Muğla’da kadınlar tepkili: Erkekler bu cesareti nerden alıyor?

  • 09:07 24 Temmuz 2020
  • Güncel
Melike Aydın
 
MUĞLA - Pınar Gültekin’in katledildiği kentte kadınlar, erkek şiddetine dair konuşurken, öğrenci kadınların yaşadıklarına da dikkat çekiyor: “Öğrencilerin yalnız yaşaması muhtaçlık olarak görülüyor ve erkeklere göre istismara açık bir alan gibi duruyor. Yeterli yurt da yok. Ev bulamadığı için geri gitmek zorunda da kalıyor, çalışınca taciz ediliyor.”
 
Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Akyaka Mahallesi’nde 5 gündür kendisinden haber alınamayan, ancak 21 Temmuz günü Cemal Metin Avcı’nın katlettiği ortaya çıkan Pınar Gültekin için kadınların öfkesi büyüyor. Kentte Pınar ile birlikte son iki ayda üç kadın katledilmiş oldu, bir kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Menteşe ilçesinde 24 Mayıs günü Selim Ahmet Kemaloğlu, Zeynep Şenpınar’ı; Milas ilçesinde 6 Temmuz günü Mehmet Salih Gedük ise evli olduğu Nazife Gedük’ü katletti. Kentte Bodrum ilçesinde de Ayperi Okur isimli kadın evinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Kentte en son Pınar katledildi. 
 
Muğla’da kadınlar, erkek şiddetinin artmasında İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın uygulanmamasının ve kaldırılma tartışmalarının önemli payı olduğunu söylüyor.
 
‘İnsanlar kadınların katledilmesini kanıksıyor’
 
Üniversite öğrencisi Ahsen Arımal: Muğla’da kadınların rahatlıkla gezebilmesi, onların güvende olduğu anlamına gelmiyor. Eril zihniyet cinayet işlemeye devam ediyor, hatta erkekler birbirini kollayabiliyor. Öğrenci kadın giyiminden dolayı sıkıntı yaşar, genç olduğu için de yaşı büyük olduğunda da sıkıntı yaşar. Öğrencilerin yalnız yaşaması muhtaçlık olarak görülüyor ve erkeklere göre istismara açık bir alan gibi duruyor. Anne babası yanında yoksa ‘paraya ihtiyacı vardır’ denip sömürü haline getirmeye çalışıyorlar. Yeterli yurt da yok. Ev bulamadığı için geri gitmek zorunda da kalıyor. Öğrenciler çalışınca taciz ediliyor.
Kadın katliamlarının ve haberlerinin veriliş şekli de toplumun ahlaki yapısını bozuyor. İnsanlar kanıksıyor, bir annenin kızını, bir kardeşin katledildiğini görmesi normal bir şey mi ya da taciz tecavüze maruz kalması normal mi? Bunların normalleştirilmesi asıl bozan şey ve bu ailelere yansıyor. Dejenere olmuş bir toplum oluşuyor. Bunun için de insanların bilinçlenmesi lazım. Mümkün oldukça kendimizi eğitmemiz ve örgütlenmemiz kazım. Örgütlenmek yeri geldiğinde ortaklaşmak demek aslında.
 
‘Ağırlaştırılmış cezalar olmalı’
 
Sağlık emekçisi Nazlı Taperi: Hala Pınar’ın katledilmesinin şokunu yaşıyoruz. Israrla İstanbul Sözleşmesi diyoruz. Nasıl bir ruh halindeyiz bilmiyoruz. Muğla’da kadınlar sabaha kadar gezer dolaşır. Ne bir erkek şiddeti ne tacizi ile karşılaşırdık. Gerçekten de bu cinayetler için ağırlaştırılmış cezalar olmalı. Bu insanlar çıkınca aynı şeyleri yine yapıyorlar. İstanbul Sözleşmesi yaşatır diyorum.
 
‘İstanbul Sözleşmesi tam anlamıyla uygulanmalı’
 
Sağlık emekçisi Havana Çakar: İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik tartışmaları yanlış buluyorum. Sözleşmenin kesinlikle tartışılır bir tarafı bile yok, sonuna kadar uygulanması gerekir. İçimiz yanıyor, üzgünüz. Bir şeyler yapmak istiyoruz. Nasıl sesimizi duyurabiliriz diye düşünüyoruz. Bizim için çok sıcak daha.
 
‘Katiller kendini güvende hissediyor’
 
Pınar’ın üniversiteden arkadaşı Gülsün Gül: Kadın öğrencilerin en güvenli olduğu yer ama şimdiye kadar katillerin aldığı güven öne çıkıyor. Katiller kendilerine bir şey olmayacağını düşünüyorlar. O yüzden kendilerine hak sayıyorlar.
 
‘Kız çocukları okumazsa daha kötü olacak’
 
Ev işçisi Ayşe Aydoğan: Kanımız dondu. Benim de çocuğum var. Elimizden de bir şey gelmiyor. Ancak yasalarla caydırabiliriz. Toplum olarak neden bu hale geldik? Çocuklarımız okumasın mı? Tabi ki şehir dışına gidecekler. Asıl kız çocukları okumazsa daha da kötü olacak.
 
‘Amaç kadını eve kapatmak’
 
Üniversite öğrencisi Nujin Kavakçı: Pınar ve iki ay önce de Zeynep Şenpınar katledildi. Kadın katliamlarının önlenmesi için en gerekli şeyin kadınların birlikteliğidir. Daha çok ses çıkarmak gerekiyor. Devletin erk mekanizmasını bırakıp zaten zar zor aldığımız 6284 ve İstanbul Sözleşmesi haklarının ortadan kaldırılmasından anlıyoruz ki kadının hiçbir alanda olması istenmiyor. Özellikle pandemi sürecinde kapattılar, çalışma alanlarını kısıtladılar, taciz tecavüz olaylarının üzerini örttüler. Zeynep’te gördüğümüz üzere olayların üzerine gidilmiyor, ceza alması gereken kişiler ceza almıyor. Çünkü amaç kadını eve kapatmak.