Cezaevlerinde hak ihlalleri artıyor!

  • 09:04 21 Haziran 2020
  • Güncel
VAN - Muş E Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye olan HDP Muş Gençlik Meclisi üyesi Nafiye Bal, cezaevlerinde aramaların sabah erken ve gece geç saatlerde köpeklerle yapıldığını, çıplak arama dayatıldığını söyleyerek cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini anlattı.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Gençlik Meclisi üyesi Nafiye Bal, parti çalışmaları gerekçe gösterilerek 2019'un Ekim ayında ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklanarak Muş E Tipi Kadın Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. İki ay önce çıkarıldığı mahkeme tarafından tahliye olan Nafiye Bal, cezaevinde yaşanan hak ihlallerini anlattı.
 
İtiraza sürgün
 
Koğuşta 4 yaşında bir çocuk ve 6 kadın birlikte kaldıklarını belirten Nafiye, hasta tutsaklarında temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını söyledi. Nafiye, “Muhlise Karagüzel Muş’un HDP önceki dönem eşbaşkanıydı ve şeker tansiyon hastasıydı. Yönetim tarafından verilmesi gereken diyet yemekleri verilmiyordu. Ayrıca hastaneye götürüleceği vakitleri günleri ve saatleri açık görüşe veya telefonla görüşüleceği saate denk getiriliyordu. Kadın arkadaşlar hastaneye, terlikle götürülmek isteniyordu. İlaçlar düzeli saatlerde ya da zamanın da verilmiyordu. Buna itiraz eden Muhlise, Kayseri Kadın kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi” dedi.
 
‘Hasta çocuk hastaneye götürülmedi’
 
Nafiye, koğuş arkadaşlarından Besra Erol’un temizlik esnasında yere düşerek kolunu kırdığını hastaneye götürülerek alçıya alındığını fakat alçıyı çıkartması gerektiği zamanda hastaneye götürülmediğini ayrıca Fatma Demirhan adlı tutsağın 4 yaşında ki çocuğuyla kaldığını ve çocukta yetersiz beslenmeden kaynaklı mide intihabı oluştuğunu ama hastaneye götürülmediğini söyledi.
 
‘Köpek eşliğinde arama yapılıyordu’
 
Nafiye, sabahın erken veya gece geç saatlerde koğuş araması yapıldığını söyleyerek, “Asker gece saatlerinde köpek eşliğinde aramalar gerçekleştiriyordu. Köpekleri bizim yattığımız alana sokuyorlardı. Kadınlar orada namaz kıldıklarını ve dinen köpeğin oraya girmesinin caiz olmadığını belirttikleri zamanda askerlerin sert tepkisiyle karşılaşıyordu. Ayrıca farklı cezaevlerinden bize gönderilen Kürtçe kitaplar vardı ancak, kitaplar bize hiçbir zaman verilmedi. ‘Okunamıyor tercümanı yapılmıyor’ gibi söylemlerde bulunuyorlardı. Biz bununla ilgili savcılığa ve hâkimliğe yazdık. Ancak hâkimlik ‘Cezaevi yönetimi bunu uygun görürse alabilir’ diye karar bildirdi. Kürtçe dil bölümünü okumamdan kaynaklı aileden gelen kitaplarım ve ders notlarım dahi verilmiyordu" diye konuştu. 
 
‘Telefon görüşlerinde bağlantı kesiliyor’
 
Nafiye, koğuş arkadaşı Besra’nın bir oğlunun da cezaevinde kaldığını ve oğluyla yaptığı 10 dakikalık telefon görüşmesi esnasında 16 defa bağlantının kesildiğini dile getirerek, “Besra, bunu sorduğunda kesintinin karşı cezaevinden kaynaklandığı söylendi. Fakat oğluda cezaevine sorduğunda aynı yanıtı almış” dedi.