‘Devlet 2011’de kadınlara verdiği sözü tutmalı’

  • 09:03 23 Temmuz 2020
  • Hukuk
Gülistan Azak
 
İSTANBUL - İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması halinde kadınların katledilmesinde artış yaşanacağına dikkat çeken KCDP avukatlarından Gül Erdoğmuş, “Yaşananların tekrarlanmaması için İstanbul Sözleşmesi zorunludur. Devlet verdiği sözü tutmalı, kadınların yanında olmalı” dedi. 
 
Türkiye’de hemen hemen her gün erkek şiddeti sonucu yaşamını yitiren kadınların gündemde olduğu bir süreçte iktidarın İstanbul Sözleşmesi’ni hedef haline getirmesi tepkiyle karşılanıyor. Önceki gün Muğla’da Pınar Gültekin’in Cemal Metin Avcı tarafından işkence edilerek katledilmesi ise kadınlar için isyana dönüştü. Alanlara çıkan binlerce kadın, katliamların sorumlusu olarak hükümete işaret etti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) gönüllü avukatlarından Gül Erdoğmuş, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması halinde kadın katliamlarının artacağına dikkat çekti. 
 
‘Devlet verdiği sözü tutmalı’
 
Türkiye’deki en büyük sorunun kadınların katledilmesi olduğunu belirten Gül, uluslararası sözleşmeden imzanın geri çekilmesi halinde katledilen kadınların sayısının daha da artacağını dile getirdi. Türkiye’nin sözleşmeyi ilk imzalayan ülke olduğunu hatırlatan Gül, “Biz istiyoruz ki devlet, verdiği sözü tutmalı ve kadınların yanında olmalı. Etkin soruşturma yapılsın, zarara uğrayan kadınların zararları tanzim etsin, onları yeniden hayata katsın istiyoruz” dedi.
 
‘Kadınların çocuğu evli olduğu erkekler tarafından öldürülüyor’ 
 
13 Nisan’da Meclis’ten geçirilen yeni infaz yasası ile şiddet faillerinin kadınlara haber verilmeden evlerine geri gönderildiğini anımsatan Gül, bu durumun da İstanbul Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu dile getirdi. Yaşananların tekrarlanmaması için İstanbul Sözleşmesi’nin önemli ve zorunlu olduğunu belirten Gül, hükümetin gerekçe olarak gösterdiği “Aile yapısına aykırı” iddiasının da gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Gül, “Çünkü şunu biliyoruz ki; öldürülen kadınların büyük bir çoğunluğu evli oldukları erkekler tarafından öldürülüyor. Yani aile yapısının çok da sağlıklı olmadığını yaşanan bu cinayetlerden zaten görüyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Kaldırmak yerine eksikliği giderilerek etkili uygulanmalı’
 
Saldırılara karşı durmanın tek yolu olarak da birlikte mücadeleye işaret eden Gül, “Bu sözleşme biz kadınlar için çok önemli. Tüm toplum için çok önemli. İmzalamaktan gurur duyduğumuz bir sözleşmenin geri çekilmesini istemiyoruz. Bunu istemeyen kadınlar meydanlarda, eylemlerde buluşuyor. Hükümetin sözleşmeyi kaldırmak yerine eksikliğini gidererek en doğru ve etkili şekilde uygulamasını gerekir” diye konuştu. 
 
İstanbul Sözleşmesi nedir?
 
Kamuoyunda ‘İstanbul Sözleşmesi’ olarak anılan sözleşmenin, resmi adı, "Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi"dir. Sözleşmenin ilk akla gelen özelliği, kadına yönelik şiddet konusunda bağlayıcılığa sahip ilk uluslararası sözleşme olması. Özetle, İstanbul Sözleşmesi kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, kadınların her türlü şiddetten korunması, kadınlara yönelik şiddetin faillerin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılmasına ilişkin hükümler içeriyor. Ayrıca, sözleşmenin gereklerinin yerine getirilip getirilmediğini denetlemek için oluşturulacak ve kadına yönelik şiddet alanında uzman üyelerden oluşan GREVIO (Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu) adlı organın kuruluşunu, görevlerini ve işleyişini düzenliyor.
 
Türkiye, Mayıs 2011’de Avrupa Konseyi ülkelerince İstanbul’da imzaya açıldığı için bu adı taşıyan Sözleşme’yi Kasım 2011’de Meclis’te onaylamıştı.