‘Tecridin kırılmasında kadınlar öncü rol üstlenebilir’

  • 09:05 17 Temmuz 2020
  • Güncel
İZMİR - PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin son bulması için kadınların öncü rolünü üstlenebileceğini vurgulayan HDP PM üyesi Berna Çelik, tecridin ancak kadın mücadelesi sonucunda kırılabileceğini söyledi. 
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan, 4 Nisan 2011’den bu yana İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi Kampüsü’nde ağır tecrit koşulları altında tutuluyor. Tecridin son bulması için ise 8 Kasım 2018’de Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde başlayan ve cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların dahil olduğu açlık grevi direnişi sonucunda, Abdullah Öcalan ile görüşmeler sağlandı, ancak tecrit aynı şekilde sürdürüldü.  
 
Halkların Demokratik Partisi Parti Meclisi (HDP PM) üyesi Berna Çelik, Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi ve tecride karşı kadınların verdiği mücadeleyi değerlendirdi. 
 
‘Perspektifler kadınları öncü role taşıdı’
 
Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlük mücadelesi için geliştirdiği perspektiflerin cinsiyet rollerine sıkışan kadınları öncü role taşıdığını ifade eden Berna, İmralı’dan gelen her mesajın kadınlar için mücadeleye devam etmesi anlamı taşıdığını dile getirdi. “Kadının özgürleşmeden toplumun özgürleşemeyeceği” perspektifinin özgürlük mücadelesinde kadına öncü misyonu yüklediğini kaydeden Berna, tecridi kırma rolünün de yine kadınlara düştüğünü vurguladı. 
 
 ‘Kadın cinsiyet rollerinden sıyrılarak öncü rolünü üstlendi’
 
Kadınların özne olarak hayatı değiştirmesinin ve mücadeleci yanını örmesinin önünün açıldığını belirten Berna, bu sözün tüm kadınlar için de geçerli öncü bir söz niteliği taşıdığını ifade etti. Perspektifin hem kadınının kendi zincirini kırmasını sağlayan hem de uyanışında güç verdiğini söyleyen Berna, “’İçinizdeki erkeği öldürün’ veya ‘kadınlaşmış erkekler’ söylemi ile sadece fiziksel olarak kadın değil, zihin algısı ile de kadının toplum içindeki yer edinme, öncülük rolünün de önünü açan bir noktada. Yüzyıllar boyunca kendi annelerimizden ‘kadın babasının yanında söz söyleyemez’ gibi yaklaşımlar var. Cinsiyet rolleri içine sığdırılmaya çalışılan kadın kimliği vardı, ama bu mücadele ile beraber salt cinsiyet kimliğinden sıyrılıp mücadeleye öncülük eden kadın ve onunla beraber büyütülmesi gereken bir kadın mücadelesini önümüze almış bulunuyoruz. Bu mücadele ile toplumu değiştirme kadının kimliğini tanıma ve cinsiyet rolleri içinden çıkmasını da sağlamış oluyor” sözlerini kullandı. 
 
‘Tecridi kırma rolü kadınlara düşüyor’
 
Kadın özgürlük mücadelesi ve Kürt özgürlük mücadelesinde yıllardır süre gelen tecridi kırma rolünün de birinci dereceden kadına düştüğünü kaydeden Berna ‘içimizdeki erkeği öldürelim’ söyleminin kadının özne olarak görüldüğünün yansıması olduğunu söyledi. Berna, “Kürt özgürlük hareketinin kadına verdiği güçle, enerjiyle kadın o kapının dışarısına çıkıp kendini sahanın içinde bilfiil görünce kendine de dönmüştür. Kendini sorgulaması, içselleştirmesi kadının sahada da bilfiil olarak yürüttüğü mücadelenin verdiği öncülük rolüyle bir başkaldırısı olmuştur” şeklinde konuştu.
 
‘Acılar, yaşanmışlıklar bir’
 
Kapitalist modernitenin Türkiye ve bölgede kadın kimliğini değerlendirirken, toplumları bölmeye dönük bir yaklaşım içerisinde olduğunu ifade eden Berna şöyle devam etti: “Türkiye metropollerinde yaşayan bir kadın da eşinden şiddet görüyor ya da toplumun içinde kendini doğru ifade edemediği noktalar oluyor. Bu sadece eğitimle de bağdaştırılacak bir nokta değil. Eğitim de sadece okullarda olmaz. Kürt özgürlük mücadelesi içindeki kadın, kimliğiyle beraber sahada pratik olarak yaşadığı rolle beraber geldi. Kadınların sahada ortaklaşması diğer genel erk yapılara göre daha kolay. Çünkü acılar yaşanmışlıklar bir. Belki kültürden gelen farklılıklar olabilir ama yaşanan acılar ortak noktada da bir araya getirmeyi sağlıyor. Bu yaşananları da ortaklaştırarak mücadeleyi de büyütmeyi sağlıyor.”
 
‘İmralı’dan verilen her mesaj başta kadınlaradır’
 
Tecridi büyüyen mücadele ile kırma noktasında olduklarını ifade eden Berna, tecrit edilenin zihin değil beden olduğunu söyledi. İmralı’dan gelen her mesajın doğru değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Berna, “Verilen her mesaj başta kadınlara verilen mesajdır, mücadelenin durmamasına dönük bir mesajdır. Kadın mücadelesi ile atılan her adım İmralı tecridindeki bedenin zihniyetin bakış açısının daha da güçlenmesine ve birbirimizden güç alınmasını sağlayan bir noktada duruyor” dedi. 
 
‘Bizim umudumuz her zaman var’
 
Abdullah Öcalan’ın kitabının yasaklanması ya da sözlerinin paylaşılmasının engellenmesinin, düşüncenin yayılmasını engelleyemeyeceğini dile getiren Berna şu şekilde konuştu: “Bir düşüncenin yasaklanması o düşünceden korkulduğunu gösterir. O düşüncenin toplumda yaratacağı etkiden korkuluyor demektir. Kendi eksiklilerini gören ve o düşüncenin önünü kesen bir noktadır yasaklamalar. Kadınlar yıllardır durmaksızın hem kendi aileleri ile hem de erk sistem ile daima mücadelenin içinde yer alıyor. Özgürlük için yürütülen mücadelenin önünde kimse set kuramaz. Bizim umudumuz her zaman var.”