Feride Mutlu’nun ‘onurumdur’ diyerek sahiplendiği mücadele

  • 09:06 28 Haziran 2020
  • Güncel
Medya Üren
 
DİYARBAKIR - Köy yakmaları,baskıların ve tutuklamaların yoğun bir şekilde yaşanıldığı 90’lı yıllarına tanıklık eden ve özgürlük mücadelesinde iki çocuğu yaşamını yitiren Feride Mutlu, “Onların utancı benim onurumdur” diyerek çocuklarının mücadelesine sahip çıkıyor. 
 
Son dönemlerde mezarlıklara yönelik artan saldırılar 1990’lı yıllarda bölgede Kürtlere yönelik yaşanan saldırı ve baskıyı akıllara getirirken, Diyarbakır’ın Lice ilçesi de bu saldırı ve baskıları her dönem derinden yaşayan yerlerden biri. Lice ilçesinde bulunan Sisê ve Licok mezarlıklarına sık sık saldırı gerçekleşirken, birçok kez hava saldırılarında tahrip edildi.
 
Lice’nin Sağlam (Goçxwar) Mahallesi de bu yıkım, talan, göç, saldırıların yaşandığı bir yer. 1990’lardan bu yana mahalleye yönelik yoğun baskılar gerçekleşirken, yurttaşlar birçok kez göç yollarına düşmüş. Feride Mutlu da 90’lı yıllarda devletin yoğun saldırılarının ardından, köyün yakılmasıyla beraber köyden göç edenler arasında. Eşi cezaevindeyken çocuklarıyla beraber göç sonrası Diyarbakır merkeze yerleşen Feride, baskılara rağmen yaşam mücadelesi vererek dilini, kültürünü korumaya çalışır. Bir yandan özünü korumaya çalışan bir yandan da ekonomik sıkıntılarla mücadele eden Feride,  günlük işlerin dışında çoğu zaman çocuklarıyla beraber mevsimlik işçi olarak yollara düşmek zorunda kalır.
 
‘Kürtlere yaşatılan zulme sessiz kalamadılar’
 
Kent yaşamında adaptasyon sağlayamayan Feride, bir süre sonra köyüne geri dönüş yapıyor. Burada devletin bıraktığı katliam ve talan izleri arasında yaşamını yeniden ören Feride, çok geçmeden önce oğlu Şevger (Mehmet) daha sonra diğer çocuğu  Rıdvan, devletin baskılarına dayanamayarak HPG’ye katılır.  Kısa zaman dilimlerinde iki çocuğunun yaşamını yitirdiği haberini alan Feride, çocuklarının baskılardan ötürü özgürlük hareketine katıldığını söylüyor. Çocuklarının o dönemki durumlarını Feride, şu sözlerle dile getiriyor: “Oğlum Şevger, haksızlığı kabul etmezdi. Her zaman dağa gideceğini, Kürtlere yaşatılan zulme karşı başkaldıracağını söylerdi. Kürtlere yaşatılan zulme sessiz kalamadılar. Çocuk yaşlarında bize yaşatılan her şeyin farkındaydı. Babasının sürekli tutuklanmasına ve işkence altında olmasına ilişkin de sessiz kalmazdı. ‘Babam yıllarca cezaevinde kaldı, daha ne kadar sürecek bu’ diyerek babasına yaşatılan zulmü kabul etmeyeceğini söylerdi. 
 
‘Omuz omuza savaştılar’
 
 “Bir defa Rojava’da IŞİD ile yürütülen bir savaşta yaralandı. Onu getirip tedavi ettik. Ayak kasları zedelenmişti ve doktorlar ne yaparsak iyi olmayacağını söylüyordu. Bir iğne olduğunu söylediler ancak bunun da şişirdiğini ve çözüm olmadığını söylediler. Şevger’im, Sur’da başlatılan özyönetim olaylarında da dayanamadı ve yine topraklarını savunmaya gitti. Şehit düştü. Diğer oğlum Rıdvan ise, kardeşi dağa giderken askerdeydi. Askerden döndükten 3-4 ay sonra, Kobanê’ye kardeşini görmeye gideceğini söyledi. Rıdvan da Kobanê’den dönmedi bir daha. Orada kardeşinin yanında kaldı. Birlikte omuz omuza vererek IŞİD’e karşı savaştılar. Rıdvan’ım da 7 yıl önce Kobanê’de İŞİD ile yürütülen savaşta şehit düştü.”
 
‘Eşimi gözlerimin önünde yaktılar’
 
1990’lı yılların da devlet tarafından Kürtlere yapılan işkence baskılara bire bir şahit olan Feride o dönemleri de bizlere anlatıyor. Gözleri önünde eşinin yakıldığını söyleyen Feride, evlerini yakmak istediklerini ve buna karşı çıkma durumda eşiyle onu tehdit edildiğini sözlerine ekliyor. “İzin vermezsen eşini gözlerinin önünde yakarız”   dediler diyen Feride,çok geçmeden de söylediklerini uyguladıklarını duygulu sözlerle anlatıyor. O anları Feride şu cümlelerle dile getiriyor: “Bir gün eşim ve kayınbabamla beraber bizi alıp götürdüler. Bir çölde yüzüstü yatırarak, gerillaları nerede sakladığımızı sordular. Köy şikayet edilmişti. Eşim bir şey bilmediğimizi söyleyince bu defa da beni çırılçıplak soyup köyde gezdirmekle tehdit ettiler. O zamanlar jitem vardı. Bir şey bilmediğimizi söyleyince bu defa beni darp etmeye başladılar.”
 
‘Onların utancı benim onurumdur’
 
Yaşamının en zorlu süreçlerini doğdu topraklarda geçiren ve buna rağmen maneviyatla dolu gördüğü bu topraklarda iki çocuğunu da yan yana defneden Feride, omuz omuza mücadele eden çocuklarını, omuz omuza defnettiğini söylüyor. Feride, çocuklarının yaşamını yitirmesinin ardından dünyaya gelen iki torununa çocuklarının ismini verdiğini anlatıyor. Feride, mezarlıklarının defalarca kez saldırıya maruz kaldığını aktararak, “Bizi çocuklarımızın cenazesiyle, mezarlıklarıyla terbiye etmeye çalışıyorlar. Güçlerini göstermeye çalışıyorlar. Biz korkmuyoruz onlardan. Çocuklarımızın yolunda olmaya, mücadelelerini savunmaya devam edeceğim. Bu mezar taşları onların utancı benim ise onurumdur” diyor.