Ayşe Berktay: Atamadığımız adımların bir parçası da cezaevleri

  • 09:07 12 Mayıs 2020
  • Güncel
Habibe Eren
 
ANKARA - İnfaz yasasında siyasi tutsakların kapsam dışı bırakılmasını “Hayattan tasfiye etmeye çalıştılar cezaevlerine koydular. Sonra toplumdan tasfiye etmeye çalıştılar artık tümden yok etmeye çalışıyorlar” sözleriyle açıklayan Ayşe Berktay, “İnsanlar umursamaz değil ama bir adım daha atmak lazım” çağrısında bulundu.
 
Geçtiğimiz günlerde aralarında aydın, yazar, gazeteci, akademisyen ve aktivistlerin yer aldığı 393 kadın, ortak metinle infaz yasasındaki eşitsizliğin giderilmesi; hükümlü ve tutukluların yaşam ve sağlık hakkının korunması amacıyla 9 maddelik taleplerin yer aldığı metni kamuoyu ile paylaştı ve ayrımcılığın giderilmesi için çağrıda bulundu. Özelikle siyasi tutsak kadınlardan gelen haberlerin kaygı verici olduğunu belirten kadınlar, infaz yasasının siyasi tutuklular ve hükümlüleri kapsayacak şekilde genişletilmesini istedi.
 
Metne imza atan kadınlardan biri de Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyesi Ayşe Berktay’dı. Cezaevlerinin durumuna dikkat çeken Ayşe, salgının cezaevlerinde yayılması durumunda bir kırım yaşanacağı uyarısında bulundu.
 
‘İnsanlar göz göre ölüme mahkum ediliyor’
 
Cezaevlerinin durumunun kötü olduğunu ve kendileri açısından halledilmesi gereken bir sorun olduğunu belirten Ayşe, insanların göz göre göre hastalığa ve ölüme mahkum edildiğini vurguladı. Bu durumun kabul edilemez olduğunun altını çizen Ayşe, “Haksızlık var, hiç kimsenin hastalık karşısında çaresiz bırakılmaması gereken bir ortam da üstelik de ayrımcılık yapılarak sadece siyasi mahpuslar içeride bırakılmış vaziyette. Cezaevinin koşulları zaten kötüydü bir de salgın koşulları eklenince durum hiç iyi değil” dedi. 
 
‘Cezaevlerinde eziyeti ve zarar vermeyi görev bilmiş bir yönetim var’
 
İnsanların dışarıda ve evlerinde virüse karşı kimi önlemler alabildiğini ancak cezaevlerinde her şeyden yoksun bırakılmış tutsakların bu koşullarda önlem alamadığını dile getiren Ayşe, “Sürekli size eziyet etme ve zarar vermeyi kendine görev bilmiş bir idareler yönetimi var. Kapalı mekanlarda korkunç şeyler yaşanıyor. Salgının cezaevinde yayılması durumunda bir kırım ve katliam yaşanır. Zaten çıkarılan bu yasa ile kırıma davetiye çıkarılmış durumda.  İnsanın içinin kaldırabileceği bir hal değil” İfadelerini kullandı. 
 
Koronavirüsün cezaevlerine yayıldığını, en son Silivri Cezaevi'nde 40 tutuklu ve hükümlünün testinin pozitif çıktığını anımsatan Ayşe, cezaevlerinde çocuklu ve hasta tutsakların durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Cezaevlerinde son süreçte su ve beslenme ihtiyacının karşılanmadığını dile getiren Ayşe, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnfaz koruma memurları Adalet Bakanlığı’nın aksine cezaevlerinde değil ‘evimizde kalıyoruz’ diyorlarmış. Doğru dürüst bir önlem yok ama infaz koruma memurları herkesle temas halindeyken, farklı koğuşta kalanlar birbirine temas ettirilmiyor. Dezenfektan ve hijyenik malzeme sıkıntısı var. Beslenme güçlüğü çekilirken orada bağışıklık sistemi nasıl güçlenecek. Cezaevinde bu koşullarının sağlanmasının imkanı yok. Herkesi eşit bir şekilde bırakmaları lazım. Bırakmadıklarını gözden çıkardılar, harcanabilir gördükleri için bırakmıyorlar.  Ama biz onları öyle görmüyoruz.”
 
‘Tasfiyeden sonra artık tümden yok etmeye çalışıyorlar’
 
Siyasetçilerin, gazetecilerin, aktivistlerin ve kadınların bırakılmama nedenini, “Çünkü onları sorun olarak gördüler ve hayattan tasfiye etmeye çalıştılar cezaevlerine koydular. Sonra toplumdan tasfiye etmeye çalıştılar artık tümden yok etmeye çalışıyorlar” sözleriyle değerlendiren Ayşe, cinayetten, istismardan, şiddetten, gasptan ve hırsızlıktan yargılanan faillerin serbest bırakıldığını ve toplumun içine salındığını belirtti. “Böyle bir kaotik ortamda bir de bunları salıverdiler. Üstelik bu salıverilme kadınlar açısından ayrı bir sorun teşkil ediyor” diyen Ayşe, şiddet uygulayan pek çok erkeğin tekrar aynı evlere dönmesi için serbest bırakıldıklarına dikkat çekti. 
 
‘Önlerine çıkan her şeyi fırsat olarak kullanıyorlar’
 
Kadınların yaşamının bir kez daha tehlikeye atıldığını ifade eden Ayşe, hiçbir önlem alınmadığı gibi aksine önlem oluşturan İstanbul Sözleşmesi’nin ve yasaların uygulanmadığını dile getirdi. Kadın örgütlerinin bu alanda yürütmeye çalıştığı faaliyetlerin etkisizleştirilmeye çalışıldığının altını çizen Ayşe, şöyle devam etti: “Böyle bir ortamda toplumu örgütleyen, fikir üreten, haber yapan mücadele eden insanları içeride tuttular. Buna tabiri caizse ‘köpekleri salıverip taşları bağlamak’ derler. Bunlara karşı toplumla birlikte mücadele eden ve öncülük eden insanları içeride tutuyorsunuz. Sadece içeride tutmuyorlar. Bunun başka bir saiki de var: Allah’ın lütfuymuş gibi davranıyorsunuz ve buradan yararlanarak ‘belki de hastalıktan biz yolunu açalım bu işin fıtratıdır’ diyorsunuz ve yok etmeye çalıyorsunuz. Cezaevine koyma zaten yok etme' teşebbüsüdür. Oradakileri yok edemediler.  Şimdi önlerine çıkan her şeyi bir fırsat olarak kullanıyorlar.”
 
‘İnsanlar umursamaz değil ama bir adım daha atmak lazım’
 
“Ne yapabileceğimizi kestiremediğimiz bir haldeyiz. İnsanlar umursamaz değil, mesela cezaevi konusunda ciddi bir duyarlılık var” diyen Ayşe, insanların bu haksızlığa tepki gösterdiğini ancak artık ne yapacaklarını bilmediğini dile getirdi.  Ayşe, “İnsanlar sosyal medyayı kullanıyor tepkisini gösteriyor, imza topluyor, Meclis’te bunun mücadelesini veriyor. Bir ilerisini atmak lazım. Kırılması gereken bir şey var. Bu korkudan olmayan bir şey de değil. Şu anda tam bir felç durumu var.  Sokağa çıkamıyorsun,  belki fiziksel mesafeli şeyler yapmak lazım.  Ama ona da izin vermiyorlar. İzin istediğimizden değil ama hak arayanlara yönelik ciddi bir saldırı söz konusu” diye belirtti. 
 
‘Atamadığımız adımların bir parçası da cezaevleri’
 
Cezaevleri dışında milyonlarca insana ücretli izin hakkının verilmediğini ve bu kesimin gözden çıkarıldığını ifade eden Ayşe, “Ekonomi işlesin diye insanları çalıştırmaya devam ettiler. İnsanlar işe gitmezsem ‘aç kalırım’ diyor. Burada grup grup insanlar işe gitmezse; o açlık hali ihtiyaç hali ortaya çıktığında toplumsal dayanışma yükseldiğinde komşusunun mahallesinin ihtiyacını karşılamaya kalkmayacak mı? Deprem olduğu zaman insanlar Kocaeli’ye Van’a gittiler. Ben böyle bir yerde dayanışma ruhunun mutlaka ortaya çıkacağını düşünüyorum. Bu adımı atmaya cesaret etmemiz lazım. Bu ülkenin insanları olarak bir adım atmamız lazım. Bu atamadığımız adımları bir parçası da cezaevleridir” dedi.
 
‘Bunun yolunu bulacağız çünkü dert ettik’
 
İnfaz düzenlemesinin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındığını anımsatan Ayşe, ancak bu duruma bel bağlamamak gerektiğini kaydetti. Ayşe, “Elbette mücadele edeceğiz arkadaşlarımızı çıkaracağız ama nasıl? Ortada bunun gücünü göremiyoruz. Umutsuz olduğum için söylemedim bunları. Mutlaka farklı bir şey yapmamız gerekli. Bunun da acilen ne olduğunu bulup çıkarmamız gerekiyor. Biz bunun yolunu bulacağız çünkü dert ettik. Bu yolu çok hızlı bulmamız lazım. Onun için herkesi cezaevleri ile temas kurmaya, aklının bir tarafının orada olmasına çağırıyorum. Bu işe biraz daha odaklanmamız gerekiyor” diye konuştu.