Foza Yûsif: Küçük hesaplar peşinde olursak boğuluruz

  • 09:11 14 Mayıs 2020
  • Güncel
Ronahî Nûda
 
QAMIŞLO - PYD Eşbaşkanlık Kurulu üyesi Foza Yûsif, Kürtlerin tarihten ders çıkarması gerektiğini belirterek, “Şunu çok iyi bilmeliyiz ki kazanımlarımızın korunması ancak Kürtlerin birliğinden geçiyor” dedi. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın bölgeye dönük eleştirisinin yerinde olduğunu ifade eden Foza, “Küçük hesaplar peşinde olursak boğuluruz” diye kaydetti.   
 
Kürt ulusal birliği tartışmaları gündemdeki sıcaklığını koruyor. PKK Lideri Abdullah Öcalan 27 Nisan’da kardeşi Mehmet Öcalan ile ilk kez gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde de Kürt ulusal birliğinin sağlanması gerektiğine işaret etmişti. Kuzey ve Doğu Suriye’de kurumların demokratik yapıyı büyütemediği eleştirisinde bulunan Abdullah Öcalan, “Dükkân küçük olsun benim olsun yaklaşımını asla kabul etmiyoruz. Küçük dükkân ne Kürtlerin ne de diğer kesimler için gerekli değildir. Dükkânın büyük olması ve herkesin o dükkânda kendini temsil etmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulunmuştu. Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Kurulu üyesi Foza Yûsif, Abdullah Öcalan’ın eleştiri, öneri ve bölgedeki gelişmeleri ajansımıza değerlendirdi. 
 
*PKK Lideri Abdullah Öcalan ve İdris Barzani arasında 1982 yılında imzalanan protokolü nasıl görüyorsunuz?
 
İşgalci güçler her daim Kürdistan’ın işgali için Kürtleri birbirine karşı savaştırmayı amaçlamışlardır. 1982 yılında da Kürtler arasında savaşın olması için böyle bir çaba vardı. 1982 yılında Sayın Abdullah Öcalan ve Sayın İdris Barzani arasında imzalanan protokol çok anlamlı ve tarihidir. Bugün de Kürtlerin birliğini bu esaslar üzerinden kurabiliriz. Protokolde oluşacak herhangi bir sorunun diyalog yolu ile çözülmesi öngörülüyor ve silahlı çatışmadan da uzak durulması isteniyor. Biz Kürt partilerinin de bunu öncelik olarak esas alması gerekiyor. 
 
Bütün dünya biz Kürtlerin bir hak sahibi olmaması için bir çaba içerisindedir ve kazanımlarımız karşı da büyük bir saldırı var. Partilerin ideolojileri farklı olsa da ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda bu çıkarlarımıza karşı uyanık olmamız lazım. İdeolojik çıkarlarımızı ortak ve ulusal çıkarlarımızın üzerinde tutmamamız gerek. Bu yüzden protokol biz Kürtler için oldukça önemlidir. Bugün de belirlenen maddeleri esas alabiliriz. Bunun için de siyasi partilerin sorumluluk alması şart. Önder Apo’nun bu protokolün güncellenmesi önerisi anlamlı. Çünkü bizler bugün de bir çıkmaz ile karşı karşıyayız ve böyle bir protokolün oluşturulması farz olmuştur. Bizler bunu gündemimize alacağız.  
 
“Kürtler 20’nci yüzyılda parçalı oldukları için kaybettiler. 21’inci yüzyılı birlik ile kazanmalıyız.”
 
*Hegemonik güçlerin Sykes Picot ve Lozan anlaşmalarını yenileme planları var. Halklar bu anlaşmaları nasıl boşa çıkarabilir? 
 
Ortadoğu’da yeni bir siyasi harita ve yeni bir yüzyılın hazırlıkları yapılıyor ki gelecek ona göre inşa edilsin. Dünyadaki hegemonik güçler, büyük bir çatışma içerisindeler. Herkes kendi çıkarını nasıl koruyacağının derdinde. Kürt halkı olarak tarihsel bir süreç ile karşı karşıyayız. 20’inci yüzyılda vatansız, topraksız bırakılarak parçalandık. Bu yüzden bizler üzerinde büyük oyunlar dönüyor.  Bu oyunlar bu yüzyılda da devam ediyor. Şuanda da işgalci güçler Sykes Picot ve Lozan anlaşmalarını yenilemek istiyor. Kürdistan üzerindeki işgali bir yüzyıl daha uzatmak istiyorlar. Elde edilen kazanımları ortadan kaldırmak ve tek parça değil tüm Kürdistan üzerinde olmasını istiyorlar.  
 
Kürtler üzerindeki imha ve inkar siyaseti henüz bitmiş değil. Kürtler halen katliam kılıcından geçiriliyor. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki kazanımlarımızın korunması anca Kürtlerin birliğinden geçiyor. Bizler ne kadar bu birliği ne kadar güçlü yaparsak Güney ve Rojava Kürdistanı’ndaki kazanımları o kadar koruyabiliriz. Bununla imha politikaları, Kuzey Kürdistan’da yaşanan katliamların ve İran’daki idamların önünde hep beraber durabiliriz. Kürdistan’da bir parça kendini diğer parçadan ayrı göremez. Düşmanımızda bizi böyle ele almıyor. Her parçanın özerkliği var. Ama bu her parçada ortaklığımızın olmadığı anlamına gelmiyor. Bugün Kürdistan toplumu birbirinden çok etkileniyor. Kürdistan ne kadar parçalanmış olsa da başarı ve başarısızlıklar birdir. 
 
Kürdistan sorunu bölgesel bir sorundur ve bütün bölgeleri etkiliyor. Eğer bu sorun genel olarak ele alınmazsa Ortadoğu’da Kürtler arasındaki çatışma devam edecektir. Birliğimiz ile anca kendimizi koruyabilir ve geleceğimizi inşa edebiliriz. Bu yüzden yeni planlanan Lozan anlaşmasını ve Sykes Picot’u birliğimiz ile yenebiliriz. Biz Kürtler bu süreçte ortak strateji ve akıl üretebilir ve bu süreçte rol sahibi olabiliriz. Şuan her şey iyi ve yolunda diyemeyiz. Bugün bölgemizde 3’üncü Dünya Savaşı yürütülüyor. İşgalciler 1’inci ve 2’nci Dünya Savaşı’nda Kürtleri haklarından uzaklaştırdılar. Bizlerin tarihten ders çıkarmamız ve bir daha böyle bir şeyin yaşanmaması için mücadele etmemiz gerekiyor. 
 
Kürtler 20’nci yüzyılda parçalı oldukları için kaybettiler. 21’inci yüzyılı birlik ile kazanmalıyız. Her daim zaman o kadar uygun olmuyor birliğin sağlanması için. Bizlerin zamanı iyi okuması lazım. Her zaman elimize böyle bir imkan geçmez. Her dönemden daha fazla bu dönemde birliğe ihtiyaç var. Tüm partilerin sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor ki bir daha aynı acıları yaşamayalım.  
 
*Kuzey ve Doğu Suriye’de örgütlenmenin gerçekleşmesi için hangi adımların atılması gerekiyor?
 
Kürt toplumu çok büyük oranda parçalanarak dağıtılmış bir durumda. Bu parçalılığın toplumumuz üzerinde büyük ve olumsuz bir etkisi var. Toplumumuzu bu durumdan çıkarabilmemiz için özgürlük bilincini yükseltmemiz ve örgütlülüğünü sağlamamız gerekir. Kürt toplumu kurumsuz kalmış durumda ve özgürlüğün olmadığı toplumlarda kurumlaşma da gerçekleşmez. Kürt toplumunda her zaman birileri kararları almış onlarda yerine getirmişlerdir. Yani alınan kararların gerçekleşmesi için sadece araç olmuşlardır. Sömürgecilik kendini yönetme iradesini yok etmiştir. Eskiden iki Kürt bir araya gelemezdi ama artık kurumlaşmaya doğru gidiyoruz. Kurumsallaşma büyüdükçe toplumsal birliktelik de büyüyor ve kendine yeterlilik gerçekleşiyor. Örgütlenmeni ne kadar büyütür ve geliştirirsen o ölçüde kendini de gerçekleştirirsin. Kendini gerçekleştirdiğin oranda da örgütlenme bilincin ortaya çıkar. Kürt toplumu olarak büyük düşünmek zorundayız. 
 
Toplum olarak kendi içimizde örgütlü olmalı ve diğer toplumlarla da birlik içerisinde olmalıyız. 20’nci yüzyılda birçok yapı karşı karşıya gelerek savaştılar. Bu durum ulus devletlerin daha da güçlenmesine ve halkların birliktelik ve eşitlik mücadelelerinin zayıflamasına neden oldu. Şimdi şovenist fikirlerin toplumlar arasında yaygınlaşması için büyük uğraş içerisinde olan yapılar var. Başta Türk devleti olmak üzere bütün sömürgeci güçler halklar arasında savaş çıkarmak ve düşmanlıklar geliştirme peşindeler. Bu konuda çok uyanık olmak olaylara geniş bir perspektif ve strateji ve uzun vadeli yaklaşmak zorundayız. Ancak bu şekilde kendimizi bölgemizde yaşanan kargaşa ve felaketlerden koruyabiliriz. Aynı zamanda küçük hesaplar peşinde olursak boğuluruz. Önder Apo da bu konuyu bir örneklemeyle dile getirdi. Toplumumuzun anlaması büyük bakkal-küçük bakkal örneği ile küçük hesaplar ve fikirlerle kendimizi Kürtler olarak koruyamayacağımızı gerçeğini ortaya koymuştur.
 
“Kürtlerin birliği sadece PYD ve ENKS ile olmaz. Diğer partilerin de bu birliğe katılması gerekir.”
 
*Ulusal birlik için Kuzey ve Doğu Suriye’de bazı adımlar atıldı. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
ENKS ile uzun bir süredir ulusal birliğin gelişmesi için bir iletişimimiz var. Bizler de Rojava Kürdistanı olarak zorlu bir süreçten geçiyor ve burada halen Suriye’nin krizi devam ediyor. Bu süreçte Kürt halkı olarak bizler de Suriye’de söz sahibi olmamız ve ortak bir siyaset ile hareket etmemiz gerekir. Bundan daha çok güç alırız. Geçtiğimiz dönemlerde Kürt siyaseti arasında bazı sorunlar baş gösterdi. Bu sorunlarda bazı toplantılarda Kürtler somut olarak katılamamasına neden olurken, düşmanda bizleri karşı karşıya getirmek için oyunlar oynadı. Bizler Demokratik Birlik Partisi olarak farklı Kürt siyasetçilerin olmasına saygı duyuyoruz. Kürtlerin birliği sadece PYD ve ENKS ile olmaz. Diğer partilerin de bu birliğe katılması gerekir. Bu konuda belirli ve olumlu adımlar atıldı fakat belirli bir sonuca evirilmedi henüz. Bizler umutluyuz ki bu adımların iyi bir şekilde devam etmesinde, çünkü bizler açısında uygundur. Geçtiğimiz dönemlerde dış güçler ulusal birliğe karşı çok engel çıkardı. İlk defa Kürtlerin birliği ve uluslararasının çıkarları bir birlerine örtüşüyor. Bu da Kürtler için tarihi bir fırsattır ve bu fırsatı da iyi değerlendirmemiz gerekir. Her tarafta şartlar uygundur olumlu adımların atılması için. Bizlerde Demokratik Birlik Partisi olarak olumlu bir sonuca evirilmesi için üzerimize düşen her görevi yapmaya hazırız. Bu şekilde düşmanı aramızdan çıkartarak kendimizi daha iyi koruya biliriz ve halkımızın dili ola biliriz.
 
*Suriye Rejimi ile olan ilişkiniz hangi aşamada?
 
Şimdiye kadar Suriye rejiminin yaklaşımında her hangi bir değişim olmadı. Öyle görünüyor ki İdlib’in durumu, Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’nin işgali aynı zamanda Suriye’de ki karışıklık devam edecek. Bir diğer nokta uygulanan ambargo Haziran ayında Sezar kanunları ile daha çok ağır olacak ve Suriye’ye büyük etki edecek. Suriye konusunda çözüm üretmemek sorunların daha çok derinleşmesine neden oluyor ve dış güçlerin bölgede daha çok güçlenmesine kapı aralıyor. Bizler Suriye’de gerçekleşen sorunların sorunları için belirli adımlar attık. Bu sorunların demokratik, siyasi bir yolla değişmesini sunduk. Fakat Suriye rejimi tarafından herhangi bir adım atılmış değil.  Suriye hükümeti diyalog çerçevesinde halen zamanı görmüyor. Öyle ki Suriye’de istikrarın oluşması için demokratik bir değişim olması gerekir. Aynı zamanda Suriye’de bulunan diğer bileşenlerinde Suriye’nin geleceğinde söz hakkı olması ve haklarının verilmesi gerekir. Bu olmazsa yaşanılan kriz farklı bir renkte hep devam edecektir. Kısacası söylemek gerekirse Suriye hükümetinin muhafazakar ve eski yaklaşımları bu süreçte de devam ediyor.
 
*PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kürt sorunun çözümü ve bölgede etkisi nasıl oluyor?
 
Önder Apo Ortadoğu coğrafyasını çok iyi tanıyor ve bununla ilgili de öngörülü bir gücü var. Bir diğer tarafta Önder Apo Suriye’de 20 yıl kaldı ve Suriye, Lübnan ve Türkiye’nin durumunu çok iyi biliyor. Her açıdan Ortadoğu’yu yakından takip ediyor ve siyasetinde rol aldı. Kürt toplumu Önder Apo’yu dinliyor ve perspektifleri siyasette esas alınıyor. Bu yüzden Önder Apo’nun şahsi bir tutuklu olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Demokratik ulus paradigması ile büyük bir etkiye sahip ve sorunların çözümü noktasında büyük bir rol oynuyor. Bu yüzden devam eden tecrit bu perspektifin dışarı çıkmaması içindir. Halk sürekli ‘çözüm İmralı’da’ diyor, bu nedenle Önder Apo’nun muhatap alınması krizin çözülmesi için ve değişimin olması noktasında çok önemli.
 
“Arap halkı politiktir, Önder Apo’nun düşüncelerini takip ediyor ve anlıyorlar. Hatta takdir ediyorlar ve bölgede yaşanan krizi kemiklerine kadar hissetmişlerdir.”
 
*PKK Lideri Arap ve Doğu Suriye’de bulunan dostlara selam göndermişti. Arap aşiretlerin paradigmaya yaklaşımı ne boyutta?
 
Önder Apo Ortadoğu için savunmalarında geniş ve güçlü değerlendirmeler yapmış. Ortadoğu da sorunun bir olduğu hakikatini Arap halkı da çok iyi görüyor. Kuzey ve Doğu Suriye’de 10 yıl süren savaştan Arap halkı tecrübe aldı. Demokratik ulus perspektifi birlikte ortak bir gelecek örebilme yolunu gösterdi. Eğer bu paradigma olmasaydı durumumuz Libya’nın durumu gibi olur ve iç çatışmalar baş gösterirdi. Arap halkı çözümün düşmanlıktan değil de özgür bir gelecek inşa etmekte olduğunu çok iyi görmüştür. Arap halkı politiktir, Önder Apo’nun düşüncelerini takip ediyor ve anlıyorlar. Hatta takdir ediyorlar ve bölgede yaşanan krizi kemiklerine kadar hissetmişlerdir. Demokratik ulus tüm Suriye için bir çözüm kapısıdır. Demokratik ulusu ne kadar hızlı yayar isek o kadar faşizmin ve ulus devletlerin önünü almış oluruz. Arap halkı da bu gerçekliği görüyor ve çözümü Önder Apo’nun fikirleri olduğunu söyleyerek ona göre hareket ediyor.