HDP Kadın Meclisi: Özgürleştirme iddiamızdan vazgeçmeyeceğiz

  • 15:37 24 Haziran 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - "Eşit temsiliyet ve eşit katılım için eşbaşkanlık" başlığı altında eşbaşkanlık dosyasını açıklayan HDP Kadın Meclisi, "Sizin kayyımlaştırma, erkekleştirme siyasetinize karşı, bu topraklarda kadın özgürlükçü bir sistem kuracağız. Kendimizi de toplumu da özgürleştirme iddiamızdan vazgeçmeyeceğiz" dedi.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Diyarbakır Diclekent’te bulunan bir cafede, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran’ın katılımıyla “Eşit temsiliyet ve eşit katılım için eşbaşkanlık” başlığıyla hazırlanan eşbaşkanlık dosyasının tanıtım toplantısını gerçekleştirdi. Açıklamada "Têkoşîna jinê li her derê ye, Kadın mücadelesi her yerde" pankartı ile "Eşbaşkanlık mor çizgimizdir", "Jin jiyan azadi", "Kadın mücadelesi her yerde" lolipopları taşındı. Açıklamaya HDP milletvekilleri ve Diyarbakır il ve ilçe yöneticileri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, DBP Diyarbakır il ve ilçe yöneticileri, Tevgera Jinên Azad (TJA)  aktivistleri, Sosyalist Kadın Meclisi üyeleri katıldı.
 
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesi Safiye Aktaş, önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak'ın Kandıra 1 No'lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nden gönderdiği mektubu okudu.
 
Gültan'ın mektubu şöyle:
 
“Öncelikle hepinize kucak dolusu selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Ben de buradaki diğer arkadaşlar da iyiyiz, coşkulu ve moralliyiz. Herkesin hepinize ayrı ayrı selamları var. Sizin dışarıda, bizim içeride yürüttüğümüz mücadele duvarları, engelleri aşarak bizleri bir araya getiriyor. Yerel yönetimlere yönelik siyasi darbe Eylül 2016’da başladı ve günümüze kadar devam ediyor. Dört yıldan beri yerelde halkın iradesi gasp ediliyor. Hem süreci hem kapsamı itibari ile sanırım Türkiye siyasal tarihinde görülmüş “en uzun en kapsamlı” darbe süreci yaşanıyor. Bu saldırının bir kaç boyutu var. Biri tek adam rejimiyle ilgili. Hiçbir şekilde kamu yetkilerini paylaşmak, farklı demokratik yapı ve kurumlara inisiyatif bırakmak istemeyen otoriter bir yönetim, tüm gücü merkezde tek kişide toplamak istiyor. Bu açıdan bakıldığında ve pandemi sürecinde yaşananlar da göz önünde bulundurulduğunda fiili olarak adım adım yerel demokrasi ortadan kaldırılmak, yerel yönetimler tümden merkezi hükümetin uzantısı haline getirilmek isteniyor.
 
‘Dünya deneyiminde tektir’
 
Bir diğeri, Kürt sorunu ile ilgilidir. Hem yerel hem genel temsiliyete yönelik siyasi operasyonlar, bu ülkede hala ‘yurttaşlık’ sorunu yaşandığını gösteriyor. Dört yıldan beri yerel yönetimler de ‘yurttaşlık hakkı’  elinden alınan, kullandığı oy-iradesi gasp edilen bir halkın, yönetime katılma imkanları tümden ortadan kalkmıştır. Bu bir kölelik statüsüdür. Ve asla kabul edilemez. Kimlik haklarımızı, kültürel haklarımızı kullanabilmek için mücadele ederken, daha geniş siyasi haklar ve yönetimde adil temsiliyet talep ederken, en temel hakkımız olan ‘iradesini sandıkta gösterme-oy kullanma’ hakkımız gasp edildi. Saldırının diğer boyutu kadın iradesine ve kazanımlarınadır. Kadınlar olarak bizler, yerel yönetimlerde de diğer alanlarda olduğu gibi önemli kazanımları mücadele ederek sağladık. Üç meclis üyeliği ile başlayıp eşbaşkanlık ve eş temsiliyetle önemli bir aşamaya taşıdığımız kadın iradesi, dünya deneyimlerinde tektir.
 
‘Kazanımları bir adım öteye taşımalıyız’
 
Eşbaşkanlık bir kadın ile bir erkeğin iktidar paylaşımı değildir. Eşbaşkanlık, kadın bakış açısının yerel yönetimlere yön vermesi ve kentlerimizin yaşam alanlarımızın toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerine göre yönetilmesi amacıyla, eşit temsiliyet ve kolektif yönetim anlayışının hayata geçirilmesidir. Bu da öyle teknik bir düzenleme ya da siyasi bir karar değil, bir zihniyet devrimi gerektiriyor. Yoğun bir mücadele gerektiriyor. Yoğunlaşan kadın mücadelesinin ve açığa çıkardığı kazanımları bu sebeple daha güçlü sahiplenip bir adım öteye taşımalıyız. Bunu yapacak gücümüz var, başaracak umudumuz ve kararlılığımız var. Yeterli dayanışmamızı diri tutalım. Bizler, bize dayatılan ‘kölelik’ düzeyini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Daha güçlü bir mücadele ile otoriter-tekçi ve köleliği dayatan bu zihniyete karşı, demokrasiyi kazanacağız, özgürlüğü kazanacağız. Hepinizi yeniden ayrı ayrı kucaklıyor başarılar diliyorum.”
 
'Kadınlar direnişlerinden ödün vermedi'
 
Ardından Silopi Belediye Eşbaşkanı Adalet Fidan, kadının bin yıldır mücadelesinin devam ettiğini söyleyerek yerel yönetimlerde yer alan kadınların da direnişine mühür vurulduğunu belirtti. 5 bin yıldır kadının köle olarak görüldüğü için zor çalışmalardan geçtiklerini kaydeden Adalet, ancak kadınların direnişlerinden asla ödün vermediğinin altını çizdi.
 
Yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Figen Altandağ da demokratik, kadınların her kademede eşit temsil edildiği ve bütün hizmet politikalarında karar alma düzeyinde yer aldığını vurgulayarak, kadın belediyeciliğinde eşbaşkanlık sisteminin esas olarak uygulandığını, eşbaşkanlık sisteminin kadın mücadelesi sonucunda kazanıldığını söyledi.
 
'Kobanê’de 3 kadın hedef gösterilerek katledildi'
 
Ardından söz alan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran konuşmasını Kürtçe, Türkçe yaptığı konuşmasında 15 Haziran'da başlattıkları "Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü" başladığını ve aynı günde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Maxmur, Şengal, Şêladizê ve en son Kobanê’de hava saldırısı ile 3 kadın siyasetçinin katledildiğini hatırlattı.
 
AKP-MHP iktidarının sadece Kürt düşmanı siyasetini yürütmediğini dile getiren Ayşe, "Kürt düşmanı siyasetinin bir parçası da kadın düşmanı siyasettir. Kobanê’de katledilen 3 siyasetçi tesadüfen belirlenmedi. Hedef gözetilerek, kadın iradesine saldırı anlamına gelecek şekilde katledildiler. Biz bu katliamları 2015’te Paris’te katledilen 3 kadından biliyoruz. 2016’da Silopi’de katledilen 3 kadın siyasetçiden, bugün Kobanê’de katledilen 3 siyasetçi kadına. AKP iktidarı Kürdistan’ın 4 parçasında, dünyanın neresinde olursa olsun kadınları, Kürt kadınlarını hedef almaya devam ediyor. Bu kadın arkadaşlarımız IŞİD barbarlığına karşı mücadele vermiş, bugün Kuzey Doğru Suriye’de halkların bir arada yaşadığı kadın özgürlükçü, ekolojik bir sistemi inşa ediyorlar. Bu saldırı kadın özgürlükçü halkların eşit temsiliyetini sağlayan sisteme açık bir saldırıdır" dedi.
 
'Erkek egemenliğine karşı bir hamledir'
 
Eşbaşkanlık sisteminin kadınların kendilerine gösterilen evlerde değil sokaklarda, alanlarda, yönetim kademelerinde de var olacağını ve en iyisini de kadınların yapacağını gösteren bir sistem olduğunun altını çizen Ayşe, şöyle devam etti: "İktidarın eşbaşkanlık sistemine saldırısı tesadüfi olmadığını, tıpkı Kürtlere dönük saldırısının tesadüf olmadığı gibi. Çünkü AKP iktidarı, iktidara geldiği günden bugüne kadına sürekli yerini ve makbul kadınlığı dayatmakta, kadını sürekli aile içinde tarif etmektedir. Bu anlayış bugün de tekçi sistemini oturtmak için kendisine alternatif olan, dünyada örnek gösterilen eşbaşkanlık sistemine saldırıyor. Çünkü AKP iktidarı bütün tekleri birleştiren bir sitem kurmak istiyor. Erkek, Türk, Sünni bir sistem karşısında kadın ve erkeğin eşit olarak iktidarı ve yönetimi paylaştığı, komünal, ekolojik, halkçı bir belediye en büyük tehlike oldu AKP iktidarı için."
 
'Özgürlük mücadelemizden geri adım atmayacağız'
 
Saldırılar hiçbir zaman kendilerine geri adım attırmadığının belirten Ayşe, "Biz mücadeleyi her alana taşıdık. Mücadeleyi zindanlara da Meclise de sokaklara da meydanlara da taşıdık. Hiçbir saldırı bizi irademizden, bizi duruşumuzun, özgürlük mücadelemizden, özgürlük tutkumuzdan geri adım attıramayacaktır" diye konuştu.
 
'Özgürlüğe çok yakınız'
 
Eşbaşkanlık sisteminin, iktidarın en büyük korkusu olduğunu ifade eden Ayşe, o yüzden her alanda kadınlara saldırmaya devam edildiğini dile getirdi. Kendisinin saldırmadığı alanlarda da erkekleri örgütleyerek saldırıları gerçekleştirdiğini söyleyen Ayşe, şunları dile getirdi: "Biz kadınlar 40 yıl önceki, 100 yıl önceki kadınlar değiliz. Özgürlüğü tam olarak göremesek de bunu hissediyor ve özgürlüğe çok yaklaştığımızı biliyoruz. O yüzden sizin bize dikte ettiğiniz gibi 'evlerin içindeki makbul kadınlar' olmayacağız. Özgürlük mücadelesi vermekten, eşit temsiliyeti savunmaktan, kendi adımıza kararlar almaktan vazgeçmeyeceğiz. Bunu cüret olarak görüyorsanız bu cüreti göstermekten vazgeçemeyeceğimi ifade etmek istiyorum. Bizi yok etmek isteyen, bize makbul kadın olun diyenler, bize özgürlük mücadelesi vermeyin diyen erkeklere, iktidarlara bir kez daha sesleniyoruz. Bize geri adım attıramayacaksınız. Bütün alanları erkekleştirmenize izin vermeyeceğiz. Sizin kayyımlaştırma, erkekleştirme siyasetinize karşı biz sizi de özgürleştireceğiz, değiştireceğiz. Bu topraklarda kadın özgürlükçü bir sistem kuracağız. Kendimizi de toplumu da özgürleştirme iddiamızdan vazgeçmeyeceğiz."
 
Açıklama, "jin jiyan azadi" sloganı eşliğinde sona erdi.