‘Dağ keçileri Ana Fatma’nın davarıdır’

  • 09:12 11 Temmuz 2020
  • Güncel
DERSİM - Dağ keçilerinin avlanmasının ihaleye açılmasına tepki gösteren kadınlar, “Dağ keçileri, Hızır’ın bize emanetidir. Emanetimize sahip çıkalım. Dağ keçileri Ana Fatma’nın davarıdır” sözleriyle dağ keçilerini sahiplenme çağrısında bulundu.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı, nesli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve Dersimliler için kutsal görülen dağ keçilerinin avlanması için ihale açtı. Buna göre, Dersim’e bağlı Aliboğazı ve Salördek bölgesinde 5, Darıkent ve Gökçek bölgesinde 5, Büyükyurt ve Çıralı bölgesinde 5 ve Derindere ile Kocatepe bölgesinde 2 olmak üzere toplam 17 dağ keçisinin katledilmesi planlanıyor. İhalenin 13 Temmuz günü yapılacağı kaydedilirken, kamuoyu bu karara tepki gösterdi.
 
Dersimlilerin “Xızır’ın davarı” olarak gördükleri dağ keçilerinin katledilmesini değerlendiren Dersimli kadınlar da bu katliamın yaşanmasına izin vermeyeceklerini dile getirerek duruma tepki gösterdi.
 
‘Kitlesel bir tepki açığa çıkmalı’
 
Dağ keçilerinin kendileri için çok kutsal hayvanlar olduklarına dikkat çeken Özlem Sarıçiçek, toplumdaki isminin “Hızır’ın keçisi” olduğunu ifade etti. Bu keçilerin katledilmesine asla izin verilmemesi gerektiğinin altını çizen Özlem, “Öğrendiğimiz kadarıyla bir iş insanı bu katliama destek vermiş. Dersimli bir kadın olarak tek isteğim bu kutsal hayvanlara sahip çıkılması ve korunmasıdır. Bu konuya ilişkin daha büyük ve kitlesel bir tepkinin açığa çıkması gerekiyor. Bunu yapanlar insan olamazlar. Doğamızda yaşayan güzel ve özgür hayvanlardan ne istiyorlar? Onların yaşamına kıyım ediliyor. Doğada yaşayan her şeyi çok seviyorum, en çok da Hızır’ın keçilerini seviyorum. Toplumun buna duyarlı olması gerekiyor” sözlerine yer verdi.
 
‘Tek ses olarak bunlara ‘dur’ demeliyiz’
 
“Gerçekleşen doğa katliamlarına, doğa facialarına karşıyım” diyen Hediye Serihan da, dağ keçilerinden önce yaşanan doğa katliamlarında çok sayıda ses çıkarıldığını hatırlatarak, “Bazı mecralarda bu sesler bir şekilde kısılıyor duyulması engelleniyor. Bu durum dağ keçileri için de geçerli. Birçok bölgede kutsal sayılan hayvanlardır. Bunun yanı sıra birçok tarihi medeniyet de katledilmektedir. Öncelikle insanlığın, bunları onaylayan kişilerin uyanması ve buna ‘dur’ demesi gerekiyor. Herkes tek ses olarak bunlara ‘dur’ demeli” ifadelerini kullandı.  
 
‘Dağ keçileri tabiatın kaynağıdır’
 
Hülya Özkan ise dağ keçilerinin katledilmesine karşı olduklarını dile getirerek, onların da doğanın bir güzelliği, tabiatın yansıması olduklarını kaydetti. Hülya, “Bunların yok olması demek doğanın da yok olması demektir. Bunlar güzel ve zararsız hayvanlar, neden yok ediliyor? Dağ keçileri tabiatın kaynağıdır. Neden ilk önce Dersim seçiliyor?  Bu katliamlara karşı önlem alınmalı ve av yasağı getirilmeli” dedi.
 
‘Onların katledilmesi Dersim halkının katledilmesidir’
 
Dağ keçilerinin inanç kaynağı olduğunu vurgulayan Dilek Şanlıoğlu da, “Onların katledilmesi demek Dersim halkının katledilmesi demektir” diyerek, “Bu durumu kınıyor ve av yasağının getirilmesini istiyoruz. Dağ keçileri, Hızır’ın bize emanetidir. Emanetimize sahip çıkalım. Neden bizim keçilerimiz avlanıyor? Hepimizin birleşip buna bir son vermesi gerekiyor” sözlerine yer verdi.
 
‘Dağ keçisi Ana Fatma’nın davarıdır’
 
Dağ keçilerinin katledilmesine karşı çıkan Bakiye Güder ise, keçilerin öyküsünü şu sözlerle anlattı: “Dağ keçisi Ana Fatma’nın davarıdır. Davar keçileri sağarken bir keçi ayağını kovaya vurmuş ve kovanın içindeki süt dökülmüş. Bunun üzerine ‘Avcının kurşununa gelesin’ demiş. Hemen o esnada bir avcı bir kurşun atıyor. Diğeri de ‘Sen kör olasın, sen nerden çıktın?’ diye sormuş. Biz küçükken büyüklerimiz bize bu hikayeyi anlatırdı. Onları niye avlıyorlar? Paraları mı yok? Bu hayvanın kime ne zararı var? Bizim köyde taşlara tuz serpiyorlar yavrularıyla birlikte onlara keçi geliyor. Yazık günah değil mi? O da bir candır, onun da bir canı var. Bu işin günahı kararı verenlere olsun.”