Cumartesi Anneleri 3 iş insanının faillerini sordu

  • 13:30 6 Haziran 2020
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri eylemlerinin 793’üncü haftasında, gözaltına alınarak katledilen 3 iş insanının faillerini sordu. 
 
Cumartesi Anneleri “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdikleri eylemin 793’üncünü, koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi. Eylemde bu hafta 3 Haziran 1994 tarihinde İstanbul Yeşilköy Çınar Oteli’nden çıkarken gözaltına alınarak katledilen iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın akıbeti soruldu. Aileler adına Savaş Buldan’ın eşi Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan konuştu. 
 
Üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen hala faillerin cezalandırılmadığına dikkat çeken Pervin, “Demokrasi güçleri olarak katillerin bulunması cezalandırılması için çaba sarf ettik. Mücadele ettik. Ancak bütün bunlara rağmen katiller cezalandırılmadı. Biz biliyoruz ki bu cinayetleri işleyenler devlet tarafından sistem tarafından kollandılar, korundular ve kahraman ilan edildiler. Bizler biliyoruz ki bu cinayetleri işleyenler yargılanmadılar. Ancak biz adalet arayışımızı üzerinden 26 yıl geçmiş olmasına rağmen  hala sürdürüyoruz. Ve biz biliyoruz ki faili meçhul cinayetler ve yargısız infazlar Türkiye’nin bir gerçekliğidir” dedi.
 
Türkiye’de geçmişle yüzleşmek adına mutlaka bir komisyon kurulması gerektiğinin altını çizen Pervin, “Katiller bulunup yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır. Beklentimiz adalettir, yüzleşmedir ve adil yargılanmadır. Katiller yargılanmadığı sürece bizler adalet arayışımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Cumartesi Anneleri olarak Galatasaray Meydanı’nda ısrarcı olacağız” diye vurguladı.
 
‘Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz’
 
Hala aynı acıyı yaşadıklarını söyleyen Adnan Yıldırım’ın eşi Hasibe Yıldırım da şöyle konuştu: “Bu acı beynimizdedir. Öleceğimiz güne kadar onları unutmayacağız. Ölene kadar mücadelemize devam edeceğiz. Katiller meydanda olduğu sürece bizlerde mücadelemize devam edeceğiz. Götürebildiğimiz kadar götüreceğiz. Bizlerde mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”
 
Hacı Karay’ın oğlu Enes Karay hiçbir failin yargılanıp  cezalandırılmadığını dile getirerek, “Bizler faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş kişilerin aileleri olarak adalet aramaya devam edeceğiz” diye konuştu.
 
‘Hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz’
 
Dava avukatlarından Serdar Ekinci ise, soruşturma kapsamında en önemli delillerden bir tanesinin de eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın’ın hayata geçirilen katliamlarda kendisinin de bulunduğuna yönelik beyanlarının olması olduğunu vurguladı. “Daha sonra bu cinayetlerden devletin üst kademelerinin de haberdar olduğu MGK’nın onayıyla yapıldığını itiraf etti” diyen Serdar, “Aralarında Mehmet Ağar, İbrahim Şahin’in bulunduğu bir yapılanmanın olduğu bir yapının bu cinayetleri işlendiği detaylarıyla izah etti. Hatta aradan yirmi yıl geçmesine rağmen cinayetlerden bazılarının birebir yerlerini keşfetti. Keşif yerine gidildi. Ancak devletin bu cinayetleri aydınlatma konusundaki isteksizliği süreç içerisinde tekrar karşımıza çıktı. MİT’ten istenilen belgeler gönderilmedi. Mahkemeden talep ettiğimiz tanıklar dinletilmedi. Sanıkların tamamı hakkında beraat kararı verildi. Dosya istinaf incelemesinde. Siyasal yönelim bu şekilde olduktan sonra davalardan sonuç almak mümkün değil. Ama bizler hukuki mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” şeklinde belirtti.
 
‘Çok sayıda tanık beyanı var’
 
Gözaltında katledilen Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun bu haftaki basın açıklamasını okudu. Jiyan 3 iş insanının gözaltında kayıp  edildiğini hatırlatarak, “Çok sayıda tanık beyanına göre; dışarıda bekleyen otomobillerden çıkan telsizli, çelik yelekli ve silahlı 7-8 kişi onları durdurdu ve otelin duvarına yaslayarak üzerlerini aradı. Kendilerini polis olarak tanıtan bu kişiler ‘İfadelerinizi alıp bırakacağız’ diyerek Buldan, Yıldırım ve Karay’ı zorla otomobillere bindirerek götürdü” diye vurguladı.
 
‘Ölüm üçgeni’
 
Jiyan, olaydan hemen sonra haberi alan ailelerin, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı ve Yeşilköy Polis Karakolu ile irtibata geçerek yakınlarının kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce kaçırıldıkları hususunda şikâyette bulunduklarını dile getirdi. Jiyan konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “İstanbul Valisi ve Başbakanlıkla görüştüler. Ancak yakınlarının gözaltına alındıkları reddedildi. 4 Haziran 1994 akşamında Bolu Yığlıca köyü Taşlı Melen Mevkiinde Buldan, Yıldırım ve  Karay‘ın işkence ile sorgulandıktan sonra ateşli silahla infaz edilmiş bedenleri, köylüler tarafından bulundu. Üzerlerinde kimliklerini kanıtlayacak hiçbir belge, değerli eşya veya para yoktu. Bulundukları yer kontrgerilla cinayetleri sonucunda öldürülenlerin cansız bedenlerinin bırakıldığı medyada ‘ölüm üçgeni’ olarak adlandırılan bölgedeydi.”
 
‘Ölüm listesindeydiler’
 
Ailelerin tüm çabalarına rağmen Savaş, Adnan ve Hacı’nın dosyalarının 19 yıl sürüncemede bırakıldığının kaydeden Jiyan, “Ailelerin ısrarlı başvuruları üzerine 19 Aralık 2013 tarihinde yeni bir iddianame düzenlendi. Düzenlenen iddianame Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda Ankara JİTEM Davası olarak bilinen davaya dâhil edildi. Yargılamalar sırasında tanık olarak ifade veren eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür içinde Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın isimlerinin de olduğu ‘Kürt iş insanlarına yönelik ölüm listesi’nin yer aldığı bir belgeyi mahkemeye sundu. Eymür, Buldan, Karay, ve Yıldırım’ın infazlarının Ağar’ın bizzat yönettiği Korkut Eken, İbrahim Şahin ve Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Emin Aslan’ın denetimindeki ‘özel operasyonlar’ kapsamında gerçekleştirildiğini söyledi” dedi.
 
Jiyan, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın kimler tarafından gözaltına alındıkları, işkence ile sorgulandıkları, katledildikleri ve bu eylemin icrası için kimlerin talimat verdiğinin devletin Susurluk Raporu’nda, Ergenekon iddianamesinin 228 No’lu ek klasöründe, Ankara JİTEM davasının iddianamesinde ve mahkeme tutanaklarında yer aldığını söyledi. 
 
Jiyan son olarak, tüm bunlara rağmen 13 Aralık 2019‘da görülen karar duruşmasında, işlenen suçlarla ilgili Mehmet Ağar ve diğer tüm sanıkların beraatlerine karar verildiğini hatırlattı.