Rosa Kadın Derneği suçlamalara cevap verdi: Faaliyetlerimizin arkasındayız

  • 13:23 1 Haziran 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - Rosa Kadın Derneği, derneklerine suçlama olarak yöneltilen her faaliyetlerinin arkasında olduklarını belirterek, “Anayasal haklarımızı kullandığımız için kimseden özür dilemeyeceğiz. Arkadaşlarımızı değil, tacizcileri, tecavüzcüleri, kadın katillerini yargılayın” dedi.
 
Rosa Kadın Derneği, 22 Mayıs sabahı derneklerine yapılan operasyon ve 18 arkadaşlarının gözaltına alınıp ardından biri ev hapsi olmak üzere 9 kadının tutuklanmasına ve kadınlara yönelik artan baskı ve operasyonların ardından dernek bahçesinde, dernek faaliyetlerini paylaşan bir açıklama gerçekleştirdi.  Açıklamaya, Rosa Kadın Derneği üyelerinin yanı sıra, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, Tevgera Jinên Azad (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan, HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Hülya Alökmen TJA, DAKP üyeleri ile çok sayıda kadın katıldı. Katılım sağlayan kadınlar maske ile katılarak, sosyal mesafe kurallarına uymaya özen gösterdi. Açıklamayı, Rosa Kadın Derneği adına dernek avukatı ve üyesi Gözde Engin yaptı.
 
’12 arkadaşımız cezaevine gönderildi’
 
Rosa Kadın Derneği faaliyetlerinin paylaşıldığı açıklamada, 22 Mayıs sabahı saat 05.00’te hem dernek binalarının basılmış olması hem de içerisinde Rosa Kadın Derneği başkanı, yönetici ile üyeleri, TJA aktivistleri ve özgün çalışma yürüttüklerinden dolayı, derneğin üye ya da yöneticisi olmayan HDP ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticilerinin de bulunduğu 18 kişinin gözaltına alındığı hatırlatıldı. Açıklamada, gözaltına alınan 18 kişiden 14’ünün tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildiği ve  
2 kişinin dosyasının tefrik edilerek geriye kalan 12 kişinin Sulh Ceza Hakimliği sorgusu aynı dosya üzerinden gerçekleştirildiği belirtildi. Ev hapsi verilen Barış Annesi Havva Kıran dışında 8’i kadın olmak üzere dosyada bulunan herkes hakkında tutukluluk kararı verildiğinin de altı çizildi.
 
‘Yargı pratiğinde trajikomedya olarak yer aldı’
 
Açıklamada, “Hem derneğimizin basılması hem soruşturma kapsamındaki kişiler hem de soruşturma konusu suç isnatları bu ülkenin yargı pratiğinde bir trajikomedya olarak yerini almıştır. Bu süreci başından beri takip edenler olarak söyleyebiliriz ki, bu isnatlar ve dosyada delil olarak yer alan bilgiler ile bırakın tutukluluk kararını, ifadeye çağrılmak dahi abesle iştigaldir” denildi. 
 
‘Çalışmalarımız illegalize edilmeye çalışılıyor’
 
Her birinin yasal prosedüre uygun biçimde gerçekleşen faaliyetlerinin içerisinden, toplumun bir kesiminde aksine algı yaratmak amacıyla bazı eylem ve etkinlerin cımbızla seçilmiş olmasına dikkat çekilen açıklamada, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele etme amacıyla kurulmuş olan Rosa Kadın Derneği’nin çalışmalarının illegalize edilmeye çalışıldığı vurgulandı. Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı: “Bizler bugün, açıldığımız günden itibaren yapmış olduğumuz bütün faaliyetlerin raporunu kamuoyuna açıklayarak hem yaptığımız her bir çalışmanın arkasında olduğumuzu deklare ediyor hem de iddia makamını, CMK madde 160/2 gereği görevi olmasına rağmen yerine getirmediği ‘lehe ve aleyhe bütün delilleri toplama’ konusundaki sorumluluğunu yerine getirmeye davet ediyoruz.”
 
Daha sonra Gözde, derneklerinin faaliyet raporunu açıkladı. Faaliyet raporunda şu ifadelere yer verildi: 
 
“11 Ocak 2019- Öykü Arinlere umut olalım kampanyası
 
Nadir görülen bir lösemi türüne dair tanı konulan Öykü Arin Yazıcı'ya ve tüm lösemili çocuklara uygun donör bulunması için Diyarbakır’da yaşayan tüm kadınları kan merkezinde buluşmaya çağırdık. ‘Sen de donör ol Öykü Arin'lere umut ol’ diyerek yaptığımız kampanyada 50’yi aşkın kadın kök hücre bağışında bulundu.
 
3 Mart 2019- BM 1325 kararı ekseninde ‘Savaş ve kadın’ paneli 
 
8 Mart etkinlikleri kapsamında kadınlar barışın toplumsallaşmasının en etkili dinamiğidir düşüncesinden hareketle ‘BM 1325 sayılı karar’ ekseninde ‘savaş ve kadın’ başlıklı panel düzenledik. Ayla Akat Ata, Melda Onur ve Fatma Ünsal'ın konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü Av. Cemile Turhallı yaptı.
 
7 Mart 2019- ‘Diyarbakır kadına yönelik şiddetle mücadele ağı’nın kurulması 
 
Diyarbakır’ da kadına yönelik şiddet alanında çalışma yürüten STK ve kadın komisyonlarıyla kadına yönelik şiddette ortak mücadele etmek amacıyla Diyarbakır Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı kuruldu
 
Koordinasyon ağı için işbirliği protokolünü imzalayan 8 örgüt şöyle:
 
Rosa Kadın Derneği
 
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi
 
İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu
 
Diyarbakır Tabipler Odası Kadın Komisyonu
 
Eğitimsen Diyarbakır Şubesi
 
Ses Diyarbakır Şubesi
 
Mezopotamya Psikologları İnisiyatifi-Diyarbakır
 
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Diyarbakır Şubesi
 
Şiddetle Mücadele Ağı İşbirliği Protokolü’nde yer alan maddeler ise şöyle:
 
Bileşenler, herhangi bir ayrım gözetmeksizin Diyarbakır ili içinde kadına yönelik her türden şiddetle mücadele etmek amacıyla bir araya gelir.
 
Bileşenler ortak amaç doğrultusunda birlikte hareket etme ve dayanışma, ortak veri tabanı ve hafıza oluşturma hususlarında birbirlerine karşılıklı taahhütte bulunur.
 
Ortak amaç doğrultusunda ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı’ adı altında bir araya gelen bileşenlerin imzaladığı iş bu protokol ve maddeleri ihtiyaç halinde de değiştirilip, geliştirilebilir.
 
08 Mart 2019- Rewşen Çeliker konserinde kadınlarla buluşuldu
 
8 Mart Dünya Kadınlar Gününün ve Derneğimizin kuruluşunun yaratmış olduğu heyecanla, kadınlarla Rewşen Çeliker konserinde buluştuk
 
21 Mayıs 2019- Diyarbakır’da katledilen avukat Müzzeyyen Boylu için basın açıklaması 
 
Müzeyyen Boylu, Diyarbakır Kayapınar ilçesinde boşanmak istediği erkek tarafından sokak ortasında ve çocuklarının gözü önünde katledildi. Müdahillik talebimiz öncelikle ‘soruşturma aşamasında katılma talebi yapılamayacağı gerekçesiyle’ sonrasında ise doğrudan mağdur olmadığımız gerekçesiyle reddedildi. Cenazesi henüz yerdeyken olay yerine giderek takip etmeye başladığımız Müzeyyen Boylu cinayetinin bugün de takipçisiyiz.
 
27 Mayıs 2019- Diyarbakır’da katledilen Merve Ünal için basın açıklaması 
 
Diyarbakır Güvenlik Şubeye bağlı olarak çalışan polis memuru Merve Ünal, meslektaşı polis Muharrem Y. tarafından katledildi. Diyarbakır Ofis semti Sanat Sokağında, Dicle Amed Kadın Platformuyla ortak yürüyüş ve basın açıklaması yaparak, kadın katliamlarının ve kadına yönelik şiddetin statüsü, ırkı, rengi yoktur dedik. Merve Ünal katliamının mahkemede takipçisi olamaya devam edeceğiz.
 
21 Haziran 2019- Kadın katliamlarına karşı kadın yürüyüşü 
 
Müzeyyen, Merve ve Aygül’ün katledilmesinin ardından, Diyarbakır Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı olarak yaptığımız çağrıyla, Dünya Kavşağı’nda bir araya gelen yüzlerce kadın, ellerinde siyah pankartları ve ‘Yasta değil isyandayız’, ‘Kadın durmayacak, kadın susmayacak, kadın haykıracak’, ‘Çocuk istismarı insanlık suçudur’, ‘Erkek vuruyor devlet koruyor’, ‘Sevgi öldürmez yaşatır’ ve ‘Barışı da baharı da kadınlar getirecek’ dövizleriyle erkek şiddetine dikkat çekmek için yürüdü. 
 
8 Temmuz 2019- ‘Mor-siyah’ eylemi
 
Diyarbakır’da 4 kadının eşleri tarafından katledilmesinin ardından, 8 Temmuz 2019 tarihinde artan kadın kırımına ve şiddete karşı bir tepki ve toplumsal refleks geliştirmek, duyarlılık yaratmak maksadıyla Şiddetle Mücadele Ağı olarak farkındalık eylemi gerçekleştirdik. Şehrin geneline siyah ve mor afişler asarak 1 günlük ‘jin jiyan e jiyane ne kuje’ sloganı ile evler, arabalar, esnaf ve toplumun tüm kesimleri dâhil edilerek gerçekleştirilen bu eylemle, dağıtılan afişler ve siyah ve mor renkte asılan eşarplarla geniş katılımlı ortak bir ruh yaratmanın parçası olduk.
 
8 Temmuz 2019- Kentin Mart-Haziran şiddet çetelesi
 
Diyarbakır Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı olarak Mart- Haziran ayları arasında alınan şiddet başvurularını raporlaştırıp kamuoyuyla paylaştık. 954 kadının maruz kaldığı şiddet türlerini ve şiddeti önlemek için önerilerimizi kamuoyuna açıkladık. Raporda ayrıca 1716 çocuğun şiddete maruz kaldığını kamuoyuyla paylaşarak acil eylem çağrısı yaptık.
 
24 Ağustos 2019 - Ölmek istemiyoruz
 
Emine Bulut katliamını kınamak için, elimizde üzerinde Emine’nin son sözleri olan ‘ölmek istemiyoruz’ yazılı siyah pankart ile Müzeyyen’in vurulduğu yerde DAKP ve Şiddetle Mücadele Ağı bileşenleri olarak basın açıklaması yaptık.
 
28 Ağustos 2019- Kadın katliamlarına karşı kadın yürüyüşü 
 
Diyarbakır Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı ve Dicle Amed Kadın Platformu bileşenleri olarak Medya kavşağından Rojava parkına kadar yüzlerce kadın ve LGBTİ kadın katliamlarına karşı tek ses oldu. Yürüyüşün ardından basın açıklaması ve oturma eylemi gerçekleştirdik.
 
2 Ağustos 2019- ‘Mor Konvoy’ eylemi 
 
Rosa Kadın Derneği olarak yaptığımız çağrıyla, Diyarbakır'da trafikte kadınların maruz kaldığı her türlü şiddete karşı, kadın şoförler tarafından Mor Konvoy eylemi gerçekleştirdik. Diyarbakır’ın ana artellerinde bulunan caddelerde çok sayıda kadın sürücü, araçlarıyla konvoy oluşturarak, trafikte kadın şoförlere uygulanan şiddeti protesto etti.
 
30 Ağustos 2019- Kayyum atalarını protesto ziyareti 
 
Rosa Kadın Derneği olarak, kayyum atamalarının 12. gününde Lise caddesinde süren oturma eylemine destek verdik. Bu antidemokratik uygulamanın karşısında olduğumuzu belirttik. ‘Eş Başkanlık bir kadın kazanımıdır ve bizim mor çizgimizdir’ dedik. 
 
22 Eylül 2019- Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu’nun ‘73.Ferman Ve Ezidi Kadınlarının Özgürlük Mücadelesi” çalıştayındaydık.
 
7 Ekim 2019- Akdeniz arabulucular ağı tarafından kadınlar için düzenlenen arabuluculuk eğitimi ve çatışma çözümü eğitimindeydik.
 
11 Ekim 2019- ‘Kadınlar barış istiyor’ başlığı ile yaptığımız basın açıklaması
 
Biz kadınlar, en güçlü şekilde savaştan değil barıştan, ölümden değil yaşamdan yana olduğumuzu haykırıyoruz. 'Kadınlar Barış İstiyor' diyoruz ve barışın inşasının kadın dayanışması ve örgütlülüğü ile gelişeceğine inanıyoruz dedik.
 
7 Kasım 2019- Mutteber’in taziyesi 
 
Bismil’de eşi tarafından katledilen kadın yoldaşımızın taziye ziyaretinden sonra, ilçede, içerisinde İstanbul sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun maddelerinin yer aldığı ‘Haklarımızı biliyoruz, kullanacağız’ bildirilerini kadınlara dağıtarak farkındalık çalışması gerçekleştirdik.
 
19 Kasım 2019- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde,  kadınlara 6284 Sayılı kanunu anlatarak haklarına dair bilgilendirme ve farkındalık çalışması gerçekleştirdik.
 
22 Kasım 2019- 25 Kasım haftası etkinlikler dahilinde üyelerimiz ile buluşma
 
25 Kasıma giderken üyelerimizle buluştuk. Konuştuk, dinledik, güldük, ağladık. Farklı zamanlardan ve farklı mekânlardan geçmiş olsak da deneyimlerimiz, acılarımız, sevinçlerimiz aynı olduğunu ve kadın dayanışmasının nasıl güç verdiğini yeniden hissettik ve umut tazeledik.
 
23 Kasım 2019- 25 Kasım haftası etkinlikleri dahilinde ‘Kadınlar şiddetsiz bir yaşamı konuşuyor’ çalıştayı 
 
Şiddetle Mücadele Ağı olarak, ‘Kadınlar Şiddetsiz Bir Yaşamı Konuşuyor’ çalıştayı ile
örgütlülüğümüze, dayanışmamıza, canımıza, işimize saldıran, hayatımızın çerçevesini çizip, nasıl yaşayacağımızı söyleyen, bizi eve hapsetmeye çalışan tüm iktidar formlarına karşı mücadele yöntemlerini konuştuk.
 
23 Kasım 2019- 25 Kasım gece yürüyüşü 
 
Şiddetle Mücadele Ağı olarak, kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadelemizi, isyanımızı ve dayanışmamızı büyüttüğümüz 25 Kasım gece yürüyüşünü yaptık.
 
10 Aralık 2019- Kentin Temmuz-Aralık şiddet çetelesi 
 
Diyarbakır Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı olarak Temmuz-Aralık ayları arasında alınan şiddet başvurularını raporlaştırıp kamuoyuyla paylaştık. Önerilerimizi detaylı biçimde sunarak acil eylem çağrısı yaptık.
 
24 Aralık 2019- ‘Barış ve hayal’ atölyesi 
 
Kadınlarla barış hayallerimizin resmini çizdik. Herkes kendi barışını hayal etti ve hayalindeki barışı resmetti renkli boyalarla. Çünkü biliyoruz ki, en güzel barış hayalini kuracak olanlar da barışı getirecek olanlar da kadınlardır.
 
26 Kasım 2019- İmza günü: Emine Esmer ''Helina Evinê’
 
Dernek üyemiz Emine Esmer’in ‘Helina Evine’ adlı kitabının lansmanını organize ederek tüm kadın yoldaşlarımızla birlikte imza günü etkinliğini yaptık.
 
28 Aralık 2019- ‘Bir can daha eksilmeyeceğiz’ basın açıklaması 
 
Kadın cinayetlerine karşı sessiz ve suskun kalmayı tercih eden yetkililere sorumluluklarını hatırlatmak için “Bir can daha eksilmeyeceğiz!” diyerek sokaklardaydık. 
 
6 Ocak 2020-İstismar yasasına karşı basın açıklaması 
 
İstismar suçunu işleyenleri yasalarla aklama çabasına karşı Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi bizler de sesimizi yükselttik! Türkiye’deki bütün kadın yapılarıyla eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdik.
 
20 Ocak 2020- Gülistan Doku raporu kamuoyu ile paylaşıldı
 
Diyarbakır Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı olarak, Dersim’de kayıp olan Gülistan Doku’ya ilişkin Dersim’de biz dizi görüşme ve incelemede bulunarak hazırladığımız raporu yetkililerle ve kamuoyuyla paylaştık.
 
22 Ocak 2020- Melike için taziye kurduk 
 
Evli olduğu erkek tarafından katledilen Melike Demirok için ailesi taziye kurmadı. Dicle Amed Kadın Platformu (DAKAP) bir taziye evinde bir araya gelerek taziye kurduk.
 
22 Ocak 2020- ‘Yaşam zinciri’ eylemi 
 
Diyarbakır'da evli olduğu erkek tarafından öldürülen Melike Demirok ve sürekli artan kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla, Dicle Amed Kadın Platformu bileşenleri olarak Ofis Semtinde toplandık ve ele ele tutuşarak ‘yaşam zinciri’ oluşturduk.
 
27 Şubat 2020- ‘Gülistan Doku nerede’ eylemi 
 
Dersim Kadın Platformunun çağrısıyla tüm kadın örgütleriyle birlikte Dersim’e giderek Gülistan Doku nerede dedik. 8 Mart’ın startını Gülistan’ın akıbetini sorarak verdik. 
 
8 Mart 2020- 8 Mart mitingi 
 
Dicle Amed Kadın Platformu bileşenleri olarak İstasyon Meydanı’nda bir miting organize ettik. Hangi amaçla tertip ettiğimizi anlamak isteyenlere 8 Mart’ın tarihini araştırmalarını tavsiye ederiz. 
 
16 Mayıs 2020- Mor insan zinciri 
 
Kadın kurumlarıyla birlikte Pandemi sürecinde artan kadın cinayetleri ve ayrımcı infaz yasasını protesto etmek için mor insan zinciri oluşturduk.”
 
160 başvurunun 44’ü pandemi sürecinde
 
Rosa Kadın Derneği’nin açıldığı günden bu yana şiddete maruz bırakılan 160 kadının başvurusunu aldığı belirtilen açıklamada, başvuruların 44’ünün pandemi sürecinde ulaşan kadın olduklarının da altı çizildi. “Kadınların talebi doğrultusunda hukuki ve psikolojik destekler için yönlendirmeler yaptığımız gibi can güvenliği tehlikede olan başvurucuları koruma ve tedbir kararı alındıktan sonra kadın sığınaklarına yönlendirdik” denilen açıklamada, suç duyurusunda bulunan başvurucuların hukuki süreçlerinin takipçisi olunduğu vurgulandı. Açıklamada devamla şu ifadeler kullanıldı: 
 
“Çocuk ihmal ve istismarı başvurularında ise ilgili kurumlara ( karakol, ÇİM, Baro çocuk hakları komisyonu gibi) yönlendirmeler yapıyoruz. Pandemi sürecinde geçimini gündelik olarak ev temizliğiyle sağlayan 76 kadın emekçiyle telefonda görüşerek yapmış olduğumuz anket çalışmasının sonuçlarını raporlaştırarak kamuoyu ile paylaştık. Yine pandemi sürecinde 276 kadına dayanışmak amacıyla telefon üzerinden ulaştık. Karantina sürecinde, kadınların yalnız olmadığını ve her koşulda dayanışma içerisinde olacağını bu çalışma ile ortaya koyduk. Buradan sizlerin aracılığıyla hem başvurucularımıza hem de birlikte çalışma yürüttüğümüz ve bu süreçte bizleri yalnız bırakmayan kadın kurumlarına duyurmak isteriz ki, yaptığımız bütün görüşmeler gizlilik ilkesi doğrultusundadır ve başvurucuların kişisel bilgileri üçüncü kişilerin erişimlerinin olmayacağı şekilde muhafaza edilmektedir.”
 
‘Dernek başkanımız savaş haberlerinden moralim bozuk demiş olmakla yargılanıyor’
 
Yine açıklamada bugüne dek yapılan eylemlerin Diyarbakır Valiliğine bildirildiği ve  “barışçıl gösteri hakkının” sınırları içerisinde sona erdirildiğinin altı çizildi. Açıklamada, her eylemin ve basın açıklamasının da Dernek Yönetim Kurulunun kararıyla yapıldığı ve karar defterine işlendiği kaydedildi. “Şu anda bize neden ‘Kadınlar Barış İstiyor’ başlıklı basın açıklaması yaptınız diye soranlara Dernek Tüzüğümüzün üçüncü maddesini tekrar okumalarını tavsiye ediyoruz” diye devam edilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı: 
 
“Keza okudukları ve uygun buldukları tüzükten dahi haberdar değiller görünen o ki. Bizler bu tüzüğün üçüncü maddesinde derneğin temel ilkelerini; ‘ayrımcılığa karşı olmak, her türlü şiddetle mücadele etmek, eşitliği savunmak, barışı savunmak, demokrasiyi savunmak ve ekolojik bir toplum için mücadele etmek’ olarak belirlemiş bir derneğiz. Tabi ki barışı savunacağız. Kadınlar tabi ki barış istiyor. Ankara’da davet edilerek gittiğimiz Kadınların Barış Hayali Atölyesinde ne karar aldığımızı soruyorlar arkadaşlarımıza. Kadınların atölyede barışı resmetmesinden, boyadıkları kalemlerin renkliliğinden bile korkuyorlar anlayacağınız. 8 Mart’ı tertiplemekteki amacınız neydi diye soruldu örneğin. Dernekte arama yaparken 8 Mart sonrası eylem alanında kalmaması için toparlanıp derneğe bırakılmış olan yüzlerce lolipop ve pankart arasından sadece ‘Kadın Cinayetleri Politiktir. / TJA’ yazan pankarta el koydular. Oysa bu pankart zaten 8 Mart’ta eylem alanında kullanılmış olan, Valiliğe bildirilmiş, polis tarafından liste ile kontrolü yapılarak alana kabul edilen pankarttı. Diyarbakır’da belediyeye kayyum atanmasına yönelik bütün STK ve meslek örgütleri açıklama yapmışken, derneğimizin yapmış olduğu açıklama örgüt üyeliği dosyasında delil olarak yer almakta. Dinlenen bir telefon kaydında arkadaşının nasılsın sorusuna ‘Moralim bozuk, uyanır uyanmaz sosyal medyada savaş haberleri gördüm’ demiş olmakla yargılanıyor dernek başkanımız. Şu anda devam eden yargılamalar sonrasında herkese dikkatli olmasını tavsiye ediyoruz açıkçası. Neye moralinizin bozulduğuna dikkat edin zira bu ülkede bazı şeylere moralinizin bozuluyor olması dava dosyanıza delil olarak eklenebilir, hatta bir de Kürtseniz bu moral bozukluğu sizin örgüt üyeliği ile yargılanmanıza bile sebep olabilir. 
 
‘Faaliyetlerimizin arkasındayız’
 
Açılalı henüz bir buçuk yıl olmasına rağmen farklı birçok kadın örgütüyle de ortaklaşarak ve sayısız dayanışma ağında yer alarak bu kadar fazla faaliyet yapmış olan bir derneğin, hem de meclise getirilmesi planlanan infaz yasası öncesinde, bu şekilde bir operasyona maruz kalma sebebi oldukça anlaşılır bir durum aslında. İnfaz yasası öncesi kadınların sesini kısmak gerekiyordu ve tabi ki iktidar her zamanki gibi önce Kürd’e vurayım dedi. Ama bu defa yanıldı. Bu defa Türkiye’nin her yerinden kadın dayanışmasının sesini yükselten yoldaşlarımızın sesi iktidarın sesini bastırdı. 
 
Biz Rosa Kadın Derneği olarak yapmış olduğumuz her faaliyetin arkasındayız. Anayasal haklarımızı kullandığımız için de kimseden özür dilemeyeceğiz. Arkadaşlarımızı değil, tacizcileri, tecavüzcüleri, kadın katillerini yargılayın. Belki o zaman, her gün başka bir kadın cinayetine uyanmayız, belki o zaman bu kadar eylem yapmamıza da gerek kalmaz. Bizler şu anda kadar yaptığımız ne varsa yapmaya devam edeceğiz.”
 
Açıklama “Jin Jiyan Azadi” sloganları ve alkışlar eşliğinde sona erdi.