‘Kadın basını erkeğin bakış açısını değiştirdi’

  • 09:46 5 Mayıs 2020
  • Güncel
Sozda Oremar
 
ŞEHBA- Sahada bulunan erkek gazeteciler özgün basının habercilikteki etkisine dikkat çekerek, “Kadın basını ilk kurulduğu zaman erkek gazeteciler olarak şoke olduk. Kadın karma basında yer alıyordu zaten ve özgün bir kuruma ihtiyaç duyulmadığı düşüncesindeydik. Fakat kadının duruşu, toplum üzerindeki etkisi ve egemen zihniyete karşı yürüttüğü mücadele, erkeğin kadına bakış açışını değiştirdi” dedi.
 
Özgür basın çalışmalarında kadın basınının yeri kuşkusuz ki oldukça önemli. Kürt kadınlar 90’lı yıllarda Gurbetelli Ersöz ile birlikte ilk defa bir gazetenin genel yayın yönetmenliği koltuğuna otururken, zamanla kendi özgün alanlarını daha da örgütlemenin zeminini buldu. 2000’li yıllarda dergi ve gazeteler ile kendi özgün çalışmalarını yapan Kürt kadınları, 2012 yılına geldiklerinde ise JINHA ile ilk özgün ajanslarını kurdu. Özgün kadın basın alanının gelişimi son olarak ise kendilerine ait bir televizyon fikri ile JIN TV ile taçlandı. Özgün kadın basını kullandığı dil ve argümanlar ile de erkek dünyası olan medyaya da savaş açtı adeta. Gelinen noktada özgün basın tarafından oluşturulan cinsiyetçilikten arındırılmış medya dili, erkek ve kadın dünyasını da yeniden yaratma ve yorumlama, yeni nesli de erk zihniyetten uzaklaştırma amacı güdüyor.
 
Peki, özgün basın gazeteciler üzerinde nasıl bir etki yarattı? Bakış açılarını nasıl değiştirdi? Özgün kadın basınına gerçekten ihtiyaç var mıydı? Bu soruların cevabını Kuzey ve Doğu Suriye’de gazetecilik yapan erkek meslektaşlarımızdan dinledik.
 
‘Kadın gazeteciler vardı fakat kadın basını yoktu’
 
Gazeteci Ferhat Şamî, daha önce kadının basında kendine ait özgün bir alanının olmadığını hatırlatarak, "Kadın basınından bahsettiğimiz zaman, dergi, gazete, elektronik basın ve TV'yi ele alarak geniş çerçevede değerlendirmemiz gerekiyor. Kadın basın tarihi, dünyada eril egemen zihniyetlerin yıllardır toplum üzerinde sürdürdüğü adet ve geleneklerinden ötürü eski değildir. 200 yıl öncesinde basında, çok önemli ve ilerleten adımlar atıldı. Yazılı basında çeşit çeşit gazeteler, radyo ve yayınevi çıktı. Ama kadın dili ve renginden oluşan bir basın, ne dünyada ne de Ortadoğu'da vardı. Kadın gazeteciler vardı fakat kadın basını yoktu. Kadın genel basında yerini alıyordu. Toplumun kimi anlayışlarını aşması ve kadın devriminin dünyada yaşanmaya başlanmasının ardından kadın gazete ve dergilerinin çıkması gibi adımlar atılmaya başlandı" diye konuştu.
 
‘Kadın sadece erkek dili ile yazabilir algısı vardı’
 
Ferhat, egemen ve erkek editör zihniyetinin kadın basını üzerine etkide bulunduğunu kaydederek, düşüncelerini şu ifadeler ile paylaştı: "Kadının siyasi, toplumsal ve askeri alana geçmesine izin vermiyorlardı. Kadını siyasi, toplumsal ve askeri alandan uzaklaştırarak, moda ve kıyafet gibi konularla meşgul ettiler. Kürt ve Ortadoğu toplumunda kadın basını konusu daha zahmetliydi. Kadın ve Kürt olduğu için egemenler tarafından eziliyordu. Kadının basında ve gazetede çalışması yasaktı. Kadını küçük görüyorlardı. Kadın sadece erkek diliyle yazabilir algısıyla kadına basın kapısını açtılar. Bununla beraber kadını gerçeklerden ve siyasetten uzaklaştırmak istediler. Kadını basında bir istismar aracı haline getirerek kullanmayı amaçladıklarından, dergi ve gazete kapaklarında kadın resimleri kullanıyorlar, bu da erkek zihniyetinden geliyor."
 
‘Öncü kadınlar kadın basınına imkan açtılar’
 
Kürt kadın özgürlük mücadelesi ile birlikte basında da ciddi değişimlerin yaşandığını söyleyen Ferhat, “Kadın basına geçtiği zaman erkek editör tarafından ölçüsü belirleniyordu ve güzel olması gerekiyordu" diye ekledi. Ferhat, özgün basının yol göstericisi kadınlara işaret ederek, “Gurbetelli Ersöz, Nujiyan Erhan ve Deniz Fırat gibi kadın basınına imkan açan toplumun öncü kadınları, kadın sorununu gündeme taşıyarak toplum üzerinde önemli bir etkide bulundu ve toplum da onlar üzerine etki etti. Toplumun özgürleşmesiyle kadının basındaki yeri de büyümeye başladı. Eskiden burada kadın sadece spiker olarak çalışabiliyordu ama şu anda imkanların açılmasıyla beraber editör ve yönetimde de yer alabiliyor ayrıca analiz de yapabiliyor. Avrupa basınında analiz yapan kadına küçük bir gözle bakılırdı ama Kürt toplumunda mücadele sayesinde bu durum atlatıldı. Bu da genel özgürlükle bağlantılı bir durum" dedi.
 
‘Kadın kıyafet ve güzelliği ile ekranlardaydı’
 
Efrîn bölgesi Ronahî gazetesi çalışanı gazeteci Selah Îbo da gazetecilikte yaşanan değişimlere dikkat çekerek şunları ifade etti: "Toplum, Ortadoğu'da kadını her zaman rejimin televizyonlarında görüyordu. Bu televizyonlar da kadını sadece kıyafet ve güzelliği için ekran başına çıkarıyordu. Kadının güzelliğini sunduğu haberden önce ön plana çıkarıyorlardı. Rojava Devriminden sonra çok sayıda gelişme yaşandı. Bu gelişmelerden biri de toplumun basına ve özellikle de kadın basınına karşı bakış açısının değişmesiydi. Savaşta, yürütülen direnişi takip etmek için kadınlar, savaşçıların yanında gazeteci olarak yer aldı."
 
‘Kadın basını ilk kurulduğu zaman şok olduk’
 
Özgün basın alanına ihtiyacı olup olmadığına da değinen Selah, "Kadın basını ilk kurulduğu zaman erkek gazeteciler olarak şoke olduk. Kadın karma basında yer alıyordu zaten ve özgün bir kuruma ihtiyaç duyulmadığı düşüncesindeydik. Ardından Suriye'de açığa çıkan kriz ve en çok kadının yaşadığı zorluklardan ötürü kadın gazetecilerin kadın sorunlarıyla daha çok ilgilenmesi için kadın basınına ihtiyaç vardı" sözleri ile görüşünü belirtti.
 
‘Kadın basın alanında da toplumun öncülüğünü üstleniyor’
 
Zamanla kadın basınının genel basına etki ettiğini söyleyen Selah, "Kadın, basın alanında ve birçok alanda toplumun öncülüğünü üstleniyor ve kadın sorunlarını çözmek için kadına hitap ediyor. Genel ve özgün basın arasındaki farklılık, genel basında cinsi problemler ön plana çıkabiliyor fakat özgün basında bunlar görünmüyor. Kadının duruşu, toplum üzerindeki etkisi ve egemen zihniyete karşı yürüttüğü mücadele, erkeğin kadına bakış açışını değiştirdi. Kadın basını tarihe tüm alanlarda mührünü vurabilir" şeklinde konuştu.
 
‘Toplumun köküne dönüşü kadın basını ile sağlanacak’
 
Ronahî gazetesi Efrîn bölge çalışanı İdrîs Henan ise kadının gücünü neolitikten aldığını belirterek, kadın basınında bu mirasın sürdürücü olduğunu kaydetti. İdrîs, “Özgürlük hareketinin çıkışıyla birlikte kadının rol ve misyonu aslına döndü ve toplumun tüm geriliklerini ve egemen sistemleri geride bıraktı. Eskiden her kadın erkeğin diliyle tanımlanıyordu ve çok ağır yükler omuzlarına yükleniyordu. Fakat mücadeleye ile kadının kendini adı, dili ve kimliğiyle tanıtmasına ve öyle gezmesine imkan tanındı. Toplumun asıl köküne dönüşü, kadın basınının öncülüğü ve her aşamadaki kadın mücadelesi ile ve özellikle de kadın basınının toplumu yaratmadaki rolü ile açıkça ifade edilebilir" ifadelerini kullandı.
 
'Hakikat ancak kadın eliyle tanınır'
 
İdris son olarak da, "Bu uğurda eşsiz bir mücadele yürütüldü ve çok ağır bedeller ödendi. Gurbetelli Ersöz, Deniz Fırat ve Şilan İbiş gibi isimler bu uğurda canını feda etti. Hakikat ancak kadın eliyle tanınır. Çünkü sistem eliyle yürütülen zihniyet, hakikat ve gerçeği kadın kadar açığa çıkaramaz ve toplumun aslına tekrar dönüp özünü tanımasına izin vermez" diye konuştu.