Babasını uğurladığı yerden 5 yıl sonra seslendi: Adalet

  • 09:02 17 Temmuz 2020
  • Güncel
Gülistan Azak
 
İSTANBUL - İki çocuğunun uğruna savaştığı Kobanê’ye gidip, inşasına katılmak isteyen İsmet Şeker, Suruç katliamında yaşamını yitirdi. 5 yıl sonra babasını Suruç’a uğurlamadan önce son kahvaltılarını yaptıkları yerde buluştuğumuz Dilek Şeker, “5 yıl değil, 100 yıl da geçse ‘adalet’ demekten asla vazgeçmeyeceğim” diyor. 
 
Tüm dünyada katliamları ve uyguladıkları vahşetle bilinen DAİŞ çeteleri, 2014’te binlerce kişi ile Kuzey ve Doğu Suriye’ye bağlı Kobanê kantonuna saldırdı. Milyonlarca insanın adını dahi bilmediği Kobanê’de çetelere karşı YPG, YPJ savaşçıları ve yerel halk tarafından destansı bir direniş gerçekleştirildi. Öyle ki Almanya’dan Avustralya’ya, ABD’den İngiltere’ye dünyanın birçok ülkesinden yüzlerce kişi DAİŞ çetelerine karşı savaşmak için Kobanê’ye geldi. Kobanê’nin adı tüm dünyada duyulurken, 133 günlük direnişin ardından DAİŞ çeteleri büyük bir yenilgiye uğratıldı. Kobanê direnişi, İkinci Dünya Savaşı’nda Hitlerin ordusunu bozguna uğratan Stalingrad direnişine benzetildi. 1 Kasım Dünya Kobanê Günü ilan edilirken, milyonlarca kişi Kobanê ile dayanışmasını ifade etti. İşte bu süreçte Kobanê ile sınır olan Urfa’nın Suruç ilçesine binlerce kişi aktı. Suruç halkı evlerini, köylerini hem Kobanê halkıyla hem de dayanışma amacıyla gelen binlerce kişiyle paylaştı. 
 
Suruç’a gelenler arasında Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyeleri de bulunuyordu. SGDF’li gençler, çocuklara oyuncak götürmek, park yapmak, kütüphane oluşturmak için Kobanê’ye geçecekti. 20 Temmuz 2015’te Amara Kültür Merkezi önündeki basın açıklamasının ardından Kobanê’ye doğru yola çıkılacaktı. Ancak açıklamanın gerçekleştirildiği sırada DAİŞ tarafından canlı bomba saldırısı gerçekleştirildi. Saldırıda 33 düş yolcusu yaşamını yitirirken, 105 kişi yaralandı. 
 
Saldırıda hayatını kaybedenlerden biri de 54 yaşındaki İsmet Şeker’di.  İsmet, kendisinden önce Kobanê’ye giden iki çocuğunun ayak bastığı topraklara gitmek, bir çocuğunun uğruna yaşamını yitirdiği Kobanê’de devrimi solumak, kentin inşasına katılmak ister. İsmet’in düşleri yarım kalır ama kızı Dilek, onu da mücadelesini de “Cesur babam İsmet Şeker” kitabında anlatır. 
 
Katliamın 5. yılında Dilek Şeker ile babasını uğurladığı kafede buluşuyoruz. Babasının oturduğu sandalyeye bakarak yaşananları anlatıyor Dilek. 
 
Bir ayda üç ölüm 
 
Dilek önce iki kardeşinin Kobanê direnişine katıldığını ve bir kardeşinin direnişte yaşamını yitirdiğini söylüyor. Bu haberi almalarının ardından annesi Zahide’nin dayanamayarak rahatsızlandığını ve yaşamını yitirdiğini anlatan Dilek, “Babam da kardeşlerimin inşasına katıldığı topraklara gitmek istedi ve işte biliyorsunuz kaybettik. Ailemden geriye ben ve bir kız kardeşim kaldık” diyor. 
 
‘Bayram havası vardı’
 
Dilek, babasının ve birlikte gideceği gençlerin İstanbul’dan ayrılmadan önceki heyecanını, “O gün bir bayram havası vardı. Babamın ve beraberindeki gençlerin heyecanı, coşkusu anlatılmaz. Oradaki çocukları, özgür toprakları göreceği için çok mutlulardı. Bulunduğumuz Gazi Mahallesi’nde herkes komün bir şekilde götürülecek eşyalar toplamıştı. Bu heyecan Kadıköy’e gidince kat kat arttı. Her şey anlatılamaz derecede etkileyici ve umut doluydu” sözleriyle anlatıyor. 
 
‘Gözyaşımız da aksa mücadeleden vazgeçmiyoruz’ 
 
“Kelimeler bazen boğazıma takılıyor. Üzülüyor insan” diyen Dilek, şunları ekliyor: “Ama biz Suruç aileleri hiçbir zaman yılmıyoruz. Gözyaşımız da olsa, sesimiz titrese de anlatmaktan ve mücadeleyi sürdürmekten vazgeçmiyoruz. Katiller mutlaka bir gün hesap verecek. Babam ve 32 insanı acımasızca katlettiler. Bahar anne, Ece, Büşra… Onların kimseye zararı yoktu. Ellerinde yalnızca oyuncaklar vardı. Park yapacaklardı, kütüphane yapacaklardı…”
 
‘Konuşmamızdan iki dakika sonra acı haberi geldi’
 
Babasının Suruç’a vardıktan sonra da sürekli aradığını, Amara Kültür Merkezi’ndeki güzelliği, coşkuyu, mutluluğunu paylaştığını belirten Dilek, patlamadan dakikalar öncesi gerçekleştirdikleri son konuşmalarını paylaşıyor:  “Yolculuktan kaynaklı yorulmuştu. Son konuşmamızda bana, ‘Basın açıklaması yapılacak. Sanırım açıklamadan sonra gideceğiz. Çok sıcak, çok uykum var. Açıklama bitsin, burada çok güzel bir ağaç var, gövdesinde biraz uyurum. Burası çok güzel’ demişti. Ona ‘baba yorgunsan basın açıklamasına katılmayabilirsin’ dedim. Bana ‘Olur mu öyle şey? Onlar kalkıyorsa ben de 5 dakika ayakta duramayacak mıyım? Biz bu yolda birlikteyiz’ dedi. Daha sonra basın açıklamasına geçildi. 2 dakika sonra kötü haber geldi. Bomba patlamıştı ve patlatan kişi polislerin arasından geçip açıklamanın yapılacağı yere gelmişti. Yaralananlara yara, bizlere ise acı bırakıldı. Tam 5 yıl önce bir Temmuz sıcağında.”
 
‘Düzgün yargılama istiyoruz’ 
 
“Gidenler çocuklar için, benim için, bizim için barış getirmeye gidecekti” diyen Dilek, adalet istemini yineliyor. “Çok genç kaybettim babamı. Onunla geçireceğim o kadar güzel günler vardı ki. Hepsini elimden aldılar” diyen Dilek, her şeye rağmen yılmadan mücadele vereceklerini şu sözlerle vurguluyor:  “Ağlamayacağım. Yılmayacağım. Babamın katilleri ortaya çıkacak. 5 yıl değil, 100 yıl da geçse ‘Suruç için adalet’ demekten asla vazgeçmeyeceğim. Çocuklarımı da böyle büyütüyorum. Dedelerinin katilleri bir gün mutlaka hesap verecek. Onlar öyle koltuklarında rahat oturamayacaklar. Benim iki elim yakalarında, çocuklarımın elleri yakalarında. Adaleti yerine getirsinler. Düzgün bir yargılama istiyoruz.” 
 
Dayanışma çağrısı
 
Dilek katliamın anmasında herkesin yanlarında olmasını isteyerek, çağrısını ekliyor: “Bizimle yeniden Suruç için adalet deyin.”