19 Temmuz: Bu devrimi kadınlar ördü

  • 10:31 16 Temmuz 2020
  • Güncel
Dîcle Demhat- Lîlav Elî
 
KOBANÊ/ŞEHBA - Ortadoğu halklarına umudu aşılayan Rojava Devrimi 9’uncu yılına giriyor. Devrimden sonra demokratik özerk sistemin kurulduğu Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar, toplumun her alanında öncü rolü üstlendi. 
 
19 Temmuz 2012’de Ortadoğu’da hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağının habercisi olan Rojava Devrimi’nin ilk adımları atıldı. 2011 yılında Ortadoğu’da başlayan iç savaşlar, halkların iktidarlara karşı ayaklanmaları “Arap Baharı” olarak adlandırılsa da PKK Lideri Abdullah Öcalan bunu “Halkların Baharı” olarak tanımladı. Ve aynı yılın 19 Temmuz’unda Suriye’de Kürtler öncülüğünde başlayan direniş, tüm halkları da içine alarak “Halkların Baharı”nı yarattı. Demokratik özerk sistemlerini oluşturan halklar, tüm dünyanın korkulu rüyası olan DAİŞ’e karşı öz güçleri ile zafer elde etti. Bu zaferin öncülüğünü de kadınlar yaptı.  
 
Kadınlar yaşamın her yerinde 
 
Rojava Devrimi’nin yaşandığı Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında, kadınlar kendi öz güçleri ile ordulaşmaya gitti, kendi kurumlarını, adalet, eğitim, sağlık, ekonomi sistemlerini oluşturdu ve eşbaşkanlık sistemini bölgenin tamamında hayata geçirerek erkeğin kadını ilk düşürdüğü topraklar olan Ortadoğu’da hegemon güçlere savaş açtı. Kuzey ve Doğu Suriye’de devrim sürecinde ilk etapta Mala Jin ve Kadın Komünleri oluşturuldu.  Akabinde ekonomi, eğitim ve sağlık alanlarında da ayrı örgütlenmelerini yapan kadınlar, toplumu yeniden dizayn etme rolü üstlendi. Kadın Adalet Meclisleri ile kadınlar kendi adalet sistemlerini kurdu ve çıkardıkları yasalar ile toplumda erkek şiddeti, çocuk yaşta evlendirme, kadın katliamı, taciz ve tecavüzün önüne geçti.  2013 yılının 4 Nisan’ında Yekîneyên Parastina Jin (YPJ) birliklerini kurdu ve özsavunma gücüyle kazanımlarını korumaya aldı. Yine her bölgede Kadın Bakanlıkları kurularak kadın çalışmalarına şekil verme, denetleme, projeleri hayata geçirme görevi üstlenildi. Yekitiya Star’dan devralınan bayrak Kongreya Star ile devam ederek toplumda kadınların örgütlenmesi misyonu yüklendi. Siyasette de kadınlar eşbaşkanlık sistemi ile topluma öncü oldu.
 
Rojava Devrimi’ni ve sistemin gelişim sürecini kadınlardan dinledik.  
 
‘Devrimle beraber Jineolojî çalışmaları aktifleşti’ 
 
Abdullah Öcalan’ın önerisi üzerine bölgede 2008 yılında kadın bilimi olan Jineolojî çalışmalarının ilk adımlarının atıldığını söyleyen Jineolojî Fırat Bölge üyesi Ferzê Mele Xelil, ilk zamanlarda toplumun Jineolojî’yi benimseyemediğini dile getirdi. “Devrim süreciyle beraber Jineolojî çalışmaları toplumda daha çok aktifleşti ve tanındı” diyen Ferzê, Jineolojî’nin halkın gelişmesine öncülük ettiğinin altını çizdi. Ferzê, sözlerinin devamında şu noktalara dikkat çekti: “En çok da var olan aile sistemi ve devlet sisteminin kadın üzerindeki baskısı, sömürüsünü açığa çıkardı. Jineolojî bilimi kadın tarihini ve 5 bin yıldır sömürülen hakkını ortaya çıkardı. Bununla beraber kadınlar kendi tarihlerini yeniden sahiplendiler. Feodal bir toplum içinde büyüyen ailelerin çocuklarıyız. Her ailenin kendi içerisinde kuralları var ve aile içerisinde en çok bastırılan kadın oluyor. Devrimle beraber kadın kendi gücünün ve emeğinin farkına vardı. Bu noktada da birçok konuda topluma öncülük etti. Yıllardır devlet sistemlerinde hakkı yenilen kadın şu an kendi hakkı ve yaşamı için mücadele ediyor. Jineolojî bilimi olarak da direnişçi ve mücadeleci kadınlar için bir çıkış yolu olduk.”
 
‘Kadınlar kadar erkekler de Jineolojî’ye ilgi duydu’
 
Devrimden sonra her alanda Jineolojî akademileri açtıklarını ifade eden Ferzê, kadınların bu alanda kendilerini geliştirdiklerini belirtti. Ferzê, kadınlar kadar erkeklerin de Jineolojî bilimine ilgisinin olduğuna işaret ederek, kadınlardan güç alarak belli bir aşamaya kadar erkeklerin kendilerini geliştirdiklerini vurguladı. Bölgede araştırma ve belgelendirme çalışmalarının olduğunu söyleyen Ferzê, “Rejim döneminde aile sistemi ve kadın hakları, DAİŞ döneminde kadının maruz kaldığı işkence ve yaşam koşulları, kız çocuklarının büyüme tarzı, kapitalizm sisteminin kadın üzerindeki metalaştırma çalışmaları, özgür eş yaşam çerçevesinde her iki cins arasında ayrım olmadan nasıl yaşayacakları gibi konular üzerinde araştırmalarımız ve eğitim devrelerimiz, panellerimiz, konferanslarımız, okullarda derslerimiz oldu. Zaman zaman ailelere giderek şu anki aile yaşam tarzıyla eski aile yaşam tarzı üzerinde de araştırmalarımız oldu. Her ne kadar zaman ve mekandan dolayı çalışmalarımız ara ara durmuş olsa da hep halkın içinde bir şekilde çalışmalarımızı yürüttük” dedi. 
 
‘Kadınlar renkleriyle devrime öncülük etti’
 
Rojava Devrimi’ni “Kadın devrimi” olarak tanımlayan Kongreya Star Fırat Bölge Koordinasyon üyesi Rewşen Hacim de daha önce örgütlenme ağlarının olduğunu fakat yeterli olmadığını kaydetti. Devrim ile beraber kadınların örgütlenmede büyük bir rol oynadığını belirten Rewşen, “2005’te Yekitiya Star olarak Rojava’da çalışmalarımızı yürütüyorduk. Fakat rejimden kaynaklı çok aktif değildik. BAAS Rejiminin baskısı altında olan Yekitiya Star, küçük adımlarla örgütlenme ağını geliştirip, 19 Temmuz devriminde rolünü oynadı. 19 Temmuz devrimine öncülük eden kadınlar DAİŞ, El-Nusra ve Türkiye’nin saldırılarına karşı da en ön saflarda oldular. Kadınlar askeri, siyasi, toplumsal alan ve yaşamın diğer alanlarında yer edinip, mücadelelerini büyüttü. Rejim döneminde yasaklı olan kültürümüz, geleneklerimiz devrimle beraber yeniden yeşermeye başladı. Siyaset ve diplomasi alanında kadınlar önemli bir yer edindi. Yaşamın her alanında kadın, rengiyle yaşama renk kattı” diye ekledi. 
 
‘Devrim içinde devrim yaptık’
 
Kongreya Star’ın komün ve meclisler üzerinden kadın örgütlemesini yaptığını belirten Rewşen, çalışmalarının belirli bir düzeye ulaştığını ifade etti. Rewşen, rejim ve devlet sistemlerinde kadın ikinci, üçüncü planda iken Kuzey ve Doğu Suriye’de her alanda kadınların en ön saflarda olduğunun altını çizdi. “Rojava Devrimi’yle beraber kadınlar kendi devrimini de gerçekleştirdi” sözlerine yer veren Rewşen, “Bir nevi devrim içinde devrim yaptılar. Rojava Devrimi’nde Kürt kadınının kazanımları Arap kadınları ve diğer halklardan kadınlar için bir örnekti. Şu an Arap ve diğer halktan olan kadınlar da mücadele ve direnişleriyle yaşamın birçok alanında yer almaktalar. 19 Temmuz’dan sonra hep saldırılarla yüz yüze kaldık ve şu an içerisinden geçtiğimiz dönem de kritik olmasına rağmen çalışmalarımıza aralıksız şekilde devam etmekteyiz. En kritik dönemlerde nasıl ki tarihe adımızı yazmışsak, şu an içerisinden geçtiğimiz dönemde de bunun öncülüğünü yapacağız”  ifadelerini kullandı.
 
‘Devrim kadınlara ilham oldu’
 
Efrîn Halk Meclisi üyesi Arîn Elî, Rojava Devrimi’nin tüm kadınlara ilham olduğunu ve özgürlük yolunda büyük bir adım atıldığını belirtti. Arîn, “Kadınlar bu devrimin içinde dil, kültür ve toprağını savundu. Kadın başarının sembolü oldu ve tarihe mührünü bastı. Kadınlar tüm zorluklara rağmen demokrasiyi belirli bir aşamaya getirdi” dedi.
 
‘Kadınların yüreğindeki bahar’
 
Mala Jin Toplumsal Adalet Komitesi yönetiminden ve Arap halkından Emel Hisên de Rojava Devrimi’ni “Kadınların yüreğindeki bahar” olarak niteledi. Kadınların devrimden sonra çalışmalarda daha aktif olduğunu söyleyen Emel, şöyle konuştu: “Biz Arap kadınlar için de büyük bir kazanım oldu. Yüzyıllardır süre gelen zihniyeti ve toplumu değiştirme, kölelikten de kurtulma fırsatı doğdu. Kadın artık kendi rengi ile toplumun içinde yer alıyor, direniyor, kazanımlarına sahip çıkıyor. Artık toplum içinde rol ve misyon sahibiyiz. Arap toplumun gelenek ve görenekleri kadını zorluyor ve boğuyordu. Rojava Devrimi ile kendimizi toplumun geleneklerinden kurtardık. Bizlere bu imkanı yaratan şehitlerimize minnettarız ve onların yarattığı değerlere sonuna kadar sahip çıkacağız.”        
 
Şehba Kantonu Şehit Aileleri Meclisi yönetiminde yer alan Fatma Hisên ise Türkmen halkından. Fatma, 19 Temmuz’u “tüm kadınlar için özgürlük rüzgarı” olarak tanımladı. Fatma, “Devrimle birlikte kadınların hayali gerçekleşti. Kadınların gözleri açılmış oldu. Bizler sonuna kadar direneceğiz. Biz kadınların sözü var Rojava Devrimi’nin kazanımlarını koruyacağız” diyerek duygularını aktardı.