Ayşe Güney: Devlet aklımızdan, irademizden, duruşumuzdan korktu

  • 11:27 22 Temmuz 2020
  • Güncel
 
Safiye Alağaş
 
DİYARBAKIR - Diyarbakır'da 27 kadın ile birlikte gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan MKGP Sözcüsü ve ajansımız editörü Ayşe Güney, emniyet sorgularında, “katledilen kadının haberini neden yaptıklarının sorulduğunu” kaydetti. Ayşe, "Devlet bizim aklımızdan, irademizden, ortaya koyduğumuz duruştan korktu" dedi.
 
Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) Sözcüsü ve ajansımız editörü Ayşe Güney, Diyarbakır Cumhuriyet Başsvcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında 14 Temmuz'da 27 kadın ile birlikte gözaltına alınmıştı. Ayşe 4 günlük gözaltının ardından 17 Temmuz’da sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı. Ayşe yaşadığı gözaltı sürecini anlatırken, operasyonun bölge dinamiklerine dönük olduğunu söyledi.
 
Soruşturma kapsamında aralarında kendisinin de olduğu 28 kadının gözaltına alındığını hatırlatan Ayşe, "Aralarındaki tek gazeteci bendim. Gözaltı gerekçesi ne eve yapılan baskın sırasında ne de daha sonra bize aktarıldı. Hangi konuda gözaltına alındığımıza dair mahkemeye çıkana kadar da bilgilendirilmedik. Dört günün ardından 18 arkadaşımla beraber mahkemeye çıkarılarak, adli kontrolle serbest bırakıldık. Beş kadın arkadaşımız da tutuklandı. Bu gözaltının tamamen bölge dinamiklerine dönük olduğunu düşünüyoruz” dedi.
 
'Kadının iradesini kırmaya yönelikti'
 
Gözaltı operasyonunun özellikle kadının iradesini kırmaya, kadın gücünü zayıflatmaya yönelik olduğunu belirten Ayşe, her kesimden kadınların gözaltında olduğunu dile getirdi. Sivil toplum kurumlarından, sendikalardan, siyasi partilerden, belediye çalışanlarından kadınların hedef alındığını söyleyen Ayşe, “Ayrıca ben gazeteci kimliğimle Jinnews Haber Ajansı’nın editörü ve kadın platform sözcüsü olarak gözaltına alındım. Bölgeye yönelik tüm dinamikler oraya toplanarak hem bir fişleme hem de gözdağı verme operasyonuydu. Kadın hareketine, kadın mücadelesine yönelim söz konusu. Burada yürütülen özel savaş politikalarını yürütebilmek için kadınları susturmanın bir yöntemi de cezaevine koymak. Cezaevine konularak bu mücadele bugüne kadar nasıl bitmediyse, bugüne kadar nasıl zayıflatılamadıysa bundan sonra da mümkün değil. Çünkü güçlü bir kadın iradesi var. Bir gazeteci olarak bölgedeki dinamikler açısından güçlü bir duruşun açığa çıktığını ifade edebilirim” şeklinde konuştu.
 
‘Kadınlar duruşlarıyla cevap verdiler’
 
Ayşe, sohbet adı altında ajanlaştırma politikaları gibi psikolojik şiddete maruz kaldıklarına dikkat çekerken, "Dört günlük gözaltı sürecinde hem izlenimlerim hem de kadınların duruşundan moral ve güç aldığımı söyleyebilirim. Duruşlarıyla, yaptıkları işleri sahiplenmeleriyle bir kere daha yanıt vermiş oldular. Özel savaş politikalarına rağmen güçlü bir duruş sergilendi. Sohbet adı altında ajanlaştırma politikalarına kadar her türlü psikolojik şiddet uygulandı. Fiziksel bir darp olmasa da psikolojik şiddet uygulandı. Kadınlar buna duruşlarıyla, verdikleri mücadeleyi sahiplenmeleriyle ve teşhir ederek çok güçlü bir yanıt verdi" ifadelerini kullandı.
 
‘Tecavüze karşı duran kadınlar gözaltına alınıyor'
 
70 yaşındaki Hayriye Türkekul’un gözaltına alınmasından, Şırnak’ta 7 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismara maruz kalmasına tüm yaşananları bir bütün olarak ele almak gerektiğini kaydeden Ayşe, “Çocuklarımıza tecavüz eden zihniyetle bugün bizi gözaltına alan, tutuklayan, darp eden, ölümle karşı karşıya getiren zihniyet birbirinden çok farklı değil. Bölgede özellikle Kürt halkının iradesini kırmaya, Kürt kadının gücünü hafifletmeye dönük çok ciddi bir özel savaş politikası yürütülüyor. Aylardır kaybolan Gülistan Doku’muz var, ama Gülistan’dan herhangi bir haber alınamıyorken, o gün Gülistan için sokağa dökülen kadınlar gözaltına alındı. İstismara karşı duran, uzman çavuşların, devlet memurlarının, kamu görevlilerin içinde olduğu tecavüzlerin, istismarların, tacizlerin karşısında duran kadınlar gözaltına alınıp tutuklanıyor” dedi.
 
'Şiddet faili erkeğin sözü üzerine 28 kadın gözaltına alındı'
 
Rosa Kadın Derneği’nin illegalize edilmek istendiğine dikkat çeken Ayşe, kendileri için hazırlanan fezlekelerin hepsinde basına açık olarak yürütülen faaliyetlerin olduğunu belirtti. Ayrıca, gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sur İlçe Eşbaşkanı Hatun Yıldız’ın durumuna da dikkat çeken Ayşe, Hatun’un 25 yıl boyunca evli olduğu Ecevit Yıldız'dan şiddet gördüğünün altını çizdi. Ayşe, Ecevit Yıldız'ın Tekirdağ'dan telefonla arayarak Rosa Kadın Derneği'ne ilişkin beyanlarda bulunduğunu ve bu beyanların fezlekelere konulduğunu kaydetti. Oysa Hatun'un gördüğü şiddet karşısında defalarca karakola başvurduğunu koruma talep ettiğini vurgulayan Ayşe, “çocuklarına dahi şiddet uygulayan bir erkeğin sözü üzerine 28 kadının gözaltına alındığını” belirtti.
 
‘Talimatla değil, gücümüz ve aklımızla mücadele ediyoruz’
 
İktidarın kadınları her anlamda hedef aldığına işaret eden Ayşe, kadınların her eyleminde, yapılan her haberde “talimat” sorgusunun yapılmasına karşı ise şunları dile getirdi: “Onlara göre Rosa Kadın Derneği talimatla kuruldu, ben gazetecilik faaliyetlerimi talimatla yapıyorum, sivil toplum kurumundaki kadınlar talimatla o kuruma üye oluyor. Sendikalarda emek mücadelesinin talimatla verildiği gibi ifadeler tutanakta geçti. Biz kadınların iradesi var. Gücümüzü ve aklımızı ortaya koyuyoruz. Devlet bizim aklımızdan korktu. Bizim irademizden, ortaya koyduğumuz duruştan korktu. Biz her birimiz bu mücadelenin bir neferi olduğumuzu kendi aklımızla bir şeyler yapabileceğimizi, talimata ihtiyacımız olmadığını da ifade etmiş olduk.”
 
'Katledilen kadının haberini neden yaptınız' sorusu
 
Emniyetteki sorguda polislerin, meslektaşı olan erkek tarafından katledilen polis memuru Merve Ünal’ın haberini neden yaptıklarını sorduğunu ifade eden  Ayşe, "Katledilmiş bir kadın, polis memuru olduğu için haberinin yapılmayacağını düşünmüşler. Bu çok önemli bir ayrıntıydı. Çünkü kadın bakış açıları dar ve o kadar dışlayıcı bir noktada ki böylesi tutumla karşı karşıya kaldık. Özellikle Türkiye’de son dört yılda gazeteciliğin en kötü yıllarını yaşıyoruz. Böylesi bir dönem için Kürt kadın gazeteciler olarak bu baskıyı iki üç kat daha fazla hissediyoruz. Her hafta yapılan operasyonlarda gazeteci arkadaşlarımız da gözaltına alınıyor" diye konuştu.
 
‘Biz Gurbettelli Ersözlerin, Musa Anterlerin ardıllarıyız’
 
“Gurbetteli Erzözlerin, Musa Anterlerin ardılları olduklarını” vurgulayan Ayşe, onlarca arkadaşının tutuklu olduğunu ve yargılamalarının devam ettiğini anımsatarak, “Türkiye gazeteciler için bir cezaevine dönmüş durumda. Biz her şeye rağmen burada özelde de Kürt halkına dönük politikaları açığa çıkarmaktan asla geri adım atmayacağız. Biz varız. Öyle tutuklamalarla bu mücadele bitmez" dedi.
 
‘En güçlü sesi verecek olan kadınlardır’
 
İktidarın, İstanbul Sözleşmesi’ni, 6284 sayılı yasayı ortadan kaldırmak istediğine değinen Ayşe, sözlerine son olarak şunları ekledi: "Çocuk istismarının önünü açacak af tasarısı AKP’nin gündeminde. Tüm bunlar bir konsept. Bu politikaya da en güçlü ses verecek olan kesimlerden biri kadınlardır. Bunun cevabını daha güçlü örgütlenerek vermek lazım. Eğer toplum özgürleşmek istiyorsa, demokrasiyle buluşmak istiyorsa öncelikle kadın mücadelesine daha çok sahip çıkmak gerekir. Geçtiğimiz günlerde bir uzman çavuş gece geç saatlerde kaza yapıyor. Alkollü ve arabanın içinde 15 ve 18 yaşlarında iki kız çocuğu var. Her ne kadar o kız çocukları farklı ifadeler vermiş olsa da biz bunu sormaya devam etmeliyiz. O kız çocuklarının gecenin geç saatlerinde o arabada ne işi vardı. Bunun hesabını sormalıyız. Bu konuda sesimizi yükseltmeliyiz. Tüm kadınları seslerini yükseltmeye çağırıyorum. Belki bizi kurşun öldürmez ama asimilasyon, fuhşa sürüklenme, tecavüz, uyuşturucu bunlar toplumsal yozlaşmayı beraberinde getirir ve bizi yok eder.”