Baskı ve tutuklamalarla Kürt siyaseti

  • 09:01 15 Haziran 2020
  • Güncel
Habibe Eren
 
ANKARA - Son 30 yılda Mecliste mücadele eden Kürt siyasi hareketi parti kapatmaları, vekilliklerin düşürülmesi, dokunulmazlıkların kaldırılması ve tutuklamaları sıklıkla yaşadı. HEP ile başlayan ve HDP’ye kadar uzanan süreçte, son olarak 4 Haziran’da 2 ismin vekilliği düşürüldü. 
 
1990'da Halkın Emek Partisi (HEP) ile başlayan Kürt hareketinin Meclis adımları, Demokrasi Partisi (DEP), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Demokratik Toplum Partisi (DTP), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ve son olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile devam etti. Sürekli olarak parti kapatmalarına maruz kalan ve vekillikleri düşürülen Kürt siyasi hareketinin vekilleri, yaşanan bu süreçlerin ardından tutuklanarak  cezaevlerine konuldu.  
 
Kürt siyasi hareketi mücadele ettiği Meclis’te bugüne kadar üç saldırıyı darbe olarak niteledi. İlki 1994 yılında “2 Mart Darbesi”, ikincisi 2016 yılında “4 Kasım Darbesi” ve son olarak da “4 Haziran Darbesi”. 
 
Kürt siyasi hareketinin Meclis’teki ilk temsili 7 Haziran 1990'da kurulan HEP ile başladı. 7 Haziran 1990'da kurulan HEP'in Genel Başkanı Fehmi Işıklar oldu. 20 Ekim 1991 Genel Seçimleri’nde Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ile ittifak yapan HEP’ten Fehmi Işıklar, Salih Sümer, Mahmut Uyanık, Sedat Yurttaş, Hatip Dicle, Leyla Zana, Ahmet Türk, Mehmet Sincar, Ali Yiğit, Mahmut Alınak, Orhan Doğan, Selim Sadak, Zübeyir Aydar, Naif Güneş, Nizamettin Toğuç, Remzi Kartal, Sırrı Sakık, Mahmut Kılıç SHP listesinden 19. dönem milletvekilleri olarak TBMM'ye girdiler.
 
Tansu Çiller hedef gösterdi 
 
Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, 22 Şubat 1994'te Doğru Yol Partisi (DYP) grubunda yaptığı "Halkımız 'Yüce Meclis'in çatısı altında PKK barınmaktadır' diye düşünüyor. Böyle bir düşünce halk ve bizim için rahatsızlık vericidir. Biz buna müsaade edemeyiz. Gereğini yapacağız” açıklamasıyla, 2 Mart sürecinin ayak sesleri gelmeye başladı. 
 
‘Bu metni Anayasanın baskısı altında okuyoruz’
 
6 Kasım 1991’de TBMM Genel Kurulu milletvekili yemini için toplandı. İlk gerginlik Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle’nin kürsüye çıkmasıyla yaşandı. Hatip yeminini okumadan önce “Ben ve arkadaşlarım bu metni Anayasa'nın baskısı altında okuyoruz” dedi. Ardından Genel Kurul salonu karıştı. DYP ve ANAP milletvekilleri sıralara vurarak “Burası Türkiye” diye bağırmaya başladı. 
 
‘Yemin krizi’ 
 
Leyla Zana, Hatip Dicle’den sonra kürsüye çıktı. O gün Meclis ilk defa sarı kırmızı yeşil renklerinin bir arada olmasına şahit oldu. Leyla Zana kürsüye yakasında sarı kırmızı yeşil renkleri taşıyan bir mendil ve başında aynı renklerde bir saç bandı ile çıktı. Türkiye’nin tarihine “yemin krizi” olarak geçen yemin 45 saniye sürdü. Tek kadın milletvekili olarak parti içerisinde yer alan Leyla Zana, yeminin sonuna "Ez vê sondê li ser navê gelê Kurd û Tirk dixwîm (Bu yemini Türk ve Kürt halkı adına ediyorum)" ifadelerini ekledi. Leyla, o dönem diğer vekillerle birlikte 10 yıl cezaevinde yattı. 
 
2 Mart Darbesi 
 
HEP milletvekilleri 1992’de SHP’den istifa ederek DEP’e geçmek zorunda kaldı. Baskılar sürekli devam ederken 2 Mart 1994’te TBMM’de DEP Genel Başkanı Hatip Dicle, Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Sırrı Sakık ve bağımsız vekil Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Aynı gün Hatip Dicle ve Orhan Doğan, Meclis kapısında gözaltına alındı. DEP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması, gözaltına alındıkları anın fotoğrafı, “2 Mart Darbesi”nin sembolü haline geldi. 3 Mart 1994’te bu kez DEP milletvekili Selim Sadak’ın dokunulmazlığı kaldırıldı. 4 Mart 1994 tarihinde Leyla Zana gözaltına alındı. DEP’li vekiller, 2 haftalık gözaltı süreci sonrası tutuklanarak cezaevine konuldu.1 Temmuz 1994'te gözaltına alınan Selim Sadak, 12 Temmuz 1994'te tutuklandı.
 
15 yıl cezaevinde kaldılar
 
4 vekil, 8 Aralık 1994’teki karar duruşmasında “PKK talimatları doğrultusunda bölücü faaliyet yürüttükleri” gerekçesiyle 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargılamayı adil bulmadı ve yeniden yargılamaya gidildi ancak Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin (DGM) kararı aynı yönde oldu. Yargıtay’ın itirazları görüşmesi sonrası, 9 Haziran 2004’te eski DEP’li vekiller serbest bırakıldı.
 
DTP kapatıldı
 
2009'da DTP’nin kapatılmasıyla parti lideri ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk ile yardımcısı Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk’un vekillikleri düşürüldü. 5 yıllık süreyle partiye üye olmamalarını kapsayan siyaset yasağı devam ederken, 2011 yılında bağımsız milletvekili seçildiler ve 2014'te yasağın sonra ermesinden sonra HDP’ye katıldılar.
 
Dokunulmazlıkların kaldırılması tartışmaları, 2012 yılında tekrar gündeme geldi. 17 Ağustos 2012’de, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) milletvekilleri Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü,  İdris Baluken, Adil Kurt, Nazmi Gür, Hüsamettin Zenderlioğlu, Halil Aksoy, Esat Canan ve Bağımsız Van Milletvekili Aysel Tuğluk hakkında  Van Cumhuriyet Başsavcıvekilliği tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 10 milletvekili hakkında fezlekeler hazırlandı ve Meclis’e gönderildi.
 
HDP barajı aşarak 80 milletvekili gönderdi 
 
2015 yılına gelindiğinde ise AKP temsilcilerinin "HDP barajı geçerse Türkiye'de gerilim olur" sözleri yaşanacak sürecin yolunu açıyordu. 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP barajı aşarak yüzde 13 gibi yüksek bir başarı ile Meclis’e girdi. AKP tek başına iktidar olabilmek için gerekli olan 276 milletvekili sayısına ulaşamadı. AKP 3 Kasım 2002 seçimlerinden beri ilk kez Meclis çoğunluğunu kaybetti ve yüzde 40,8 oy oranı ve 258 milletvekili çıkartabildi. CHP oyların yüzde 24,9’u ile 132 milletvekili, MHP oyların yüzde 16,2’si ile 80 milletvekili, HDP de yüzde 13,1 oy oranı ile 80 milletvekili ile parlamentoya girdi. Birkaç ay sonra ülke genelindeki HDP binalarına yönelik saldırılar gerçekleşti. 
 
‘Anketlerde yükseliyoruz’ 
 
Bu dönemde Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı, “Anketlerde yükseliyoruz” açıklaması büyük tartışma yarattı. Bu süreç ise Diyarbakır,  Suruç, Gar katliamlarının yaşandığı, HDP’ye dönük gözaltı ve operasyonların arttığı,  hatta binleri bulduğu, çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği bir süreçti. Çatışmanın giderek artması ve hükümetin kaosu derinleştirmesiyle  birlikte bütün oklar tekrar HDP’ye çevrildi. 2015 Aralık’ında Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi (DTK) düzenlendi ve burada 14 maddelik “Demokratik Özerklik ve Özyönetim Deklarasyonu” okundu. Deklarasyon nedeniyle, HDP’li 5 vekil hakkında soruşturma açıldı. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Selma Irmak, Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü hakkında hazırlanan fezlekeler 2016’nın Mart’ında TBMM’ye gönderildi.
 
2’nci darbe: 4 Kasım
 
4 Kasım 2016’ya gelince ikinci bir darbe yaşandı. 6-8 Ekim 2014'deki Kobanê eylemleri nedeniyle 50'nin üzerindeki yurttaşın yaşamını yitirmesinden HDP ve Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı sorumlu tutan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, artan saldırıları gerekçe göstererek dokunulmazlıkların kaldırılması çağrısı yaptı. 
Selahattin Demirtaş'ın yanıtı, "550 milletvekilinin tamamının dokunulmazlığını kaldıralım" şeklinde olurken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise dokunulmazlıkların kaldırılmasından yana tavır koydu. “Dokunulmazlıkların kaldırılması Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” diyen Kemal Kılıçdaroğlu,  darbeye giden yola destek sundu. 
 
Tartışmaların ardından AKP ilk somut adımı atarak, Anayasa'nın 83. maddesine, geçici madde eklenerek, parlamentoda bulunan tüm fezlekelerle ilgili dokunulmazlıkların kaldırılmasını önerdi. Ancak CHP'nin buna yanıtı, yolsuzluk yapanları da kapsayacak bir düzenleme yapılması ve dokunulmazlıkların "kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılması"na dönük kalıcı düzenleme yapılması oldu.
 
HDP ise, bunu bir "saray darbesi" olarak değerlendirdi ve değişikliğe destek vermeyeceğini açıkladı. Nihai oylamada 531 vekil oy kullandı. 376 ‘Evet’, 140 ‘Hayır‘, 5 çekimser, 3 geçersiz, 7 boş oy verildi. AKP’li milletvekillerinin imzalarıyla Meclis’e sunulan teklif çoğu HDP’li 138 milletvekili hakkında 667 adet fezleke üzerinden dokunulmazlıkların bir anayasa değişikliğiyle kaldırılmasını hedeflendi. 
 
HDP: AKP emri ile yapılan Saray darbesi
 
4 Kasım 2016 tarihinde HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 11 milletvekili evlerine yapılan operasyonlarla gözaltına alındı. HDP milletvekilleri için tutukluluk süreci bu operasyonla başladı. Bir yıl içinde Figen ve Selahattin’in de aralarında bulunduğu toplam 12 HDP milletvekili tutuklandı.  HDP bu operasyona ilişkin “Kürt halkı 2 Mart tarihinde DEP darbesini yaşadı. 2 Mart’taki darbeyi DGM eliyle yapanlar, 4 Kasım’da aynı darbeyi AKP emriyle Saray darbesi olarak hayata geçirdiler” değerlendirmesi yaptı. 
 
Figen Yüksekdağ’ın kadın kimliği hedef alındı
 
O süreçte en çok hedef alınan isimlerden biri HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ oldu. Kadın kimliğine ve siyasi duruşuna yönelik özelikle iktidarın medya organlarında ciddi manipülasyonlar yaratılırken, Figen her fırsatta söylediği sözler ve açıklamaları nedeniyle hedef gösterildi. 
 
1 Kasım’ın 2015 seçimlerinin ardından Meclis’e giren 59 HDP milletvekilinin 55’i hakkında 510 fezleke düzenlenmişti. Sadece tutuklu milletvekillerinin cezaevlerinde bulundukları 1 yıllık süreçte 309 duruşma yapıldı. Yargılamalar sonucunda HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’a siyaset yasağı getirilerek milletvekilliği ve Eş Genel Başkanlığı düşürüldü.
 
6 kadın vekilin vekilliği düşürüldü
 
İdris Baluken, Ferhat Encü, Çağlar Demirel, Abdullah Zeydan ve Figen Yüksekdağ yargılandıkları bazı dosyalardan hapis cezası aldı. Şu an hala tutsak bulunan Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile birlikte milletvekilliği düşürülen diğer isimler ise şöyle: “Tuğba Hezer, Faysal Sarıyıldız, Osman Baydemir, Leyla Zana, Besime Konca, Nursel Aydoğan, İbrahim Ayhan, Ahmet Yıldırım.”
 
3’üncü darbe: 4 Haziran 
 
Tarih 4 Haziran’ı gösterdiğinde Meclis tekrar Kürt vekillerin vekilliğin düşürülmesin sahne oldu. Meclis Genel Kurulu’nda alelacele bir şekilde karar okunarak Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğuları ile CHP’li Enis Berberoğlu’nun vekillikleri düşürüldü. Karara karşı "Kahrolsun faşizm", "Darbeci AKP", "Direne direne kazancağız" sloganları atan HDP’liler kararı Meclis sıralarını vurarak protesto etti. 
 
4 Haziran’a öncesi süreçte Leyla Güven’in, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecride karşı 200 günlük açlık grevi ve sonrasında Abdullah Öcalan’ın barış ve çözüm açıklamaları, 31 Mart Yerel Seçimleri ile 23 Haziran İstanbul Seçimlerinde HDP’nin muhalefette gösterdiği başarı dikkat çekiyor. 
 
Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla süreç hızlandırıldı 
 
Türkiye’de 11 Mart 2020’de tespit edilen ilk koronavirüs (Covid-19) vakası sonrası süreçte AKP-MHP iktidarına “krizi fırsata çevirme” eleştirisi yapılmaya başlandı. Bu süreçte HDP’li belediyelere kayyım atamaları devam etti. Gözaltılar, baskı ve tutuklamalar artarken çatışmada yaşamını yitirenlerin mezarlıkları tahrip edildi ve çok sayıda aile bu konuda tehdit edildi. Yaşam hakkı ihlallerinin en üst seviyede yaşandığı böyle bir ortamda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 17 Mayıs günü,  “Milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili beklentiler karşılanmalıdır” çağrısının ardından süreç hızlandı. 
 
Vekilliklerin düşürülmesinin ardından akşam saatlerinde HDP’li Leyla Güven ve Musa Farisoğulları tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kısa bir süre sonra CHP’li Enis Berberoğlu’da kalan cezasını yatmak için cezaevine gönderildi. Enis Berberoğlu salgın nedeniyle 24 saat sonra tahliye edilirken 2 aylık cezası kalan Leyla Güven’de kısa bir süre sonra tahliye edildi.
 
HDP vekilliğin düşürülmesi kararını “darbe” olarak nitelendirirken “Darbe Var” sloganı ile Meclis’ten Güvenpark’a yürüyüş gerçekleştirdi. Ayrıca HDP karar öncesi açıkladığı Demokratik Mücadele Programı" kapsamında “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” kararı aldı.