'Toprak bile utandı gencecik kızları almaya'

  • 09:05 30 Temmuz 2020
  • Güncel
Dilan Babat
 
BİTLİS - Muğla’nın Ula ilçesinde Cemal Metin Avcı tarafından katledilen Pınar Gültekin’in annesi Şefika Gültekin, “Toprak utandı gencecik kızları almaya ama bunlar kadınları öldürmekten utanmadı. Müebbet verseler bile benim canım gittikten sonra bu canın ağrısı biter mi?  26 yıldır bin bir emek verip büyüttüğüm evladıma nasıl kıydı?” diye tepki gösterdi. 
 
Muğla’da 16 Temmuz’dan itibaren kayıp olan Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi Pınar Gültekin, 21 Temmuz’da Ula ilçesine bağlı Akyaka yakınlarındaki Yerkesik mevkiinde katledilmiş halde bulunmuştu.  Pınar için başlatılan soruşturma kapsamında fail Cemal Metin Avcı, gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 
 
Pınar’ın cenazesi, ailesi tarafından alınarak, Bitlis’in Hizan ilçesinde defnedildi. 
 
Annesi Şefika Gültekin, Pınar ile yaptıkları son görüşmeleri paylaşırken, artan kadın katliamlarına da tepki gösterdi. 
 
‘Bizden gizli sınava girdi’
 
Bitlis’in Hizan ilçesinden 1993 yılında Mersin’e göç ettiklerini belirten Şefika, Mersin’de uzun yıllar kaldıktan sonra İstanbul’a yerleştiklerini belirtti. Eşinin kardeşinin Mersin’de yaşamını yitirmesinden dolayı bir daha Mersin’e dönmediklerini ifade eden Şefika, Pınar’ında Mersin’de dünyaya geldiğini aktardı. Şefika, “Kızım ilkokulu Mersin’de okudu. Başımıza böyle bir şey gelince biz de İstanbul’a yerleştik. Pınar İstanbul’da ortaokul ve liseyi okudu. Pınar’ın okumasını istemiyorduk ama kızım okumayı çok istiyordu. Sürekli bana, ‘anne ben okuyacağım, evlenmeyeceğim, bir erkeğin eline bakmayacağım. Sizi de kurtaracağım. Bizden kimse okumadı ama ben okuyacağım’ diyordu. Biz okutmak istememize rağmen, bizden gizli üniversite sınava girdi. Girdiği sınavda İstanbul Üniversitesi Radyo ve Televizyonculuk bölümünü kazandı. Bize de kazandığını söylememişti, en son akrabalarımızdan birine söylemişti oda gelip bize, ‘Pınar’ın dersleri çok iyi sınavı da kazandı siz bunu okula gönderin’ dedi” sözlerini kullandı. 
 
‘Eşyalarını toplamış bizim Muğla’ya gelmemizi bekliyordu’
 
Pınar’ın Radyo ve Televizyon bölümünü bitirdikten sonra bitirdiği bölümde iş imkânlarının olmamasından dolayı, yeniden üniversite sınavına girdiğini dile getiren Şefika, Pınar’ın Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi iktisat Bölümü’nü kazandığını kaydetti. Şefika şöyle devam etti: “Her yıl ben kızımı görmeye Muğla’ya gidiyordum. Bu yıl okulu bitirmişti. Kaldığı evinde de eşyalarının hepsini toplamış bizim oraya gitmemizi bekliyordu. Cumartesi günü kızımı görmeye gidecektim. Hem bayramda yanında olacaktım sonrasında hep birlikte yeniden İstanbul’a gidecektik. Kızım okurken, modellik işi de yapıyordu. Bugüne kadar, bir kez biri gelip benim kızımı bana şikâyet etmedi. Benim kızım kimseyi incitmezdi, dört dörtlük biriydi. Bu adamdan haberimiz yoktu, kızım bana her şeyi anlatıyordu. Hatta onu rahatsız eden başka biri vardı, kalkıp bunu söyledi beni rahatsız ediyor dedi. Pınar bize bunu söylediğinde kalkıp Muğla’ya giderek onu rahatsız eden kişiyi de şikayet ettik. Cemal Metin Avcı’nın kızımı rahatsız ettiğini arkadaşları, Pınar kaybolduktan sonra söyledi.”
 
‘Kızımı defalarca aradım ama telefonu kapalıydı’
 
Pınar’ın kaybolmadan önce görüntülü konuştuklarını ve keyfinin yerinde olduğunu söyleyen Şefika şu ifadeleri kullandı: “Kızım şehir dışında olmasına rağmen biz hiç kopmadık arkamızı dönmedik. Sürekli telefonla konuşuyorduk. Pınar kaybolduğu günün sabahı telefon açtı. Ben hastaydım hastaneye gidip gitmediğimi, kimin beni hastaneye götüreceğini sordu. Ben de saat 16.00 gibi Bakırköy Devlet Hastanesi’nde randevum olduğunu ve kardeşimin gelip beni götüreceğini söyledim.  Ben hastaneden döndükten sonra diğer kızıma, ‘Pınar’ı ara konuşayım aklı bende kalmasın öyle büyük bir sorun yok’ diyeceğimi belirttim. Telefon açtık ama telefonu kapalıydı gece yarısına kadar ben Pınar’ı defalarca aradım ama telefonu sürekli kapalıydı. Pınar’ın bir kez olsun telefonu kapalı olmazdı, sonraki gün Pınar’a ulaşamadığımız için bir arkadaşını aradım. Pınar’ın arkadaşına, ‘Pınar’a ulaşamıyorum, bir evine gidip bakın bu kıza bir şey olmuş olmasın’ dedim. Arkadaşı evine gidip kapıyı çalmasına rağmen açan olmamış. Arkadaşı hemen jandarmaya haber vermiş. Arkadaşı bizi aradıktan hemen sonra biz babasıyla kalkıp Muğla’ya gittik.”
 
‘Pınar asla bizi habersiz bırakmazdı’
 
Muğla’ya Pınar’ın evine gittiklerini ve bütün eşyalarının toplanmış, yemek yediği tabakların da tezgahta olduğunu kaydeden Şefika, “Hiçbir kıyafetine, bir şeyine karışmamıştı. Pınar asla bizi habersiz bırakmazdı. Ama direk benim aklıma ‘öldürdüler’ hissi doğdu. Pınar öyle arkasında her şeyi bırakacak biri değildi. Hatta oyun teklifleri gelmesine rağmen kabul etmiyordu. Sürekli ben mesleğimi elime alacağım diyordu” ifadelerine yer verdi.  
 
‘Evladıma nasıl kıydı?’
 
Şefika son olarak şöyle konuştu: “Artık yeter, bunca genç kız toprağını altına girdi. Toprak utandı gencecik kızları almaya ama bunlar kadınları öldürmekten utanmadı. Bu kadınlar size ne yaptı da öldürüyorsunuz? Ben hakkımı o adama helal etmiyorum. Bunu idam etseler bile, benim canımın acısı geçmez.  Onun da bir evladı var, benim kızıma yaptı ama onun kızına zarar gelmesini istemem. Bu can acısı hiçbir şeye benzemiyor. Müebbet bile verseler benim canım gittikten sonra söner mi bu ağrım.  26 yıldır bin bir emek verip büyüttüğüm evladıma nasıl kıydı da o toprağın altına koymaya.”