‘O cehennemi tarif etmek zor’

  • 09:01 18 Temmuz 2020
  • Güncel
Şehriban Aslan 
 
URFA - Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden yerine kayyım atanan Suruç Belediye Eşbaşkanı Hatice Çevik, katliamda  yaşamını yitirenlerin aileleriyle hep dayanışma içinde oldu. “O acıyı anlatmak zor” diyen Hatice, katliamların “insanlık suçları” kapsamına alınmasını istediklerini söyledi. Hatice ayrıca Suruç’ta anıt ve orman planlarının da kayyım nedeniyle gerçekleşmediğine dikkat çekti. 
 
Kobanêli çocuklara oyuncak götürmek amacıyla 20 Temmuz 2015 tarihinde Urfa’nın Suruç ilçesi Amara Kültür Merkezi’nde bir araya gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğündeki gençlere yönelik DAİŞ’in canlı bomba saldırısında 33 kişi katledilmiş 104 kişi de yaralanmıştı. Katliamın ardından Urfa 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava görülmeye başlandı ancak tek bir sanığın yargılanmaması ve herhangi bir gelişmenin olmaması aileler tarafından tepkiye neden oldu. 
 
Kızı Dicle’yi ve kızının halasını 10 Ekim Ankara Gar katliamında kaybeden, aynı zamanda yerine kayyım atanan Suruç Belediye Eşbaşkanı Hatice Çevik, Suruç ailelerini de en iyi kendilerinin anlayabileceğini kaydetti.
 
‘Duruşmalar sanıksız görülüyor'
 
Suruç katliamı davasını takip ettiğini, duruşmaların sanıksız yapıldığını belirten Hatice, “Sanık 10 Ekim katliamından da yargılanıyor. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katılıyor. Maddi imkânı olan aileler 5 yıldır gelip gidiyorlar, geriye kalan aileler de bulundukları yerden bir haberin gelmesini bekliyor. Orada kaybettiğimiz canlarımız Türkiye’nin 81 ilinden gelmişlerdi. Gencecik çocuklardı, gencecik insanlardı” diye ifade etti.
 
'Neden tek sanık yargılanıyor'
 
Duruşmaların tek sanıkla yapıldığını, hak ve adalet arayışlarına cevap olmadığının altını çizen Hatice, “Bir kişi canlı bomba olarak öldü ama bu bir kişiye bağlanacak bir durum değil. Bir sanıkla görülecek duruşma değil. Oraya onu getiren, ona yolu gösteren pek çok kişinin ismi var. 5 Haziran’da Amed Katliamı’nı, 20 Temmuz’da Suruç Katliamı’nı, 10 Ekim Ankara Katliamı’nı yapanlar aynı. Neden tek bir sanık yargılanıyor” diye sordu.
 
‘İnsanlık suçları’ kapsamına alınmasını istiyoruz’ 
 
Olay anında DAİŞ bayrağı ile yakalanan cami imamı Abdullah Ömer Aslan hakkında mahkemenin tutuklanma talebinde bulunmasına rağmen henüz ifadesinin dahi alınmadığını şahsın hala Adıyaman Gölbaşı'nda imamlık yaptığını söyleyen Hatice, “Biz hem Suruç hem de Ankara Katliamı’nı ‘insanlık suçu’ kapsamına aldırmak için çok çalıştık, en büyük mücadelemiz bu çünkü o zaman zaman aşımına da uğrayamaz. 10 Ekim davası 36 sanıkla Suruç ise bir sanıkla devam ediyor. Yakalananların cezalarını verdiler. Şu an cezaevindeler kimisi müebbet kimisi yıl olarak farklı ceza aldı. Yakalanamayan sanıkların zaman aşımı devreye girecek” sözlerine yer verdi.
 
 'O cehennemi anlatmak zor’ 
 
Ailelerin 20 Temmuz’da yapmak istedikleri anmalara da meydana da  yasak getirilerek izin verilmediğini hatırlatan Hatice, katliamın yaşandığı Amara Kültür Merkezi’nde anma için içeriye kısıtlı sayıda kişi alındığını ve bunun da hiç adil olmadığını vurguladı. 
 
Yaşadıkları acının tarifsiz olduğuna dikkat çeken Hatice, şöyle konuştu: “Çok büyük bir acı bizim çektiğimiz, o cehennemi anlatmak çok zor. Anlatacak kelime yok. Duruşmayı yürüten hakimin deyimiyle Ankara Katliamı Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamıdır. Korkunç bir manzaraydı. Yakınını kaybetmeyen bile çok etkilenmişti. Bizden de kötü durumda olanlar var. Orayı görüp, o kokuyu alıp, iyileşemeyen, kendine gelemeyen, psikolojik sorunlar yaşayan insanlar var. Biz hala atlatamadık, atlatmak mümkün değil korkunç bir olaydı. Yaşananları unutmamak da gerekiyor. Ne için yapıldı, neden göz yumuldu, neden engellenmedi bu soruları sürekli soruyoruz adalet arıyoruz, bu katliamların peşini bırakmayacağız. Bütün katliamların sorumlusu sadece oraya gelen canlı bombalar değil, onlara yardım edenler de değil. Bizler sonuna kadar hesabını soracağız, ne unutacağız ne de unutturacağız.” 
 
'Ahmet Davutoğlu açıklasın'
 
Belediye eşbaşkanlığını kabul etmesinin de Suruç aileleriyle arasındaki olan empati olduğunu söyleyen Hatice, “Suruç manevi anlamda benim için çok önemliydi. Acıları anlamak için insan olmak yeter. Kuş uçurtmayan devlet, nasıl olur da Ankara’ya kadar canlı bomba gidiyor ve haberi olmuyor? Ahmet Davutoğlu son zamanlarda yaptığı açıklamada ‘Eğer açıklarsam insan içine çıkamazsınız’ diye açıklamalarda bulundu. Demek ki beraber yaptıkları şeyler var açıklasın bizde bilelim” diye konuştu. 
 
‘Kayyım nedeniyle anıt ve orman planımız gerçekleşmedi’ 
 
Suruç Katliamı’nda yaşamını yitirenler için orman yapmayı planladıklarını ifade eden Hatice, Amara Kültür Merkezi’nin yeniden kültür merkezi olması için Urfa Büyükşehir Belediyesi’nden söz aldıklarını da dile getirdi. Amara Kültür Merkezi’nin Şuski’ye verildiğini, kendilerinin ise bir anıt yapmak istediğini aktaran Hatice, görüşmeler devam ederken, belediyeye kayyım atandığını dile getirdi. Hatice, “Anıt için sadece orayı seçmedik bahane bulacaklarını tahmin etmiştik. Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 kişi için bir ormanlık yapmayı planladık. Kayyım atandığı için onu da yapamadık. Halkın iradesi elinden alındı, projelerimiz de yarım kaldı” sözlerini kullandı.