Doktor Evin Toy: Kronik hastalar tedavilerini aksatmamalı

  • 09:04 5 Mayıs 2020
  • Sağlık
Şehriban Aslan - Zeynep Durgut
 
DİYARBAKIR - Diyarbakır Tabip Odası üyesi doktor Evin Bahar Toy, salgınla birlikte acillerdeki yoğunluğun düştüğünü ifade ederken, uyarında bulundu: “Salgın nedeniyle hastalık bulaşır diye hastanelere gidemeyen kronik hastaların tedavileri ertelenmemelidir. Kronik hastalıkları olan hastalarımızın kişisel koruyucu önlemi alarak kontrollerini aksatmamalarını öneriyorum.”
 
Salgın dünyada ve Türkiye’de hızla yayılırken bu salgından en çok etkilenenlerin başında sağlık çalışanları geliyor. Salgınla beraber sağlık çalışanlarının hastanelerde çalışma alanlarında da bir takım değişikler yaşandı. Diyarbakır Tabip Odası üyesi doktor Evin Bahar Toy, bu değişiklikleri anlattı. Yedi yıllık pratisyen hekim olan ve acil serviste çalışan Evin, salgınla birlikte kendilerini hem toplumdan hem de ailelerinden izole ettiklerini kaydetti.
 
‘Toplumdan daha çok kendimizi izole ediyoruz’
 
Salgının sağlıkçıların çalışma şartlarında ve gündelik hayatlarında birçok değişiklik yarattığını kaydeden Evin, kişisel koruyucu malzeme kullanımına ve hijyen kurallarına çok daha dikkat etmek zorunda kaldıkları bir süreç yaşadıklarına dikkat çekti. Evin, “Örneğin maske, eldiven, siperlik ve tulum normal poliklinik muayenesi yapan bir hekimin sürekli kullanmak zorunda olduğu malzemeler değildi. Pandemi süreci ile beraber hem hastaların sağlığını hem de kendi sağlığımızı korumak için bu malzemeler çalışma alanımızın olmazsa olmazlarına dönüştü. Yine salgın ile hastanede mücadele eden sağlık çalışanları mesai dışı saatlerde sosyal izolasyon kurallarına toplumun uyduğundan daha çok uymak zorunda kaldık. Bu nedenle birçoğumuz ailesi, çocukları, yakınları ile görüşemiyor” dedi.
 
‘Hastaları 3 gruba ayırıyoruz’
 
Evin acil servislerin pandemi öncesi ve sonrası çalışma durumlarına değinerek, acil servislere başvuran hastaların aciliyet durumuna göre yeşil alan, sarı alan ve kırmızı alan şeklinde 3 grup oluşturduklarını belirtti. Evin, “Yeşil alan hastaları esasında acil servise gitmeye gerek olmayan yani grip, baş ağrısı, hafif mide krampları gibi rahatsızlıklardan oluşur. Sarı ve kırmızı alan hastaları ise daha acil müdahale gereken hastalardır. Fakat salgın süreci ile birlikte yeni bir alan oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Pandemi ya da izolasyon alanı diye tarif ediyoruz. İzolasyon alanı ayrıca bir çalışma alanı oldu. Acil servis hekimi, triyaj (acil sorumlu) hekimi ve pandemi hekimi olarak 3 ayrı grupta çalışıyoruz. Hastalar ilk olarak geldiğinde pandemi hekimine yönlendirip yönlendirilmeyeceğini triyaj hekimi belirliyor” şeklinde anlattı.
 
‘Önce hastanın öyküsünü öğreniyoruz’
 
Acile gelen hastaların öyküsünü sorduklarını ifade eden Evin, hastanın Covid-19 ile bir teması olup olmadığını öğrenmeye çalıştıklarını söyledi. Sonrasında hastanın hafif bir muayeneden geçirildiğini belirten Evin, Covid-19’u düşündürecek bir klinik belirtisi var ise hastanın izole edildiğini vurguladı. Evin, Covid-19 belirtisi olan hastalara da poliklinik hekiminin müdahale ettiğini aktardı.
 
‘Hassasiyet gösteren tüm hastalara teşekkür ediyoruz’
 
Acil servislerdeki çalışma standartlarında ki değişiklik ile beraber acil servise başvuran hasta potansiyelinde ciddi değişikler oluştuğuna dikkat çeken Evin, “Salgından önce grip, nezle, baş ağrısı, bulantı gibi sebeplerle acil servisi başvurusu azaldı. Acile gelme yerine hastalar evde bol sıvı tüketerek, hijyen kurallarına dikkat ederek, bağışık sistemini güçlendirecek besin takviyelerini alarak da iyileşebileceklerini gördüler. Acil servislerin gerçekten acil vakalara ve salgın hastalara bırakılması pandemi ile mücadelede çok önemli bir adım oldu” diyerek hassasiyet gösteren bütün hastalara teşekkürlerini iletti.  
 
‘Kronik hastalar tedavilerine devam etmeliler’
 
Evin, son olarak şunları ifade etti: “Önemli başka bir şeyi de hatırlatmak istiyoruz. Salgın nedeniyle hastalık bulaşır diye hastanelere gidemeyen kronik hastaların tedavileri ertelenmemelidir. Salgın ile mücadele ederken diğer hastalıkları bir kenara bırakmak, toplum sağlığı açısından bir yöntem değildir. Bu sebeple kronik hastalıkları olan hastalarımızın kişisel koruyucu önlemi alarak bu şarta uyarak kontrollerini aksatmamalarını öneriyorum.”