‘Onun düşlerini gerçekleştirmek için çabalıyorum…’

  • 09:09 20 Temmuz 2020
  • Güncel
DERSİM - Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 kişiden biri olan Çağdaş Aydın’ın annesi Saniye Aydın, “Şimdi onun mücadelesini devam ettirmeye çalışıyorum. Onun düşlerini gerçeğe dönüştürmek için çabalıyorum” diyor.
 
Kobanêli çocuklara oyuncak götürmek amacıyla yola çıkan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi 33 kişinin yaşamını yitirdiği Suruç Katliamı’nın üzerinden 5 yıl geçti. 20 Temmuz 2015’te Urfa’nın Suruç ilçesinde Amara Kültür Merkezi önünde düzenlenen basın açıklamasına DAİŞ’in gerçekleştirdiği saldırısında yaşamını yitiren 33 kişi, her yıl Suruç’ta ve Türkiye’nin farklı kentlerinde mezarları başında anılıyor.
 
Katliamda yaşamını yitirenlerden biri de 27 yaşındaki Çağdaş Aydın. Annesi Saniye Aydın, Çağdaş’a duyduğu özlemi anlatarak, mücadelesini her alanda yürüttüğünü ve yürüteceğini söylüyor.
 
‘Milyonlarca Çağdaş’ın annesi oldum’
 
Çağdaş’ın yokluğuna hala alışamadığını ifade eden Saniye, beş yıl geçmesine rağmen hala acısının ilk günkü gibi yeni olduğunu dile getiriyor. Saniye, oğlunun ardından mücadelesini her yerde sahiplendiğini söylerken, “Çağdaş’ımdan sonra milyonlarca Çağdaşlar oldu. Milyonlarca Çağdaş’ın annesi oldum.  Çağdaş çocukluktan beri çok duyarlı biriydi. İlkokul 5’inci sınıf öğrencisiyken hatıra defteri tutuyordu. Hatıra defterinin kapanışında daha o yaşlardayken bir mesaj bırakmış. ‘And olsun ki tekrar karşılaşacağız yoldaşlar’ demişti. Yine karşılaştı, karşımızda” diyor.
 
‘Sesini çok özledim…’
 
Saniye, Çağdaş’ı hala içinde yaşattığını söylüyor ve ekliyor: “Sesini çok özledim. Bir anne rüyalarla yatıp, rüyalarla kalkıyor. Ayakta kalmalıyım. Onun yarım bıraktığı yardımlaşmayı gerçekleştirmeliyim.  9 ay boyunca eve kapandım, kabullenemedim. Kansere yakalandım.  Sonra ‘Çağdaş duyarsa çok üzülecek’ dedim. Onun yarım bıraktığı mücadeleye devam edebilmek için ayakta durmalıyım. Şimdi onun mücadelesini devam ettirmeye çalışıyorum. Onun düşlerini gerçeğe dönüştürmek için çabalıyorum…”
 
‘Çağdaş, çağdaş insan oldu’
 
Çağdaş’ın anısına eşi Feti Aydın ile kaleme aldığı “Kırmızı Gül’ün Defteri” adlı kitabı yazarken çok zorlandığını ifade eden Saniye, o süreçte ilk günden daha fazla acı çektiğinin altını çiziyor. Saniye kitabı yazmaya başlama sürecini anlatırken, “‘Ne yazmalıyım oğlum?’ dedim. ‘27 yaşına kadar ne güzel günler yaşadığını mı yazmalıyım yoksa 5 yıldır neler yaşadığımı, hangi acılarla karşı karşıya kaldığımı mı yazayım? Sana söz veriyorum ciğerim, acı da çeksem Ali İsmail Korkmaz’ın annesi gibi seni her gece anlatacağım. Milyonlarca insana altın gibi ismini yazdım.  İsmine layık oldun Çağdaş sen’ dedim ve kitabı yazmaya başladım. Çağdaş, çağdaş insan oldu.  Çağdaş, ismine layık bir mücadele verdi” sözlerine yer veriyor.
 
‘Başım dik yürüyorum’
 
Saniye, Çağdaş’a dair özlemlerinden de söz ediyor. Çağdaş’ın kendisiyle tek bir hafta sonu dahi kahvaltı yapmadığını dile getiren Saniye, şöyle devam ediyor: “Sabah erkenden Cumartesi Anneleri’nin yanına giderdi. Bana ‘Anne onlar sabahın erken saatlerinde oraya giderken, orada aç beklerken ben seninle kahvaltı yapamam’ diyordu. Çağdaş’ımın tek suçu dürüst, duyarlı, kişilikli, onurlu olmaktı. Onun gibi bir çocuğun annesi olduğum için gurur duyuyorum. Başımı önüme eğmedi çocuklarım, verdiğim emek boşuna gitmedi. Başım dik yürüyorum. İçimdeki acı bin yıl da geçse dinmeyecek, ancak ben de onun yanına gidersem belki diner. İlk olayda 3 acıyı birden yaşadım. İlk önce Cemil yoldaşı (Cemil Yıldız) kaybetmeyi kaldıramadım. Eşimin orada yaralı olduğunu duydum ve Çağdaş’ımdan haberim yoktu. Çağdaş, ben üzülmeyeyim diye gittiğini bana söylememişti. Eğer söylemiş olsaydı ben de giderdim. Göğsümü açardım ve birçok genç kurtulmuş olurdu ama haberim yoktu.”
 
Ahmet Davutoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu
 
17 Temmuz’da adliyeye giderek, dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu hakkında suç duyurusunda bulunduklarını kaydeden Saniye, Ahmet Davutoğlu’nun “O günleri konuşursak insan içine çıkamazlar” sözlerini hatırlatarak, “Şimdi konuşsun işte, zamanı geldi. Anlatsın ve yer yerinden oynasın. Bu gençlerin sebebi kim, anlatsın. Bırakmayacağız yakasını ve sonuna kadar takipçisi olacağız. Sonuna kadar mücadelesini devam ettireceğiz. Ne kadar zorlukla karşı karşıya da gelsek yılmayacağız. Kaybedeceğim bir şey yok. Bir annenin çocuğundan başka kaybedecek bir şeyi yok. ‘Suruç için adalet herkes için adalet’ demeye devam edeceğiz” diyor.
 
‘Onlar kitaplaştılar’
 
Saniye, “Onlar birer düş yolcusuydular ve kitaplaştılar. Çağdaş bana, ‘Anne ben sıradan ölmek istemiyorum. Eğer bana bir şey olursa beni Dersim’e götürür müsün ve yoldaşlarıma kola ile yaş pasta dağıtır mısın?’ diyordu. Yaş pasta ile kolayı çok severdi. Dersim’e getirdim onu. Milyonlarca kişiyi Dersim’e dağlara, taşlara taşıdı o. ‘Kırmızı Gül’ türküsünü çok seviyordu. O yüzden kitabın adını ‘Kırmızı Gül’ün Defteri’ koyduk. Onlar filizlenecek. Onlar ölmediler. Her an kalplerimizdeler ve yaşatacağız onları” ifadelerine yer veriyor.