‘Lozan’da başlayan soykırım devam ediyor’

  • 09:02 30 Temmuz 2020
  • Güncel
KOBANÊ - Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Kadın Kurumu Başkanı Cihan Xidro, Lozan Antlaşması ile Kürtlerin topraklarının dört parçaya bölündüğüne dikkat çekerek, “Lozan’da başlayan soykırım politikası devam etmekte ama halkların birliği de artık oluştu” dedi. 
 
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu coğrafyasında, sınırlar yeniden çizilirken, 1639 yılında Osmanlı ile İran arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Anlaşması ile de ikiye bölündü. Kürtler, 24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan ile de dört parçaya bölündü.
 
Kürt topraklarını dört parçaya bölen Lozan Antlaşması’nın 97'nci yılında hala Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ta Kürtlerin varlığına yönelik saldırılar sürüyor. Türkiye’de bir kesimin “Türkiye’nin tapusu” olarak tanımladığı Lozan, yayılmacı bir politika izleyen AKP tarafından ise “ihanet” olarak görülüyor. Suriye’de Kürt halkının demokratik yönetimine ve kazanımlarına yönelik saldırılar gerçekleştirilirken, Federal Kürdistan Bölgesi’ne de sınır ötesi operasyonlar düzenleniyor. 
 
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Kadın Kurumu Başkanı Cihan Xidro, Lozan’ı değerlendirerek, aradan geçen 97 yılda zihniyetin değişmediğini dile getirdi. 
 
'Kürtler soykırımla yüz yüze geldi’
 
14 Temmuz 1923’te imzalanan antlaşma sonrasında Kürdistan topraklarının Türkiye, Suriye, İran ve Irak sınırları içinde dört parçaya bölündüğünü hatırlatan Cihan,“Musul ve Kerkük İngiltere’ye teslim edildi, Türk devleti Cumhuriyeti ilan etti. Cumhuriyetin ilanından sonra Türk devleti Kürtleri soykırımdan geçirdi. 1925’te Kürtlerin ayaklanmasına öncülük eden Şex Seid ve arkadaşları idam edildi. Dersim katliamı, Geliye Zilan katliamı ve 1999’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan uluslararası bir komployla esir alındı. 22 senedir İmralı Adası’nda hukuksuz bir şekilde tutulmakta. Türkiye kanunlarında her tutuklunun ailesi ve avukatlarıyla görüşme hakkı varken, Kürt Halk Önderine bu halklar verilmiyor” dedi. 
 
Uluslararası komplodan sonra ise Kürtleri yok sayan devlet zihniyetinin saldırılarını arttırdığını ifade eden Cihan, “DAİŞ çetelerinin eliyle Şengal, Efrîn, Kobanê, Girê Spî, Serêkaniyê, Şêxmeqsut ve diğer alanlara insanlık suçu sayılan saldırılar gerçekleştirildi.Bugün de Rusya, Amerika,İran ve diğer devletlerin yardımıyla kardeş katliamı yapmak istiyorlar” diye konuştu. 
 
’Suriye sistemi demokratik değildi’ 
 
Demokratik bir yapıya sahip olmayan Suriye devletine karşı halkın 2012’de ayaklanarak, rejimi Kuzey ve Doğu Suriye topraklarından çıkarttığını söyleyen Cihan, Kürt halkı ve Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan halkların birliğine karşı Özgür Suriye Ordusu, Cebhet El-Nusra, DAİŞ çeteleri ile saldırıldığını dile getirdi. Türkiye’nin Suriye halkının topraklarından göç etmesine, savaşlarda yaşamını yitirmesine neden olduğunu vurgulayan Cihan, “Diğer halklar üzerinden de göçmen siyaseti yaparak diğer devletlerden destek aldı. YPJ, YPG ve QSD güçleri Kuzey ve Doğu Suriye topraklarını korumak için büyük mücadele verdi. Suriye devletinin karışmasıyla beraber Türk devleti Kuzey ve Doğu Suriye’ye karşı saldırılarını yürütmeye başladı. Hala da bu saldırıları devam etmekte. Türk devleti Rusya ile anlaşarak Efrin’i kuşattı" ifadelerine yer verdi.
 
‘İnsan hakları örgütleri sessiz kalıyor’ 
 
Türkiye’nin saldırıları nedeniyle Suriye’deki karmaşanın ve savaşın sona ermediğini söyleyen Cihan, “Topraklarımızı talan edip, Kuzey ve Doğu Suriye demografyasını değiştirmeye çalışıyor. Türk devletinin talan ettiği Efrin, Gire Sipi, Serêkaniye ve Şexmeqsut alanlarında kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve gençler çeteler tarafından kaçırılıyor. Bunun yanında halk katlediliyor, evleri gasp ediliyor. Öğrenciler ve öğretmenler okullarından mahrum ediliyor. Kadın kurumları, kadın örgütleri ve gençlik kurumları hedef alınıyor. Bu saldırılara karşı insan hakları örgütleri sesiz kalmakta” diyerek tepki gösterdi. 
 
‘Arap devletleri İdlip ve Libya’yı korumalı’
 
Türkiye’nin girmek istediği İdlip ve Libya’nın ise stratejik alanlar olduğunun vurgusunu yapan Cihan, Arap devletlerinin  birlik olup İdlip ve Libya topraklarını korumaları gerektiğini dile getirdi. Libya ve İdlip için yapılan ateşkes antlaşmasına Türkiye’nin uymadığını, petrol bölgelerine sahip olan alanları ele geçirmek istediğini ifade eden Cihan, şöyle devam etti: “Genel olarak Suriye ve Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında yer alan bütün güçler kendi çıkarları doğrultusunda Suriye’de yer alıyor. Türkiye’nin de Suriye topraklarına saldırmasının nedeni yeni bir Osmanlı devleti kurmak ve Suriye’nin yer altı zenginliklerinden faydalanmaktır. Suriye devleti, Suriye topraklarını koruyamadı. Buna karşı Arap devletleri bir olup Libya ve İdlip topraklarını korumalı. Bizler Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında büyük mücadeleler vererek özgürlüğün tadına varıp, özgürlük kokan topraklarda halkların birliğini oluşturup beraberce özgür bir şekilde yaşıyoruz. Halkların birliğini bozmayan çalışan devletler şunu bilmelidir ki bir defa halkların birliği oluştu, artık bu birliğe karşı ne kadar saldırı olsa da biz mücadele edeceğiz.”