HDP’li Şevin Coşkun’dan basın raporu: Bir ayda 66 gazeteci yargılandı

  • 18:06 10 Temmuz 2020
  • Güncel
ANKARA - HDP’li Şevin Coşkun’un Nisan Mayıs ve Haziran aylarını kapsayan “Basın Hak İhlalleri Raporu”na göre; 3 ay boyunca 16 gazeteci gözaltına alındı, 5’i tutuklandı ve 27 gazeteci, yazar ve çizer haklarında açılmış soruşturma nedeniyle ifade verdi.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Şevin Coşkun hazırladığı Nisan-Mayıs ve Haziran aylarını kapsayan 3 aylık “ Basın Hak İhlalleri Raporu’nu” Meclis’te düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı.
 
‘Türkiye basın özgürlüğünde en geride’
 
Yılın ilk yarısında gazetecilere yönelik had safhaya ulaşan hak ihlallerine şahit oldukların belirten Şevin, “Türkiye, basın özgürlüğü konusunda dünyanın en geri kalmış ülkelerinden biri olmayı bu dönemde de sürdürdü” dedi. Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasında dünyada 154’üncü olduğuna işaret eden Şevin, “Türkiye’de basın özgürlüğüyle alakalı olarak hiçbir ilerlemenin kaydedilmediği hazırladığımız raporda da açık şekilde kendini gösteriyor” diye konuştu.
 
‘Baskılar dönemlik değil, sistematik’
 
Şevin, gazeteciler üzerindeki baskıların bir rapora sığmayacağı, baskıların dönemlik değil sistematik olduğuna işaret etti. Türkiye’deki her olağanüstü durumda ilk hedefin gazeteciler olduğunu söyleyen Şevin, koronavirüsün Türkiye’de tespit edilmesi ardından gazeteciler üzerindeki baskıların arttığını ifade etti.
 
’16 gazeteci gözaltına alındı, 5’i tutuklandı’
 
Son üç ayda, 16 gazetecinin gözaltına alındığı ve 5’inin tutuklandığını belirten Şevin,  gazetecilerin yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle haklarında 21 ayrı soruşturma açıldığı ve bu soruşturmalar kapsamında 27 gazeteci, yazar ve medya çalışanının ifade verdiğini belirtti. Şevin, “ 16 gazeteci hakkında yeni dava açıldı. 54  TV, radyo, gazete, internet haber sitesi, program ve diziye; para cezası, erişim engeli ve kapatma, yayın durdurma ve kaldırma, ilan ve reklam kesme cezası verildi” dedi.
 
‘Bir ayda 66 gazeteci yargılandı’
 
Koronavirüs nedeniyle, Nisan ve Mayıs aylarında onlarca gazetecinin, davasının görülmeden ertelendiğini aktaran Şevin, “Ancak Haziran ayında duruşmaların başlamasıyla birlikte, 4 gazeteciye 5 yıl 20 gün hapis cezası verildi. 32 davada 66 gazeteci yargılandı. Bir ayda 66 gazetecinin yargılanması bir utanç tablosudur. Bu tablo iktidarın baskı rejimini gözler önüne sermektedir” ifadelerini kullandı.
 
‘Hiç Tutuklanmaması gereken gazeteciler tahliye edildi’
 
“Elbette ki bizi mutlu eden gelişmeler de oldu” diyen Şevin, 11 gazetecinin bu süreçte tahliye edildiğini belirtti. Şevin, “ Bizler biliyoruz ki tahliye edilen arkadaşlarımız zaten hiç tutuklanmaması gereken, bu süreçte dışarıda haber yapması gereken kıymetli basın çalışanlarıydı” diye konuştu.
 
‘Gazeteciler ‘terör’ kavramı içine yerleştirilmek isteniyor’
 
Raporunun “Gazeteciler ve Medya Üzerine Yönelik Hükümet Politikaları” bölümünde “Gazetecilerin davalarında, koronavirüs günlerinde, ekonomik krizin ortaya çıktığı ya da sınır ötesi operasyonlara dair yapılan haberlerde görüldüğü gibi, mesleğini yapan gazeteciler ve ürettikleri haberler “terör” kavramı ile ilişkilendirildi” ifadeleri yer aldı.
 
Şevin, bu noktaya dair, “Gazeteciler üzerinde neden bu kadar sistematik saldırı var? Neden iktidar gerçeklerin ifade edilmesinden bu denli korkuyor? Neden gazetecilerin haberleri sürekli “terör” kavramı içine yerleştiriliyor? Çünkü iktidar topluma sistematik olarak saldırıyor, topluma sürekli yalan söylüyor” değerlendirmesinde bulundu.
 
‘İktidar kendine ait gazeteci istiyor’
 
Raporda, “Hedef Gösterme, Nefret Söylemi ve Manipülasyon” başlığı altında, siyasi iktidara yakın medya kuruluşlarının yaptıkları yalan ve manipülasyonlara yer verildi.  Bu başlık altında, cevap hakkı verilmeksizin HDP’liler hakkında iddialarda bulunması ile “İstismarı, kadın düşmanlığını ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini meşrulaştıran haberler” konu edildi.
 
Şevin, raporun ilgili bölümüne dair şunları söyledi: “AKP-MHP iktidarı, yargı gücü ve ‘terör’ manipülasyonu ile sadece gerçeğin peşinde olan gazetecileri hedef almıyor, aynı zamanda kendine yeni bir gazetecilik anlayışı ortaya çıkarmak istiyor. Açığa çıkan tabloda iktidarın ‘beğenisini’ kazananlar; yalan ve aldatmayla özdeşleşmiş, adına gazetecilik denilemeyecek bir güruhtur.
 
Milyonlarca oy almış partimiz HDP’ye söz hakkı vermeden, haklarında ithamlarda bulunan, halk yoksulluk içinde kıvranırken pazarlara gidip ‘fiyatlar düştü’ diye yalan söyleyen, Feminist Gece Yürüyüşü, Onur Yürüyüşü gibi etkinliklere karşı nefret söyleminde bulunan, kadın cinayetlerinde “kadının gece orada ne işi var” diye soran, 13 yaşındaki bir çocuk için ‘terörist’ diyen bir anlayıştan söz ediyoruz. Bu anlayışın bu topluma verdiği zararı hiç kimse vermemiştir. Onlara yanlıştan dönme ve mesleklerini onurlu şekilde icra etme çağrısı yapıyoruz.”
 
‘Özgür basın olmadan özgür toplum olamaz’
 
Şevin, gazetecilerin dördüncü kuvvet olarak her türlü baskıya rağmen tarihi rolünü oynadığını söyledi. “Unutulmamalıdır ki, özgür bir toplumun temeli ancak ve ancak özgür bir basınla atılabilir” diyen Şevin,  açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Bu yıl 100’üncü yaşına giren Musa Anter şahsında, gerçekler uğruna yaşamını yitiren tüm gazetecileri saygıyla anıyorum. Onların gerçeğin peşinde koşan ruhunun bugün tüm gazetecilerin üzerinde olması dileğiyle, tüm medya çalışanlarına bu zorlu günlerde başarılar diliyorum.”