Feleknas Uca: Avrupa da bu soykırım suçunun ortağıdır

  • 09:02 31 Temmuz 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - Şengal Soykırımı’nın üzerinden altı yıl geçerken, HDP’li Feleknas Uca, “Çok sayıda Êzidî kadın, DAİŞ çetelerine esir düşmemek için kendini Şengal kayalıklarından aşağı bıraktı. Çocuklarının gözü önünde anneler, annelerin gözü önünde çocuklar katledildi” diyerek yaşananları anımsattı. 
 
DAİŞ çeteleri tarafından  3 Ağustos 2014 yılında Şengal’de Êzidîlere yönelik gerçekleştirilen soykırım, 6 yılı ardında bıraktı. Bu süre zarfında DAİŞ çeteleri tarafından kaçırılan ve çeşitli işkencelere maruz bırakılmasının ardından kurtarılan binlerce kadının yanı sıra, binlercesinin ise akıbeti belirsizliğini koruyor.
 
Diyarbakır'da Kadın Platformu ve KHK ile kapatılan KJA’nın, 3 Ağustos'un "Kadın Kırımı ve Soykırıma karşı Uluslararası Eylem Günü" ilan edilmesi talebinin uluslararası arenada kabul görmesi istenirken, her yıl 3 Ağustos’ta kadınlar bulundukları yerlerde alanlara çıkarak bu taleplerini yineliyor. 
 
Tarihe “74’üncü Ferman" olarak not edilen Şengal Soykırımı'nı değerlendiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Feleknas Uca, soykırımın ardından yaşananları anlattı. 
 
‘DAİŞ çeteleri bizi öldürecek’
 
DAİŞ’in Şengal halkına saldırdığı 3 Ağustos 2014 tarihinde Êzidîlerin, “Çilê Havini” bayramı hazırlığında olduğunu dile getiren Feleknas, birkaç gün öncesinden de DAİŞ’in Şengal halkına bildiri dağıtarak “Bayramda çayınızı içmeye geleceğiz” tehdidinde bulunduğunu hatırlattı. Feleknas, “Bu bildiriler Şengal’in her yerinde dağıtıldı. O dönemde herkes Şengal halkı üzerinde bir soykırım gerçekleşeceğini biliyordu ancak herkes bu soykırıma sessiz kaldı. Soykırıma sessiz kalanlar Êzidî halkını kaderine terk etti. Şengal Soykırımı’nın yaşandığı gece bize telefon açtılar. Soykırım başlamadan birkaç gün önce ise kamuoyuna, DAİŞ’in Şengal halkına tehdit bildirileri dağıttığını ve bir katliam hazırlığında olduğunu duyurduk. DAİŞ’in Şengal’e saldırısının ardından ise tarih değişti diyebiliriz. Yaşananlar büyük bir acıydı. Büyük bir beklenti vardı bizden ve biz Şengal’den uzaktık. Binlerce kişi arayarak ‘Gelin bizi kurtarın. DAİŞ çeteleri bizi öldürecek’ diyorlardı” dedi. 
 
‘Kadınlar kendini Şengal kayalıklarından aşağı bıraktı’
 
Soykırımın başlamasının ardından yaşananların yavaşça açığa çıktığını dile getiren Feleknas, daha öncesinde de Êzidîler üzerinde 73 Ferman yaşandığını ancak kimsenin bunu dillendirmediğini kaydetti.  Feleknas şöyle devam etti: “Önceki fermanlara ait görüntü, belge olmadığı için kayıtlara geçmedi. Şimdi ise binlerce belge, doküman, görüntü var. Annelerin yaz sıcağında, kucaklarında yalınayak çocuklarıyla birlikte kilometrelerce yol yürüdüğü görüntüleri, tüm dünya gördü. Soykırıma maruz kalan, işkence gören kadınların görüntülerini herkes gördü. Bu fermanın diğer fermanlardan farkı ise soykırımın tüm boyutuyla görüntülenmesidir. Bir diğer farkı ise bu soykırımda özellikle kadınların hedef alınmasıydı. 5 ile 7 bin arası Êzidî kadın DAİŞ çeteleri tarafından rehin alındı. Tüm dünyanın gözü önünde bu kadınların pazarlarda nasıl satıldığını gördük. Musul pazarında rehin alınan kadınların ‘Biz buradayız, üzerimize bomba yağdırın da kurtulalım’ dediğini gördük. Kadınlar günde bir defa değil günde birkaç defa satılıyordu. O nedenle de kadınlarda derin yaralar ve acılar oluştu. Çok sayıda Êzidî kadın, DAİŞ çetelerine esir düşmemek için kendini Şengal kayalıklarından aşağı bıraktı. Çocuklarının gözü önünde anne ve babalar katledildi, annelerin gözü önünde çocuklar katledildi. Aradan geçen 6 yıla rağmen hala yeni cenazeler çıkıyor.”
 
‘Şengal’i Êzidî’siz bırakmak istiyorlar’
 
Feleknas, Hol Kampı’ndan Rakka’ya kadar yüzlerce Êzidî kadının kurtarıldığını ve halen kurtarılmayı bekleyen yaklaşık 3 bin Êzidî kadının varlığına dikkat çekti. Bu kadınların akıbetinin ise belirsizliğini koruduğunu aktaran Feleknas, kaçırılan kadınların Ortadoğu’nun birçok Arap ülkesine gönderildiğini dile getirdi. Feleknas, “Katar, Libya, Mısır gibi ülkelerde satıldı kadınlar. Bugün Êzidî bir kadın Ankara’da DAİŞ çetesinin elinde. Avrupa basınında yer alan bir habere göre, Antep’te de DAİŞ çeteleri kadın ve çocukları belirlenen bir yerde satıyormuş. Yine Kırşehir’de DAİŞ tarafından getirilen 2 çocuk yakalandı. Bunların hesabı sorulmadı kimseye. Şengal’i Êzidî’siz bırakmak istiyorlar. Êzidî kadın şahsında tüm kadınlara ve kadın mücadelesine darbe vurmak istediler. Kadının yeri Êzidî toplumunda da önemli bir yere sahip. Êzidî kadını, tarih boyunca öncü bir rol üstlendi. Tarihte, hatta Osmanlı döneminde bile diplomasi ilişkileri yürüttü. Çok sayıda Êzidî kadın önemli çalışmalar gerçekleştirdi. O nedenle de Êzidî kadını hedef haline getirildi” sözlerine yer verdi. 
 
‘DAİŞ’e esir düşmemek için yaşamına son verdi’
 
18 yaşında Hayat isminde bir kadının DAİŞ çetelerinin eline esir düşmemek için yaşamını sonlandırdığını aktaran Feleknas, “Bir gün yanıma bir genç geldi. Telefonda kardeşi ile konuşmuş ve DAİŞ’e esir düşmemek için yaşamına son vereceğini söylemiş. Kardeşi telefonda ikna edemedi ve benim de onunla konuşmamı istedi. Bunun üzerine ben de Hayat ile telefonda konuştum. Ona ‘Arkadaşlara haber vereceğiz, gelip sizi kurtaracaklar’ dedim. Ancak Hayat’ı ikna edemedik ve DAİŞ’e esir düşmemek için yaşamına son verdi. Bunları unutamayız. Çok sayıda çalışma yürüttük. Zorla Alıkonulan Kadınlar için Mücadele Platformu’nu kurduk. O esnada çok sayıda kadın DAİŞ çetelerinin elinden kurtarıldı. Çocukları ailelerine teslim ettik. Kadınların bir kısmını Amed’e getirdik ve TJA ile dönemin Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak’ın da desteği ile hem psikolojik hem de fiziksel tedavilerinde yardımcı olduk” ifadelerini kullandı.
 
Feleknas, DAİŞ çetelerinden kurtarılan çocukların yaşadıkları travmayı şu sözlerle anlattı: 
 
“O çocukların yaşadığı psikolojiyi onların dilinden anlayabilmek için onlara kağıt ve kalemler vererek çizim yapmalarını istedik. Çocukların çizdiği tek şey kara kalemle DAİŞ çeteleriydi. Bunu, hüzünlü ve ağlamaklı bir şekilde yansıtmışlardı. Bir çocuk da Kürtçe konuştukları zaman işkenceye maruz kaldıklarını söyledi. Bunu söyleyen ise 5 yaşında bir çocuktu. Çocuk, çetelerin kendilerini kapının önüne çıkararak, ‘Kürdistan diyorsanız gidin de sizi kurtarsınlar’ dediğini söylüyordu. Kobanê’ye çocukları almaya gittiğimizde çocukların psikolojisini gördük. Arabada ilerlerken petrolde, ‘Mola verelim mi?’ dediğimizde çocuklar korku ile ‘Hayır, hayır durmayın. DAİŞ gelip bizi burada da bulacak ve geri götürecek. Onlar hala arkamızda’ dediler. Öyle bir psikoloji içerisindeydiler ki, tedavilerinde bile geceleri çığlık atıyorlardı, korkuyorlardı. O nedenle de Şengal yarası sarıldı diyemeyiz. 
 
70 yaşındaki anneler Şengal’i savundu
 
Çok büyük bir acı bu. Şengal’den geliyorsun, ardından geri gitmek istiyorsun ama yaşadıklarını tekrar yaşama korkusu yaşıyorsun. Soykırımdan sonra kadın konusunda çok sayıda değişiklik yaşandı. Şengal’de Kadın Meclisi, Gençlik Meclisi açıldı. Şengal Kadın Savunma Birliği kuruldu. Soykırımda 150 bin Şengal halkı kavurucu sıcakta toprağını bırakmayarak dağlara sığındı. 70 yaşındaki anneler silah kaldırarak Şengal’i savunmaya başladılar. ‘Şengal kadınının intikamını alacağız dediler’ bu da kadınlara umut vaat etti. Avrupa yaşananlara karşı kör siyaseti yürüttü. Sadece kamuoyuna kınadıklarını açıkladılar ama Şengal’in yeniden örgütlenmesi için hiçbir çalışma yürütmediler. Bu yüzden Avrupa da bu soykırım suçunun ortağıdır.”
 
Herkes alanlara çıkarak Şengal Soykırımı’na karşı çıksın
 
Çalışmasını yürüttükleri Zorla Alıkonulan Kadınlar için Mücadele Platformu’nun çalışmalarına da değinen Feleknas, “Kadınların yaralarını sarmak ve akıbetini sormak için çalışma yürütüyoruz. Yine hukuki boyutunun da takipçisiyiz. Kurtarılan yüzlerce kadının aileleri ile görüşmeler yaptık. Türkiye’de olup sorun yaşayan aileler de var. Tüm çalışmalarımıza devam ediyoruz. Soykırımın ardından 33 bin kişi Türkiye’ye geldi. Mardin, Diyarbakır, Batman, Şırnak gibi illerde kamp kurduk ve onları bu kamplara yerleştirdik. Şengal’de de araştırmalara başladık. 3 Ağustos günü saat 11.00’de herkes alanlara çıkarak Şengal Soykırımı’na karşı çıksın” sözleriyle herkese çağrıda bulundu.