Galatasaray’a karanfil bırakıldı: Son kayıp bulunana kadar…

  • 14:52 25 Temmuz 2020
  • Güncel
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri eylemlerinin 800’üncü haftasında polis saldırısına rağmen Galatasaray Meydanı’na karanfil bıraktı. Aileler adına bu haftaki açıklamayı okuyan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Adalet ve hakikat mücadelemize son kayıp bulunana, son fail cezalandırılana kadar devam edeceğiz” dedi. 
 
Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 800’üncü haftasında kayıp yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılmalarını talep etmek amacıyla Galatasaray Meydanı'nda yapmak istediği açıklama bir kez daha polis engeline takıldı. Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın da olduğu aileler İnsan Hakların Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya gelerek Galatasaray Meydanı’na yürümek istedi. Polisin izin vermemesi üzerine tekrar İHD binasına dönen aileler buradan Galatasaray Meydanı’na gitti.  
 
Meydana karanfil bırakıldı
 
Meydanda bir araya gelen aileleri ablukaya alan polisler açıklama yapmalarına izin vermedi. Kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız elindeki karanfili abluka altındaki Galatasaray Meydanı’na bırakmak istedi. Hanife’ye saldıran polis, alandan uzaklaştırdı. Hanife’nin alandan uzaklaştırılmasına tepki gösteren Cumartesi insanı Yaşar Aktaş polis tarafından gözaltına alındı. 
 
Kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak ve gözaltına alındıktan sonra cansız bedenine ulaşılan Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç da  “Galatasaray’dan asla vazgeçmeyeceğiz” diyerek elindeki karanfili meydana bıraktı. Maside ve Hasan Ocak’a saldıran polis ikisini de gözaltına aldı. 
 
Açıklamayı Pervin Buldan okudu
 
Tüm engellemelere rağmen HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar meydana karanfil bıraktı. Cumartesi Anneleri adına Pervin Buldan burada açıklama yaptı. Pervin eylemlerinin 800’üncü haftasına girdiğini belirterek, “Kayıp yakınlarının bugün buraya gelmeleri güvenlik güçleri tarafından engellenmiş, annelerimizin ailelerimizin buraya karanfil bırakmalarına izin verilmemiştir. Bu herhangi bir yasanın ya da Anayasa'nın sizlere vermiş olduğu bir hak değildir. İşte bunun için ailelerimiz, annelerimiz buraya gelemediği için onların hazırlamış olduğu basın metnini sizlerle paylaşmak istiyorum” dedi. 
 
‘Anneler adalet arıyor’
 
“Ben de bir kayıp yakınıyım. 800. haftasında bu meydanda adalet arayışının engellenmesi bugün burada tarihe geçen en utanç verici manzaradır” diyen Pervin, annelerin çocuklarının kemiklerini aradığını söyledi. Annelerin adalet aradığını kaydeden Pervin, “Anneler bir mezar yeri arıyor. Ancak onları engellemek, gözaltına almak büyük bir hukuksuzluktur. Bu tarihe geçecek bir utançtır. Tarihin en utanç verici manzarasıdır. Annelerimizin yerine bu metni bugün ben sizlere okuyacağım” diye belirtti. 
 
Pervin ardından 800’üncü haftanın basın metnini okudu. Basın metninde şu ifadeler yer aldı: 
 
“Devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra varlığı inkar edilen ve kendilerinden bir daha haber alınamayan insanların aileleri ve insan hakları savunucuları olarak kayıpların bulunması ve adaletin sağlanması talebiyle başlattığımız barışçıl direniş bugün 800’üncü haftasında. 800 haftadır, Anayasanın, hukukun üstünlüğünün, insan haklarının, bağımsız yargının ve adaletin sadece bir isimden ibaret olmadığını haykırıyoruz, bu topraklarda tüm baskılara rağmen hakikat adalet istiyoruz. Israrla soruyoruz gözaltına aldığınız yakınlarımız ne oldu? Onları kaybedenler, hukukun bütün kurallarını çiğneyenler neden korunuyor? Delillere, tanıklara, AİHM mahkumiyetlerine rağmen gözaltında kayıp dosyaları neden yargıya taşınmıyor? Hakikate ve adalete ulaşmamız neden engelleniyor? Neden iktidarlar, BM’nin bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına dair sözleşmesini imzalanmıyor, onaylamıyor ve uygulamıyor?
 
Yetkiler kötüye kullanılıyor
 
İktidarlar bu sorularımıza cevap vermek yerine yetkilerini kötüye kullanarak baskıyla, şiddetle bizi susturmak istiyor. Öyle ki 24 Haziran 2018 tarihinde yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin de ilk icraatlarından biri 699 hafta boyunca barışçıl buluşmalarımıza ev sahipliği yapan Galatasaray’ı hakikat ve adalet talebimize kapatmak oldu. Biz gidemeyelim diye Galatasaray 25 Ağustos 2018 tarihinden beri TOMA’lar, gözaltı araçları, bariyerler ve ağır silahlı polisler tarafından 24 saat abluka altında tutuluyor. 
 
Barışçıl buluşmaların mekanı Galatasaray ‘suç mahali’
 
Anayasanın ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin güvencesinde olan barışçıl buluşmaların mekanı olan Galatasaray ‘suç mahali’, Türkiye’nin anayasal normlarına ve uluslararası hukuk kurallarına dayanan meşru haklarımızı kullanmamıza da ‘terör’ faaliyeti deniliyor. 800’üncü haftasında başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere devleti yönetenlere soruyoruz, Türkiye’de Anayasa hala yürürlükte mi? Eğer yürürlükte ise Anayasa, toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkını temel bir anayasal hak olarak tanımlıyor. Anayasa 'Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir' diyor. Anayasa'nın gücü bu kadar açık ve netken Galatasaray bize nasıl yasaklanıyor? Adalet talebimizi kamuoyuna duyurma hakkımız nasıl ağır silahlarla bastırılması gereken bir suç sayılıyor?
 
Asla vazgeçmeyeceğiz
 
800’üncü haftamızda bir kez daha tekrarlıyoruz. Barışçıl buluşmalarımıza ev sahipliği yapan Galatasaray Meydanının 101 haftadır polis şiddetiyle bize yasaklanması anayasal haklarımıza yönelik ağır bir saldırıdır. Devletin Anayasayı ihlal etmesi yetkilerini kötüye kullanmaktır ve suçtur. Toplum sessizlikle bu suça ortak olmamalıdır. 800’üncü haftamızda bir kez daha ilan ediyoruz: Kararlıyız, bizi insan kılan hak ve özgürlüklerimize sahip çıkacağız. Türkiye, hiç kimsenin gözaltında kaybedilmediği, inkarın ve cezasızlığın son bulduğu bir demokratik ve hukuk devletine dönüşünceye kadar susmayacağız. Adalet ve hakikat mücadelemize son kayıp bulunana, son fail cezalandırılana kadar devam edeceğiz. Kayıplarımızdan ve buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan asla vazgeçmeyeceğiz."