‘Kadınları bu süreçte koruyacak tek şey örgütlülük ve mücadeledir’

  • 09:05 6 Mayıs 2020
  • Güncel
Safiye Alağaş
 
İSTANBUL - Kadın ve çocuğa yönelik suç işleyenlerin serbest kalmasına neden olan infaz yasasının tamamıyla iptal edilmesini isteyen HDP’li Feray Mertoğlu ve TJA’lı Ronahi Kalkan, kadınları bu süreçte koruyacak olan tek mekanizmanın ise “örgütlülük, birliktelik ve mücadele” olduğuna dikkat çekti.
 
Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle hızlandırılarak AKP ve MHP’nin oylarıyla Meclis Genel Kurulu’ndan geçen yeni infaz yasası, kadınların kaygısını derinleştirdi. Yasayla birlikte cezaevinden çıkan kadın ve çocuğa yönelik şiddet failleri, yeniden suç işlemeye başladı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Kadın Meclisi’nden Feray Mertoğlu ile Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Ronahi Kalkan, yasanın tamamıyla iptal edilmesi gerektiğini dile getirdi. 
 
‘Serbest bırakılanlar denetleniyor mu’
 
Kadınları büyük bir tehlikenin beklediğini söyleyen HDP’li Feray Mertoğlu, salgın sürecinde kadınların evde kalmak zorunda olduğunun altını çizerek, “Erkekler de dışarıya çıkamıyor. Kadınlar da dışarıya çıkamıyor. Sürekli yüz yüze ve dışarıya çıkamadığı için kadınlar zaten bir şiddet tehlikesi ile karşı karşıya. Sürekli şiddete maruz kalabilirler. Acaba serbest bırakılanlar denetim altında tutuluyor mu? Bırakılanlar nasıl bir denetime tabi tutulacak? Bunların yapılmadığını çok iyi biliyoruz” dedi. 
 
Pandemi öncesinde de kadın örgütlerinin yasaya karşı mücadele ettiğini belirten Feray, “Evde olduğumuz halde sosyal medyada sesimizi duyurmak için elimizden gelini yaptık. Ama bunu durduramadık. AKP ve MHP iktidarı kadın düşmanı politikalarıyla ün saldı. Kadınlar zaten evde mevcut durumda erkekler tarafından şiddete maruz kalıyorlar. Bir de bırakılanlarla birlikte şiddet oranı artacaktır. Tam da bu noktada kadınların kendi mücadelesini büyütmeye, birbirleriyle dayanışmaya ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.
 
‘Halk infaz yasasına tepkili’
 
İnfaz yasasının ayrımcı bir yasa olduğuna dikkat çeken TJA’lı Ronahi Kalkan da yine şiddet faillerinin tahliye edilmesine işaret etti. “Tahliye edildikleri bilgisi mağdurlara bildirilmiyor. Şiddet mağduru kadınlar da doğal olarak büyük bir endişeye yaşıyorlar” diyen Ronahi, tepkilere rağmen yasanın Meclis’ten geçtiğini söyledi. Ronahi, “Sonuçlarını görüyorlar. Sonuçları can alıyor. Evde kal çağrılarından sonra katledilen kadınların sayısını tam anlamıyla bizler bilemiyoruz. Verilen rakamlar sadece resmi veriler. Gerçekte daha ağır bir bilanço olabilir. Çünkü kadın olmanın getirmiş olduğu tecrübelerden biliyoruz ki erkeklik öldürücüdür. Koronadan daha tehlikelidir” diye konuştu.
 
‘En güvendiğimiz evlerimizde tehdit altındayız’
 
Kadınlar olarak korona günlerinde en güvendikleri yerler olan evlerde tehdit altında olduklarını belirten Ronahi, evlerinde kalan birçok kadının evdeki erkeklerden şiddet gördüğünü ve katledildiğini vurguladı. Yeni infaz yasası ile birlikte kaygılarının had safhaya ulaştığını ifade eden Ronahi, şöyle devam etti: “Artık her gün içimizi yakan haberlerle karşı karşıya kalıyoruz. Her sabah farklı bir ölüm haberi ile gözlerimizi açıyoruz. Bu kırımı, katliamları gerçekleştirenler en yakın olanlarımızdır. Bu zihniyet ellerini kollarını sallayarak devletin onlara vermiş olduğu bu af yasasıyla birlikte caniliklerine, katliamlarına devam ediyorlar. Dolayısıyla bu zihniyeti cezaevine atmanın caydırıcı olmadığını görüyoruz. Çünkü cezaevinden çıktıktan sonra yine aynı suçları işlemeye devam ediyorlar. Bunu apaçık bize gösterdiler. Bu ayrımcı infaz yasasıyla bir kez daha bunu gördük. Cezasızlık algısı burada da ortaya çıkıyor.”
 
‘Kadınları koruyacak olan mekanizma kadın örgütlülüğüdür’
 
Kadınlar olarak yasanın tamamıyla geri çekilmesini istediklerini söyleyen Ronahi, topluma zarar veren bütün kişilerin bu yasa ile birlikte serbest kaldığını hatırlattı. Ronahi, kadınları bu süreçte koruyacak olan tek mekanizmanın “kadın örgütlülüğü, birlikteliği ve mücadelesi” olduğunu dile getirirken, “Mevcut sistemde bundan başka kendimizi koruyabileceğimiz bir mekanizma yok. Bu nedenle kadınlar olarak özsavunma gücümüzü, öz irademizi güçlendirmemiz gerekiyor. Bu bilinç temelinde mücadelemizi yükseltmemiz lazım. Biz kadınlar daha fazla kenetlenerek örgütlü mücadeleye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Ulus, kimlik, inanç fark etmeksizin sadece kadın kimliği etrafında kenetlenmemizden başka şansımız yok. ‘Bugün mü öleceğiz, yarın mı öleceğiz’ düşüncesiyle yaşamak istemiyoruz. Erkek katliamlarını geliştirirken, bu konuda herhangi bir ayrım yapmıyor. Bizlerin de bu durum karşısında yekvücut olmamız gerekiyor. Tüm kadınlar bir olursa erkek egemen sisteme karşı durabilir. İsyan bayrağını dalgalandırabilir. Ve sistemi temelinden sarsabilir” diye sözlerine yer verdi.