Kaybedilişinden bu yana 30 yıl geçti: Bu ayıp bizlerin değildir

  • 13:25 20 Haziran 2020
  • Güncel
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 795’inci haftasında,  bir kez daha kayıplarının akıbetini sordu. 
 
Cumartesi Anneleri “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdikleri eylemlerinin 795’incisini, koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi. Eylemde 11 Haziran 1990’da Siverek’te gözaltına alınarak kaybedilen Adnan Bağca’nın akıbeti soruldu, sorumluların yargılanması istendi. 
 
‘Kemiklerimizi versinler’
 
Açıklamada ilk olarak söz alan Adnan Bağça’nın abisi Mustafa Bağça, kardeşinin kaybedilişinden iki gün sonra Siverek Emniyet Müdürlüğü’ne başvurduğunu ve kendisine nerede olduğu bilgisi verilmeden “kardeşiniz emin ellerde” yanıtı verildiğini ifade etti.  Daha sonra Diyarbakır sıkı yönetim savcılığı ve birçok yere başvurmasına rağmen herhangi bir sonuç alamadıklarını belirten Mustafa, başvurdukları davaların zaman aşımına uğrayıp kapatılınca da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğunu ancak buradan da herhangi bir sonuç alamadıklarını kaydetti. Mustafa, “Biz devletten bir şey beklemiyoruz. Ancak bizim kemiklerimizi versinler ve bir mezarımız olsun” dedi.  
 
‘Ayıp bizlerin değildir’
 
Ardından söz alan dava avukatlarından ve aynı zamanda Adnan’ın yeğeni olan Sevgi Bağça konuştu. Adnan’ın kaybedilişinin hemen ardından İçişleri Bakanlığı dahil olmak üzere bir çok birim aracılığıyla ailesi tarafından kendisine ulaşılmaya çalışıldığını ancak sonuç alınamadığını ifade etti. Yine ailenin talebiyle Siverek Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını ve bu soruşturma kapsamında 20 yıl boyunca il Emniyet Müdürlüklerine akıbetini sormak amacıyla müzekkereler yazılmasına rağmen olumlu yanıt gelmediğini ve dosyanın zaman aşımıyla kapatıldığını kaydetti. Sevgi, 2011 yılında stajyer avukat olarak görev yapmaktayken Hürriyet Gazetesi’nde eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın’ın itiraflarında amcası Adnan’ın adının geçtiğini gördüğünü ve akabinde diğer gazetelerde de yer alan söz konusu haberleri dosya haline getirerek ‘yeni delil’ adı altında soruşturma dosyasına yeniden sunduğunu ancak savcılık tarafından olumlu bir yanıt alamadığı bilgisini paylaştı. 
 
‘AİHM’e taşıdık’
 
Sevgi devamında şunları aktardı: “Dosya zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle kapattılar. 2011 yılının mart ayında bu haberlerin çıkmasının ardından Diyarbakır Barosu tarafından Ayhan Çarkın aleyhine savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Biz de yine bu soruşturmanın tarafı olduk. Ayhan Çarkın ise o dönem ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı ve maalesef hakkında yürütülen soruşturma ile ilgili hala bir yol kat edilemedi. Tüm bunlar yaşanırken amcamın dosyasını 2011 yılının Mart ayında AİHM’e taşıdık ancak süreç burada da hala devam ediyor. 30 yılı aşkındır devam eden hukuki süreç ailesi olarak bizlerin ayıbı değildir.”
 
‘Devletin sorumluluğu devam eder’
 
Eylemde bu haftanın açıklamasını Cumartesi İnsanları’ndan Zeynep Görmek Yukarıgöz okudu. Covid-19 salgını nedeniyle sağlık meslek örgütlerinin tavsiyeleri doğrultusunda bu hafta basın açıklamalarını yine sosyal medya üzerinden gerçekleştirmek durumunda olduklarını belirten Zeynep, 795 haftadır gözaltında kaybetmelere karşı hakikat ve adalet taleplerini ısrar ettiklerini vurguladı. Zeynep, “795 haftadır ısrarla söylüyoruz. Kamuoyunun yargıya olan güvenini korumak, yasadışı eylemlere karşı her türlü hoşgörü izleniminden kaçınmak, adli makamların öncelikle görevidir. Kaybedilen sevdiklerimizin dosyalarındaki cezasızlık uygulamasına son verilmesi, hukukun ve demokrasinin gereğidir. Bu hafta iktidarın ve yargı makamının hukuku yok sayarak 30 yıldır cezasız bıraktığı Adnan Bağça dosyasıyla karşınızdayız. Belirsizlik devam ettiği sürece devletin bu suçla ilgili sorumluluğu da devam eder. Devlet zamanaşımını gerekçe göstererek bu yükümlülükten kaçınamaz” dedi.