücadele etmeliyiz."