'İşkence failleri ortaya çıkana kadar mücadele edeceğiz'

  • 14:33 29 Haziran 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - Sevil Rojbin Çetin’e yapılan işkenceye dönük ÖHD öncülüğünde gerçekleştirilen açıklamada, "Bizler, ÖHD olarak, Sevil’e yönelik yapılan işkenceyi asla kabul etmiyoruz.  Failler ortaya çıkması için gerekli tüm hukuki mücadeleyi vereceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” denildi. 
 
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Sevil Rojbin Çetin’e işkence uygulanmasına ilişkin binalarında basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yönetimi, HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, Tevgera Jinên Azad (TJA), Rosa Kadın Derneği, Mezopotamya Beşiğinde Yaşamını Yitirenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER), Mezopotamya  Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi üyeleri ve ,HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun katıldı.
 
Açıklamayı okuyan ÖHD Diyarbakır Yönetim Kurulu üyesi avukat Seda Zengin, Rojbin’in Mardin TEM Şube’de halen gözaltında tutulduğunu söyleyerek, bu süre zarfında işkence izlerinin tespiti için savcılığa verilen taleplerin hala karşılanmadığını dile getirdi.
 
‘Sırtında bot izleri hala mevcut’
 
Rojbin’e işkence sırasında yapılanları hatırlatan Seda, Mardin’de yürütülen bir soruşturma gerekçesiyle 26 Haziran 2020 günü akşam saatlerinde Diyarbakır'da bulunan ikametine yapılan operasyon neticesinde Rojbin'in gözaltına alındığını belirtti. Seda, ev baskını sırasında Rojbin'in 3 saate yakın işkence ve kötü muameleye maruz kaldığının altını çizdi. 
 
‘Kanser hastası olduğunu söyledi’
 
Dernek üyesi avukatların yapmış olduğu görüşmeler neticesinde elde edilen bilgileri aktaran Seda, "Polisler mağdurun sırtına ayaklarıyla basmış ve ezmeye çalışmışlardır. Kendisinin sırt bölgesinde bot izleri hala mevcuttur. Ayrıca basına yansıyan fotoğraflarda da görüldüğü üzere yüzüne aldığı darbe ile gözü ezilmiş ve dudağı patlamıştır. Sevil Çetin ikametinde üç buçuk saat tutulmuş ve bu süre zarfında ters kelepçe ile yüzüstü bırakılmıştır. Sevil Çetin kolluğa kanser hastası olduğunu söylemesine rağmen kolluk şiddeti devam etmiştir” dedi. 
 
‘Etkin bir soruşturma elzemdir’
 
Rojbin’in işkence sırasında polislerin cinsel tacizine maruz kaldığını söyleyen Seda, Rojbin’in yarı çıplak fotoğraflarının çekildiğini kaydetti. Seda, Rojbin’in ifadesinin alınması için ise adliyeye tekerlekli sandalye ile çıkarıldığını ekledi. Seda, “İşkencenin belgelenmesi ve faillerin ortaya çıkarılması için etkin bir soruşturma elzemdir. Bunun için yargı makamlarına sorumluluk düşmektedir. Biz avukatlar ise müvekkillerimizin uğramış olduğu işkenceyi belgelemekle yine mükellefiz. Gözaltı sırasında adli muayenede İstanbul Protokolü’ne uygun bir muayene yapılmadığı gibi işkenceden haberdar olan hiçbir görevli adli makamları haberdar etmemişlerdir” ifadelerini kullandı.
 
'İşkenceyi  belgeleyen avukat ifadeye çağırıldı'
 
Seda, işkenceyi gerçekleştirenler kadar buna tanık olup, suç duyurusunda bulunmayanların da suçu işleyenle aynı maddeden yargılanması gerektiğini vurgulayarak, “İşkenceyi belgelemek isteyen şube yöneticimiz Gülistan Ataş da adliye içerisinde kolluk tarafından engellenmeye çalışılmış yine gitmiş olduğu Diyarbakır Tem Şube’de bu konuya ilişkin ifade vermesi gerektiği TEM Amiri tarafından kendisine iletilmiştir. Meslektaşımız hakkında bir soruşturma olup olmadığını sorması üzerine herhangi bir yanıt alınamamış ve Şube’den ayrılmıştır” diye belirtti.
 
‘Hak ihlalleri katlanıyor’
 
İşkence ve kötü muamele yasağının olağanüstü sayılabilecek hallerde dahi askıya alınamayacak mutlak haklardan olduğunun altını çizen Seda, uluslararası toplumun mutlak bağlayıcı bir kural olarak tanıdığı hiçbir istisnası olmayan temel bir ilke olduğunu ifade etti. Seda,“İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin 5’inci maddesi ve ‘Kişisel Ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin’ 7’inci Maddesi, hiç kimsenin işkence veya diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye veya cezaya maruz bırakılmayacağı öngörmektedir” diye kaydetti.
 
Türkiye'nin de imzası olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesinde yer alan “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı cezâ veya işlemlere tâbi tutulamaz” düzenlemesini hatırlatan Seda, “Türk Ceza Kanunu 94’üncü maddesinde ise kamu görevlileri tarafından bireylere karşı işlediği sistematik, belirli bir süreyi kapsayan, insan onuruyla bağdaşmayan davranışlar işkence suçu olarak kabul edilmektedir. Ancak Türkiye tarihinde giderek katlanan hak ihlalleri tablosu karşımıza çıkmaktadır. Bu hak ihlalleri dönem dönem yükselip düşmüş olmasına rağmen günümüze kadar sistematik işkencenin devam ettiği ve işkenceyi yapan kamu görevlileri hakkında etkin bir soruşturma yürütülmediği, yaşanan işkence vakalarının sonucunda cezasızlık politikasının ısrarla yürütüldüğü herkes tarafından bilinmektedir. Yine son zamanlarda özellikle kadın aktivistlere yönelik gözaltı ve tutuklamalardan da biliyoruz ki engellemeye çalıştıkları kadınların vermiş olduğu toplumsal mücadeledir” dedi. 
 
‘Failleri ortaya çıkarmak için mücadele edeceğiz’
 
Seda son olarak, “Bizler, ÖHD olarak, Sevil’e yönelik yapılan işkenceyi asla kabul etmiyoruz. İşkencenin belgelenmesi ve işkencecilerin etkin soruşturma neticesinde haklarında derhal yasal işlemin başlatılması gerektiğini hatırlatıyoruz. Görmüş olduğu işkence sonucunda yaşam hakkının da tehdit altında olduğu göz önünde bulundurularak kendisinin derhal hastaneye sevki sağlanarak tedavisinin yapılmasını ve serbest bırakılması gerektiğini vurguluyoruz. İşkencenin mutlak yasak olduğunu bir kez daha hatırlatıyor, sürece dair ayrıntılı raporumuzu sizlerle paylaşarak, faillerin ortaya çıkması için gerekli tüm hukuki mücadeleyi vereceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” diyerek açıklamayı sonlandırdı.