‘Uluslararası sözleşmeden çıkmak kolay değil’

  • 09:01 13 Temmuz 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - İktidarın “İstanbul Sözleşmesinden çekiliriz" tehditlerini değerlendiren avukat Aslı Pasinli, Türkiye'nin sözleşmeyi çekincesiz olarak imzaladığını hatırlattı. Aslı "Uluslararası sözleşmeden çıkmak, iç hukukta yaptığınız değişiklikler kadar kolay değildir. Türkiye'nin çekilmesi ironik bir tablo oluşturacaktır" dedi.
 
Kadınları koruyan İstanbul Sözleşmesi yani “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” 2011 yılında İstanbul'da imzaya açıldı. 2014 yılında yürürlüğe giren sözleşme sık sık tartışma konusu oldu. Son olarak AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş katıldığı bir televizyon programında İstanbul Sözleşmesini hedef almış ve “Nasıl usulünü yerine getirerek imzalanmışsa, usulünü yerine getirerek sözleşmeden çıkılır” ifadelerini kullanmıştı. Numan Kurtulmuş’un sözleri kadın örgütleri tarafından tepkiyle karşılanırken, İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasının şiddeti artıracağı vurgusu yapıldı.
 
'Sözleşme taraflara şiddete karşı sıfır tolerans sorumluluğu yüklüyor'
 
İstanbul Sözleşmesi'nin önemini anlatan Diyarbakır Barosu Kadın Komisyonu üyesi Aslı Pasinli, sözleşmenin uygulanmasının bir nevi şiddetin önlenmesine dair bir çözüm modeli olduğunu dile getirdi. Aslı "Sözleşmenin kendisi taraf devlete şiddete karşı sıfır tolerans yükümlülüğü yükler. Sözleşmede kadına karşı şiddetle mücadelede kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturmak üzere 4P Kurallı olarak tarif ettiğimiz konular üzerinde ortaklaşır. Bunlar; önleme, koruma, kovuşturma ve mağdur destek mekanizmaları oluşturma politikaları kurallarıdır" diye belirtti. 
 
‘Ayrımcılığı tanımlıyor ve sonuçlarını vurguluyor’
 
Sözleşmede kamusal ya da özel alanda kadına yönelik şiddetin, insan hakkı ihlali ve ayrımcılık olarak tanımlandığını hatırlatan Aslı, sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte iç hukukta 6284 sayılı kanun hazırlandığını ve yürürlüğe konulduğunun altını çizdi. Sözleşmenin toplumsal cinsiyet eşitliği çatısı altında birleştirici olduğunu söyleyen Aslı, şöyle devam etti: "Sözleşmenin uygulanıp uygulanmadığını izlemek için bir kurul vardır. Bir izleme mekanizması olan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzman Grubu (GREVIO) 2018 yılında Türkiye ile ilgili değerlendirme raporu yayımladı. Bu raporda mahkeme uygulamalarının şiddet uygulayanlar açısından caydırıcı etkiler doğurmamasından tutun devletin kadınları koruyamamasından kaynaklı çifte mağduriyetler yaşanmasına kadar tek tek anlatılmıştır. Kadına yönelik şiddetle mücadele alanında çalışan STK'lar GREVIO'ya gölge raporlar sunar devlet kendi resmi raporunu sunar. Ve sonuç olarak GREVIO değerlendirme raporunu sunar bize. Çünkü uluslararası hukukta kadına karşı şiddetin, kadın erkek eşitsizliğinin ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın sonuçları olduğunu vurgulayan ilk sözleşme. Sözleşme sadece fiziksel şiddeti değil her türlü şiddeti kapsama alır ve bunun önlenmesine dair her türlü reçeteye sahiptir. Bu yüzden kadınlar için şiddeti önlemek adına çok önemlidir."
 
‘Resmi düzenli veri kanalı yok’
 
Şiddete maruz kalınması halinde gerekli koruma ve kovuşturmanın yerine getirilmesi ve veri toplanması gerektiğini belirten Aslı, Türkiye'de verilerin açıklanması için hala düzenli resmi bir kanalın olmadığının altını çizdi. Aslı, "Karakollar halen oldukça özensiz yargıda adalete erişim konusunda yaşanan sıkıntılar ortada. Şiddetle mücadele alanında çalışan STK’larla işbirliği yok. Okullarda toplumsal cinsiyet eşitliğine dair bir ders başlığımız yok. Tecavüz kriz merkezlerimiz yok. İşte tüm bunların teminatı İstanbul Sözleşmesi'dir. Bu yüzden uygulanması şiddete maruz kalanlar için hayati anlamlar taşıyor" diye konuştu.
 
‘Şiddetle mücadelede reçete’
 
İstanbul Sözleşmesi'nin şiddetle mücadeledeki en önemli reçete olduğunu vurgulayan Aslı, sözleşmenin tamamının uygulanması durumunda etkili sonuçlar alınacağına işaret etti. “Bir diğer hususta sözleşmenin temel haklar eşitlik ve ayrımcılık yasağı olan 4'ncü bölümündeki 3'ncü bendinde kopar” diyen Aslı, “Orada da kıyameti koparan şey toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim ifadeleridir. Onur Haftası’nı biz geçtik. Fakat Onur Haftası’nın geçmesinden sonra İstanbul Sözleşmesi tartışmalarının alevlenmesi bir tesadüf değil. İktidarı destekleyen güruhta İstanbul Sözleşmesine karşı çıktığını ifade ettiği için, iktidarın da rahatsızlığı buradan kaynaklanıyor" dedi.
 
‘Sözleşmeden çekilmenin sonuçları olacak’
 
Aslı, İstanbul Sözleşmesi'ne dair iç hukukta herhangi bir düzenlemenin olmadığını ifade ederek, Avrupa Konseyi sözleşmesi olduğunu ve Türkiye’nin de ilk imzacılardan olduğunu dile getirdi.  İktidarın sözleşmeden çekileceği yönündeki söylemlerine de değinen Aslı, “Uluslararası ve bu kadar önemli bir sözleşmeden 'Biz usulune göre çekiliriz' ifadesi biraz daha altı doldurulmadan ifade edilmiş bir cümle. Çünkü uluslararası bir sözleşmeden çekilmek demek bir sürü uluslararası handikapı ve dengeleri de gözetmeksizin çekilebilirsiniz. Bunun yolu ve yöntemini hali hazırda biz bilmiyoruz. Çünkü çekincesiz olarak imzalandı. Türkiye'nin çekilmesi demek hakikaten çok ironik bir tablo olacak. Bunu hep beraber göreceğiz. Ama benzer sözleri biz önceki yıllarda da defalarca gördük. Uluslararası sözleşmeden çıkmak, iç hukukta yaptığınız değişiklikler kadar kolay değildir.  Bunun bazı sakıncaları ve dengeleri vardır. Türkiye nasıl bir yol alacak bunu hep beraber göreceğiz" ifadelerini kullandı.