‘İstanbul Sözleşmesi kaldırılırsa erkek şiddeti artar’

  • 09:05 9 Temmuz 2020
  • Güncel
Melike Aydın
 
İZMİR - Halihazırda yürürlükte olan, ancak fiiliyatta uygulanmayan İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasını değerlendiren kadınlar, sözleşmeden çekilmenin erkek şiddetini artıracağını düşünüyor.
 
Katıldığı bir televizyon programında İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni hedef alan AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, “Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır” ifadelerini kullanmıştı. Tepki çeken sözlerinin ardından kadınlara İstanbul Sözleşmesi’ni ve Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelede sözleşmenin önemi ve hedef alınmasını sorduk. Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasının şiddeti artıracağını düşünüyor.
 
‘Kadınların sözleşmenin kaldırılmasına rızası yok’
 
Ev emekçisi Aynur Candan: Erkeklerin bakış açısı düzelmeden şiddet son bulmayacak. Erkek şiddetine karşı devletlerin caydırıcılık görevini yerine getirmesi şart ama Türkiye’de şiddet faili erkekler karakolda ön kapıdan girip arka kapıdan çıkıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak isterler çünkü işine gelmiyor. Devletin hedefi kadını eve kapatmak, kadını susturmak. Böyle bir dünya yaratmak istiyorlar. Çünkü kadınlar ‘yeter artık’ dediği zaman bir şeyler oluyor. Ama kadını da erkeği de bugün kendini ifade edemiyor. İstanbul Sözleşmesi kalkmasın. Halk isterse kaldırırım demek ne demek? Her şeyi halka mı soruyorlar? Halk dediği sadece kendi tabanı; bize sormuyor ki. AKP’nin fikirlerini beğenmeyene ‘Sen bizden değilsin’ diyor.
 
‘Ailenin birliği için şiddete göz yumulamaz’
 
Öğrenci Leman Çakır: İstanbul Sözleşmesi çok bilinmiyor. Zaten uygulanmıyor da. Uygulansaydı onlarca kadın ölmezdi. Şiddete şahit de oluyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nin bütün maddelerini bilmiyorum ama çok kapsamlı olduğunu biliyorum. Örneğin sözleşmeye rağmen sığınma evleri yeterli değil, buralara nasıl ulaşabileceğimi ben de bilmiyorum. Kolluk güçlerine başvurabilir ama haberlerde de defalarca kolluk kuvvetlerine her başvurduğunda ‘İdare et, alttan al’, ‘Her ailede olur böyle şeyler’ denerek geri çevrildiğini görüyoruz. Oysa aile içi şiddete göz yumulamaz. Ailenin birliği için kadın feda edilmemeli. Şiddet ailedeki herkesi etkiler, başta çocuğu. Kadın korunursa toplum da korunur. Bu yüzden İstanbul Sözleşmesi kaldırılmamalı.
 
‘İstanbul Sözleşmesi çocukları da koruyor’
 
Öğrenci Gülsüm Çalar: İstanbul Sözleşmesi sadece kadınları değil, çocukları ve dezavantajlı grupları da koruyor. Kadına yönelik şiddetle mücadele için kadınların daha fazla cesaretlendirilmesi ve bilgilendirilmesi gerekiyor. Eğitim sisteminde de yeterli eğitim yok. İstanbul Sözleşmesi kaldırılmamalı, kadınlar arkasında durulmalı.
 
‘Şiddet cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanıyor’
 
Öğrenci Melisa Gül: Kadına yönelik şiddet cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanıyor. Bu ayrımcılık da kadına söz hakkı verilmeyen erkek egemen bakış açısından besleniyor. Aile dağılmasın diye şiddete razı gelen kadın, boşandığında da ‘dul kadın’ denilerek toplumsal şiddete maruz kalıyor. Yetkili merciinin de yararı yok. Polis bir kere gelip gidiyor. Ama o kadın o erkekle hep yaşamak zorunda kalıyor. Kadın sığınma evleri yeterli olsa, bu kadar kadına yönelik şiddet olmazdı. Eğer şiddet varsa zaten o evlilik sürdürülmemeli. Hatta o erkek rehabilite edilmeli ve onda bir çocuğu yetiştirme yetisi görülmemeli. Şiddet gösteren kişi aileyi geçtim, sokakta serbestçe yürümesinde bile sıkıntı var demektir. İstanbul Sözleşmesi’ne de uyulmadı ki, kaldırılsa bu adamlara cesaret verir mi bilemiyorum.
 
‘Sözleşmeyi korumak gerekiyor’
 
Öğrenci Gözde Çobanoğlu: Erkeklerin çoğu namus kavramı ile yaklaşarak kadını ve çocuğu birey olarak görmüyor. Kadın ve çocuk ona ait bir eşya gibi görülüyor. Örneğin erkek ‘Eve para getiriyorum her şeyi yapma hakkım var’ diyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak hiç mantıklı gelmiyor. Aksine korunması gerekir.
 
‘Toplumsal çürüme var ve bu normalleşiyor’
 
Emekli öğretmen Nurgül Akil: Bir yandan güçlünün güçsüzü ezdiği bir toplumsal düzen içinde büyüyen çocuklar aynı öğretiyi devam ettirirken, diğer yandan hükümetler bu toplumsal düzeni değiştirmek için yeterli çaba sarf etmiyor. Mevcut hükümet hukuku işletmiyor. ‘Kadını dövebilirsin, tecavüzcüyle evlendirebilirsin, 9 yaşında kız çocuğu evlenebilir, gece çıkarsa şu olur’ diyen bir ideolojinin böyle bir soruna parmak basması beklenemez. Toplumun gündemlerini değiştirerek bir 10 sene daha iktidarda kalmaya çalışıyorlar. Anayasayı bile yok ettiler, İstanbul Sözleşmesi’ni de kaldırırlar. Ülkede ahlak kalmadı herkes para konuşuyor, herkes özgüvenli, egolu. Çürüme var ve bu normal karşılanıyor.