‘Kadına ve çocuğa karşı organize kötülük hali var’

  • 09:01 28 Temmuz 2020
  • Güncel
VAN - Star Kadın Derneği üyesi Leyla Abukan, Pınar Gültekin’in katledilmesi ve bölgedeki tecavüz, cinsel istismar vakalarına işaret ederken, “Bu sürece bağlı bir şiddet sarmalı değil. Özelde kadın ve çocuğa karşı organize olmuş bir kötülük hali var” dedi.
 
Kadın düşmanı politika ve söylemlerle birlikte artan erkek şiddeti karşısında hükümet 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamak yerine, sözleşmeyi tartışmaya açtı. Geçtiğimiz hafta Şırnak’ta bir uzman çavuşun bir çocuğu cinsel istismara maruz bırakması, Batman’da bir uzman çavuşun bir kadına tecavüz etmesi, Muğla’da Cemal Metin Avcı’nın Pınar Gültekin’i katletmesi, iktidarın erkek şiddetini besleyen politikalarının son örnekleri niteliğinde. Erkek şiddeti ve şiddete karşı kadın mücadelesini Van Star Kadın Derneği üyesi Leyla Abukan değerlendirdi.
 
‘Devletin gücünü arkasına alıyor’
 
Artan çocuk istismarı ve kadın katliamlarının tüm Türkiye’de yaşanan bir sorun olduğunu, ancak bölge kentlerinde asker ve polis tarafından gerçekleştirilen saldırının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Leyla, “faillerin, devletten güç alarak bu saldırıları gerçekleştirdiğini” kaydetti. Leyla, “Bunlar tamamıyla devlet eliyle hayata geçirilen politikalardır. İstismarın ve cinsel saldırının kökeninde erk mantığının gücü yer alıyor. Erkek zaten Ortadoğu’da güçlü bir özne, bir de arkasına devletin gücünü alan erkeğin yarattığı durum ortadadır” dedi.
 
‘Kadınlar katillerle yüz yüze bırakıldı’
 
Devletin kadına yaklaşımının değişmesi gerekirken, giderek daha karanlık bir tablonun yaşandığını ifade eden Leyla, “Üstelik bu sürece bağlı bir şiddet sarmalı değil. Özelde kadın ve çocuğa karşı organize olmuş bir kötülük hali var. Cezasızlık politikası, erkeğin kadına ve çocuğa karşı işlediği suçların affedilmesi, bunun yasalaşması en açık örneklerindendir. Kadın cinayetlerinde son 10 yıllık süreçte yalnızca 2011 yılında azalma görüldü. Çünkü 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girmiş ve kadınlar korunmuştur. Bu tablodan hareketle, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun etkin bir biçimde uygulanmalı ve devlet cezasızlık politikasından derhal vazgeçmelidir ama devlet infaz yasasında şiddet faillerini cezaevlerinden çıkartarak, kadınları daha fazla mağdur etti, kadınları katliamla yüz yüze bıraktı” sözlerini kullandı.
 
‘Örgütlülüğe ihtiyaç var’
 
Koronavirüs (Covid-19) salgını sürecinde kadına yönelik şiddetin arttığına işaret eden Leyla, kadın derneklerinin kapalı olması ve devlet mekanizmalarının devreye girmemesi ile birlikte var olan şiddetin de daha fazla açığa çıktığına dikkat çekti. Leyla, “Yeniden normalleşme ile birlikte şiddet azalmadı. Aslında var olan şiddetin ne denli büyük olduğunu bir kez daha gördük. Cezasızlık politikaları olduğu sürece her gün bir şiddet haberiyle uyanmaya devam edeceğiz” uyarısında bulundu. 
 
Leyla, kadınların ortak mücadelesinin öneminin altını çizerek, “Kadının sömürgeci konumdaki erkeğe karşı kendini savunacağı örgütlülüğe ihtiyacı var. Bir de burada iki kez sömürü altında olan Kürt kadının durumu daha elzemdir” dedi.