Siyasi operasyonlara cevap: Sizden korkmuyoruz

  • 09:05 29 Haziran 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - DTK’ye yönelik gerçekleşen siyasi soykırım operasyonu ve çok sayıda kadının gözaltına alınmasına tepki gösteren siyasetçi ve aktivistler, “Eril egemen zihniyete karşı olan tüm kurumlara yönelik saldırılar düzenlendi. Sistem dincilik, ırkçılık ve militarizmi yayarak tekçi bir zihniyet açığa çıkarmak istiyor” dedi.
 
Diyarbakır’da, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) binası 26 Haziran sabahı çok sayıda polis tarafından baskın düzenlendi. Yine aralarında Rosa Kadın Derneği, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri ile çok sayıda siyasetçi ve kurum temsilcisinin de olduğu 44 kişi de gözaltına alındı. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır İl Eşbaşkanı Sevval Gülmez, TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan ile TJA aktivisti Figen Ekti siyasetçilere dönük gözaltılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Demokrasi, barış ve insanlıktan yanayız’
 
Sevval Gülmez, demokrasi, barış ve insanlıktan yana olduklarının altını çizdi. Pandemi sürecinde insanların koronavirüsle, sağlıklarıyla uğraştıklarını ancak hükümetin insan sağlığını hiçe sayan uygulamalarıyla demokratik olmayan bir toplum yaratmak için elinden geleni yaptığını ifade eden Seval,  “Gözaltına alınanların hepsi düşüncelerini ifade eden ve doğal haklarını talep eden insanlardır. Düşünce haklarını hiçe sayması Türkiye’nin imzalamış olduğu insan hakları sözleşmelerini ihlal ettiğini gösteriyor” sözlerini kullandı.
 
‘Doğrunun ve hakikatin karşısında hiçbir güç duramaz’
 
“Kürtler ne kadar barış istiyorlarsa onlar da savaş ve kandan besleniyor” diyen Sevval, “Kürt halkının iradesini imha etmek istiyorlar. Tutuklamalar ve ölümlerle bu sorunu çözemezler. Coğrafyanın demokratik bir yaşama ihtiyacı var. Kürtler tarih boyunca direndiler ve bu direnişi devam ettirecekler.  Mevcut hükümetin bakış açısı ataerkil olduğu için kadın iradesi onları rahatsız ediyor. Kadını özne değil nesne olarak görmek istiyorlar. Kadın düşmanlığı ile beslenen bir hükümetle karşı karşıyayız. Kadınlar her şart ve koşulda mücadelesine devam ediyor. Gözaltılara sessiz kalmayalım. Gözaltında bulunan insanlar toplumun sesi olmak için, özgür yaşamak için, demokratik bir paradigma için mücadele veriyorlar” dedi.
 
‘Sistem tekçi bir zihniyet açığa çıkarmak istiyor’
 
TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan da siyasi soykırım operasyonlarını kınadı. Muhalif kadınların her gün gözaltına alınmaya çalışıldığını kaydeden Ayşe, “Tutuklanan isimlere baktığımızda içinde kadın hareketlerinin olduğunu görüyoruz. Eril egemen zihniyete karşı olan tüm kurumlara yönelik saldırılar düzenlendi. Sendikalar, DTK, Rosa Kadın Derneği ve birçok kurumdan çok sayıda kişi gözaltına alındı. Türkiye’de özel savaş sistemi ilan edildi. Sistem dincilik, ırkçılık ve militarizmi yayarak tekçi bir zihniyet açığa çıkarmak istiyor. AKP ve MHP iktidarı her geçen gün dinamikler üzerindeki baskı ve saldırılarını hızlandırıyor” sözlerine yer verdi.  
 
‘Yapılan düşmanlık, katliam ve vahşettir’
 
Ayşe, Kürtlerin birlik olmamasından kaynaklı saldırıların her geçen süreçte daha da arttığını belirterek, “DTK, Kürdistani kimliktir. DTK’ye yönelik gerçekleşen siyasi soykırım operasyonunu kınamak bile yapılanın yanında hafif kalan bir kavramdır. Bu yapılan düşmanlık, katliam ve vahşettir. Asla boyun eğmeyeceğiz ve başımız diktir. Bize saldıranlara diyoruz ki ‘sizden korkmuyoruz’” diye konuştu.  
 
‘Kadın kazanımları dünyada evrensel bir kimlik oluşturdu’
 
TJA aktivisti Figen Ekti, siyasi soykırım operasyonunu stratejik bir konsept olarak değerlendirdi. Operasyonların, Kürt varlığına, haklarına ve değerlerine yönelik gerçekleşen bir saldırı olduğuna dikkat çeken Figen, “Dört parça Kürdistan’da ve tüm dünyada Kürtler üzerinde yürütülen bir operasyon var. Dünyadaki tüm ülkeler pandemi sürecinde halkına yardımcı olmaya çalışırken Türkiye bu süreci kendine bir fırsata çevirerek Kürt düşmanlığını arttırdı. Gözaltına alınanların çoğu kadın. Söz ve irade sahibi olan herkesin adı listelendi ve gözaltına alınmaya başlandı. Bunlardan biri de 70 yaşında olup ömrü mücadelede geçen Barış Annesi Makbule Özbey’dir. Kadın kazanımları dünyada evrensel bir kimlik oluşturdu. Bunu gerek Leyla Güven’in tecridin sonlanmasına yönelik başlatmış olduğu açlık grevinden gerekse de Rojava’daki kazanımlardan gördük” ifadelerini kullandı.  
 
‘Kadın birlikteliği çürümüş faşizmi yok edecektir’
 
Figen, devamında şöyle konuştu: “Dün hedefte DTK vardı, önceki gün Rosa Kadın Derneği, ondan önce ise başka kurumlar vardı. Bugün operasyonlara hiçbir tepki göstermeyen ve sessiz kalan insanlar yarın polisleri kapısında görecek. Bugün Diyarbakır gibi 2 milyon insanın yaşadığı ve Kürler açısından önemli bir anlama sahip bir şehirde açıklama yapılmasına bile izin verilmiyor. Artık Kürt eski Kürt değildir. Faşizm ne kadar ileri giderse gitsin o kadar çürümüş olduğu anlamına geliyor. Kadın birlikteliği çürümüş faşizmi yok edecektir. Asla geri adım atmayacağız.”