‘Maxmur ve Şengal’e saldırılar tecridin parçasıdır’

  • 09:02 25 Haziran 2020
  • Güncel
 
 
VAN  - PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin koronavirüs salgını döneminde de sürdüğüne ve hukuksuzlukların devam ettiğine dikkat çeken kadınlar, “Maxmur ve Şengal’e yönelik saldırılar da tecridin bir parçasıdır. Tecrit derhal kaldırılmalıdır” çağrısı yaptı. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik İmralı tecridi 21 yıldır sistematik bir şekilde devam ederken, tecridin kırılması bugüne kadar birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirildi. Son yıllarda gerçekleştirilen en kapsamlı eylem ise binlerce tutsağın yer aldığı açlık grevi oldu. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 8 Kasım 2018’de açlık grevine başlarken, eylem birçok ülkeye ve bütün cezaevlerine yayıldı. 1 Nisan 2019’da 30 tutsak eylemini ölüm orucuna dönüştürdü. Açlık grevinin 200’üncü gününde tecrit kırılarak avukatları ve Abdullah Öcalan arasında 8 yıl sonra ilk kez 2 Mayıs 2019’da görüşme gerçekleştirildi. Görüşmeler, 22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde devam etti. Ancak sonrasında tecrit yeniden devreye konuldu. Avukatların o tarihten bu yana yaptığı 81 başvuruya ne olumlu ne olumsuz hiçbir yanıt verilmedi. Özel bir hukukun uygulandığı adada, Abdullah Öcalan ilk kez 27 Nisan 2020 tarihinde ailesi ile telefon hakkını kullanabildi.  
 
Koronavirüs salgını koşullarında da tecrit devam ederken, Kürt halkı İmralı’dan haber almak istiyor. 
 
‘Maxmur ve Şengal saldırıları tecridin parçasıdır’
 
Tecridin Abdullah Öcalan şahsında Kürt halkına uygulandığına vurgu yapan Sabiha Tamur, “Şengal ve Maxmur’a yönelik saldırılar da tecridin bir parçasıdır. Kürtlerin kazanımlar elde etmelerini istemedikleri için Abdullah Öcalan ile görüşmelere izin verilmiyor. Biz önderimizle görüşme olmasını istiyoruz. Her tutuklunun ailesini, avukatını görmeye hakkı var. Elbette ki önderimizin de hakkı. Biz barış ve özgür bir yaşam istiyoruz, bunu sağlayacak olan da Abdullah Öcalan’dır” diye konuştu. 
 
‘Önderimizin durumunu merek ediyoruz’
 
Cezaevi koşullarının salgına karşı güvenli olmadığını söyleyen Bedriye Tamur da “Artık barış gelmesini istiyoruz bu ülkeye. Abdullah Öcalan’ın bizim önderimiz olduğunu herkes biliyor. Binlerce insan onun ardından yürüyor. Ülkeye bir huzur gelecekse ancak tecridin kaldırılması ve Abdullah Öcalan ile görüşmelerle olur. Salgın nedeniyle daha çok merak içindeyiz ve haber almak istiyoruz. Bu tecridi kabul etmiyoruz, ailesi ve avukatlarıyla görüşmesini istiyoruz” dedi. 
 
‘Bütün tutsaklar serbest bırakılmalı’ 
 
Abdullah Öcalan ve siyasi tutsaklara yönelik tecride sor verilmesini isteyen Behiye Timur ise şöyle konuştu: “İnfaz yasasından tecavüzcüler, hırsızlar, katiler yararlandı siyasi tutsaklar bırakılmadı. Bütün tutsakların özgür olmasını istiyoruz. Biz özgürlük istiyoruz ve bunun yolunun da İmralı’dan geçtiğini biliyoruz. Onu liderimiz, önderimiz olarak görüyoruz.” 
 
‘Savaşı değil barışı ve özgürlükleri savunan bir önderdir’
 
İnfaz yasasının adil olması gerekirken siyasi tutsakları kapsam dışında tutmasına tepki gösteren Zülfiye Demir, başta Abdullah Öcalan olmak üzere bütün tutsakların serbest kalması gerektiğini vurguladı. Zülfiye, “Avukatlarıyla, ailesiyle görüştürülmüyor. Halk ise merak içinde, ondan bir haber bekliyor. O savaşı değil barışı ve özgürlükleri, Kürt halkının haklarını savunan bir önderdir” şeklinde konuştu.