Karantina sürecindeki kadınlar: Çocukların kaygıları arttı

  • 09:01 19 Mayıs 2020
  • Güncel
Medya Üren
 
MARDİN - Kadınlar, çocuklarının karantina sürecini anlatıyor: "Hayata dair kaygı düzeyleri yükselmeye başladı. Teknolojik aletlerle daha çok ilgileniyorlar. Çocuklarda korku oluştu ve korku sonucu temizliklerine daha dikkat etmeye başladılar.”
 
Yeni tip koronavirüsün (Covid-19) tüm dünyaya yayılması beraberinde sokağa çıkma kısıtlamalarını da getirdi. Başta çocuklar olmak üzere sokakları boşaltanlar, artık evlerde zaman geçiriyor. Ancak en hareketli yaşlarda evde kalmak, çocuklar için hayli zor. Marya Abide Değer, Yesribe İliş ve Zeynep Sevinç, çocuklarının karantina sürecini anlatıyor. 
 
'En önemli olumsuzluk dijital dünyaya bağlanmaları oluyor'
 
5 ve 7 yaşlarında iki çocuğu olan Marya Abide Değer, süreç ilerledikçe daha çok sıkıntı yaşadıklarını belirtiyor. Marya, karantinanın ilk günlerinin çocuklar açısından eğlenceli geçtiğini, ancak eğlenceli havanın, yerini sıkıntı ve sinire bıraktığını söylüyor. Bu süreçte çocuklar açısından yaşanan en olumsuz durumlardan birinin “internet kullanımı” olduğunu ifade eden Marya, "Olumsuzluklardan biri, çocukların internet kullanma oranlarının artmasıyla beraber dijital dünyaya bağlanmasının gelişmesidir. Virüs bittikten sonra da çocuklarımızın bunlardan vazgeçmesi, onları vazgeçirmemiz oldukça zaman alacaktır. Önümüzdeki başka bir sorun, çocuklarımızın asosyallikten ötürü yöneldikleri dijital oyunlardır. Benim çocuklarım daha çok film izlemek üzere televizyon ile vakit geçiriyorlar. Günden güne değişmekle beraber yaklaşık 2-3 saat vakit geçiriyorlar. Vakitlerinin çoğunu bilgisayar ve televizyon başında geçiriyorlar. Buna engel olmaya çalışıyoruz ve ben kısıtlayıcı bir anne olmama rağmen bu noktada zorlanıyorum. Daha şimdiden, karantina bittikten sonra bununla nasıl baş edeceğim üzerine düşünüyorum" sözlerine yer veriyor.
 
'Asosyal bir dünya kuruluyor'
 
Bir diğer olumsuzluğun, eğitim olduğuna dikkat çeken Marya, okulun sadece eğitim vermekle kalmayıp aynı zamanda çocukların sosyalleşmesini de sağladığını belirterek şunları söylüyor: "Biz okul ortamından uzak kaldık, bir eğitim süreci geçiremiyoruz ve uzaktan eğitimden de verim alamıyoruz. Derslerden ciddi bir kopukluk var. Gün içerisinde konsantre olamıyorlar. Öbür taraftan çocuklar gittikçe asosyal bir hale bürünmeye başladılar. İnsanlardan yavaş yavaş kaçmaya başladıklarını fark ettim. Hatta dışarı çıkmama durumu onlar için daha zevkli bir hale gelmiş gibi. Çünkü hastalıktan korkuyorlar ve dışarı çıkmak istemiyorlar. Bu korku onlar için çok bağlayıcı olmaya başladı. Bu durum beni kaygılandırıyor. Tabi medyayı takip ettiğimizde, haberlerden ölüm oranlarını izlediğimizde onlar da yanımızda bulunuyorlar ve bu durum onları da kaygılandırabiliyor."
 
'Hayata dair kaygı düzeyleri yükselmeye başladı'
 
Çocukların, karantina sürecinde yaşadıkları korku ve kaygıları karantina sonrasında aşmanın zor olacağına işaret eden Marya, “Çeşitli destekler almamız gerektiğine inanıyorum. Hatta bir anne olarak kendim de destek almaya ihtiyaç hissedebilirim. Çünkü sürekli olarak evin içinde, çocukların ihtiyacını gidermeye ve kaygı düzeyini düşürmeye dönük ultra bir enerji harcamamız gerekiyor. Bu noktada da maalesef her zaman olduğu gibi yine annelere daha büyük bir rol ve misyon düşüyor” diyor. Marya, çocukların doğa ile bağını da koparmamak amacıyla balkonda çiçek ekmeye başladıklarını söylüyor. Marya, “Doğanın hayatımızdaki önemini daha ciddiye almaya başladılar ve önemsediler” ifadelerini kullanıyor.
 
'Çocuklarım en çok eğitimde zorluk yaşıyor'
 
Yesire İliş’in beş çocuğu var. Yesire için beş çocuğu ile eve kapanmak daha zorlu bir süreç yaşatıyor. Okul ve dershanelerin kapanması ile tüm çocukların da bütün gün evde olduğunu ifade eden Yesire, "Üç çocuğum sınava hazırlanıyordu ama hastalık süreci onları da çok olumsuz etkiledi. Çalışmaları aksamaya başladı. Hepimiz oldukça zor bir dönemden geçiyoruz. Çocuklarım en çok eğitim alanında zorluk yaşıyor. Sınava girecekler ve bu kaygı onları zorluyor. Çalışma sistemleri değişti. Biz bile çok etkileniyorken, çocukların etkilenmemesi olamazdı. Bu hastalığın en kısa zamanda bitmesini diliyorum" diyor.
 
'Eski oyunları öğretiyorum'
 
İki küçük çocuğu ile oyun oynayarak evde zaman geçirmeye çalıştıklarını dile getiren Yesire, “Eski zamanlarda oynadığımız oyunların hiçbirini şu anki nesil oynamıyor. Ev içerisinde yapay oyuncak ve oyunlar ile oynuyorlar. Çocuklarım da oyuncaklar ile oyun oynuyor. Dijitalleşme çağındayız ve çocuklarımız bilgisayar, telefon gibi teknolojik aletlerle ilgilenmekten daha çok hoşlanıyor. Bu tür araçlar daha çok ilgilerini çekiyor ama oğluma farklı oyunlar öğretmeye çalışıyorum. Her ne kadar tüm günümüzü evde geçirmek durumunda kalsak da çocuklarla iyi anlaşıyoruz" diye belirtiyor.
 
'Ev ortamı eğitim ortamı kadar etkili olmuyor'
 
Üç çocuğu olan Zeynep Sevinç de çocukların en çok zorlandıkları konunun eğitimin sürdürülmesi olduğuna işaret ediyor. Karantina sürecinin çok da iyi geçtiğini söylemediğini kaydeden Zeynep, "Okullara ara verilmesinin ardından hocalar, ödevleri eve gönderiyorlar ama okulda çalışmak gibi olmuyor. Bu durum okuldan uzaklaşmalarına sebep oldu. Öğretmenlerinin söyledikleri onlar için daha etkili oluyor. Okuldayken zorunluluktan dahi olsa çalışıyorlardı ama evde onlara öğretmenlerinin ödev gönderdiğini söylediğimizde ilgilenmiyorlar. Elimden geldiğince ödevlerini yaptırmaya çalışıyorum ama yine de bir eğitim ortamı kadar etkili olmuyor" diyor.
 
'Bu yılın telafisi yapılmalı'
 
Uzaktan eğitimde yaşadıkları sorunlara değinen Zeynep, bu sorunları "TRT EBA'da çocuklar için ders veriliyor ama çocuklar saatlerine yetişemiyor, takip edemiyor. Ev internetimiz yok, telefondan da her ay olmuyor. Televizyonda etkili olmuyor. Çünkü hepimiz aynı evde, aynı ortamdayız ister istemez gürültü çıkabiliyor. Bu da çocukların dikkatini dağıtıyor. Hem Milli Eğitim hem de öğretmenleri gelecek yıl içinde geçmiş yılı telafi etmeye çalışmalıdır. Biz ebeveynler olarak ev içinde yardımcı olmaya çalıştık, elimizden geldiğinde ama telafisi de okulda yapılmalı. Online sistemde öğretmenler canlı yayınlar başlatıyor ama her an girme şansımız olmuyor. Canlı yayına katılabilmek için internet gerekiyor, internet için de para gerekiyor o da yok. İşler durdu bu süreçte ve babaları da 3 aydır işsiz" sözleriyle dile getiriyor.
 
'Hastalığın açığa çıkması birçok şeyi değiştirdi'
 
Zeynep, ilk zamanlarda çocuklarının hastalığın ne olduğunun bilincinde olmadığını, ancak televizyon haberlerinden, durumu fark edince kaygılanmaya başladıklarını şu sözlerle özetliyor: “Bizler de onlara sürekli bu hastalığı açıklamak durumunda kalıyorduk. Ellerin sürekli yıkanması gerektiğini, temiz olmamız gerektiğini söylüyorduk. Bu hastalığın açığa çıkması birçok şeyi değiştirdi. Eskiden çocuklara el yıkatmak çok zordu ama şimdi hastalığın etkisiyle kendileri gidip yıkıyor. Çocuklarda korku oluştu ve korku sonucu temizliklerine daha dikkat etmeye başladılar. Evet, koronavirüs çok kötü etkiler bıraktı ama onunla beraber birçok insan temizlik alışkanlığı edinmiş oldu."