‘Ezîdî kadınlar artık örgütlü ve kendisini koruyor’

  • 09:01 1 Ağustos 2020
  • Güncel

Dicle Demhat 

KOBANÊ - Şengal Soykırımı’nın ardından geldikleri Kuzey ve Doğu Suriye’de Kongreya Star’ın çalışmalarında yer alan Hediye Şemo ve Hêlîn Hacim, “Kadınlar, YBŞ-JIN gücünü oluşturdu, birçok kadın meclisi ve kurum açtı. Şu an Êzîdî kadınları kendi gücüne dayanıp kendilerini korumaktadır” dedi. 
 
DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014 yılında Şengal’e yönelik gerçekleştirdiği soykırımın üzerinden altı yıl geçti. Hala izlerinin silinmediği, acıların ise ilk günkü gibi taze olduğu soykırımdan geriye kadın ve çocukların da aralarında olduğu binlerce cenaze kaldı. DAİŞ çeteleri tarafından alıkonulan kadınların ise binlercesi kurtarılırken, binlercesine ise hala ulaşılamıyor. 
 
Soykırımın ardından göç etmek zorunda bırakılan Hediye Şemo ile Hêlîn Hacım, geldikleri Kuzey ve Doğu Suriye’de Kongreya Star’ın çalışmalarında yer alıyor. Hediye ve Hêlîn, Êzidîlere yönelik saldırıları değerlendirdi. 
 
‘Tarihe yazılmayan katliamlar var’ 
 
Êzidîlere yönelik katliam ve soykırım girişimlerinin birçoğunun yazılı tarihte yer almadığını söyleyen Kongreya Star Koordinasyon üyesi Hediye Şemo, “Êzîdîler her fermanda kendi topraklarından göç etmişler ve yaşadıkları kaleme alınmamış. 74’üncü Ferman ile nasıl oldu, hangi güçler saldırdı, kimler bu fermanı destekledi, Êzîdî halkını kimler korudu? Bunların hepsi tarih sayfalarına yazıldı” dedi. 
 
‘Sorumluları DAİŞ, KDP ve Türkiye’dir’
 
74. Ferman’ın DAİŞ, KDP ve Türkiye’nin eliyle gerçekleştiğini söyleyen Hediye, “KDP peşmergeleri Şengal halkını koruyordu, DAİŞ’in saldırdığı an bütün peşmergeler Şengal’den kaçıp gittiler. Êzîdî halkını katliamla yüz yüze bıraktılar. Bu katliam sonucunda Êzîdî köyleri DAİŞ tarafından işgal edildi. 500 bine yakın Êzîdî kadın ve genç kızlar DAİŞ’e esir düştü. Binlercesi ise soykırımdan korunmak için Şengal Dağı’na sığındı. Yüzlerce Êzidî ise DAİŞ’in eline geçmemek için kendilerini Şengal Dağı’nın yamacından attı. Kaçırılan kadınlar ve çocuklar Musul, Cerablus ve benzeri şehirlerde satıldı. Bazılarının yaşayıp yaşamadığı da bilinmiyor” diye belirtti. 
 
Yeni doğmuş bebekler kayalıkların arasına bırakıldı
 
Êzîdî halkını YPJ, YPG, QSD, HPG, YJA Star ve yurtsever Kürt halkının koruduğunu vurgulayan Hediye şöyle devam etti: “Êzîdîlerin yaşadığı acıları dile getirmekte bile zorlanıyorum. Birçok aile arkasında yaşlılarını bırakıp kaçmak zorunda kaldı, birçoğu Şengal Dağı’na doğru giderken yolda yaşamını yitirdi, birçoğu açlıktan, susuzluktan yaşamını yitirdi, birçok kadın yolda doğum yaparken, birçoğu da yolda ölen minicik bebeklerini koyacak bir toprak bulamayıp, kayalıkların dibine bırakıp gittiler. Fermanın üzerinden 6 sene geçmesine rağmen birçok Êzîdî kadını ve çocuklar QSD tarafından DAİŞ çetelerinin elinden kurtarılırken, birçoğunun akıbeti dahi hala bilinmiyor.” 
 
Şengal Dağı’na sığınarak örgütlendiler
 
Şengal Dağı’na sığınan Êzidîlere değinen Hediye, burada özellikle kadınların kendilerini örgütlediğine dikkat çekti. Hediye, “Özellikle Êzidî kadınların yaşadıkları tarih sayfalarında kaleme alınmazken, 74’üncü Ferman ile beraber Êzidî kadınlar örgütlenip DAİŞ’e karşı mücadele etti. Kadınlar, YBŞ-JIN gücünü oluşturdu, birçok kadın meclisi ve kurum açtı. Şu anda Êzidî kadınlar kendi tarihlerini yazıp, inançlarına, kültürlerine ve kadın gücüne dayanıp kendilerini korumaktadır” sözlerini kullandı. 
 
‘Êzîdî inancını yok etmeye çalışıyorlar’
 
Toplumsal Alan Eşbaşkanı Hêlîn Hacim ise Êzidîlerin hem Kürt kimliklerinden hem de inançlarından dolayı katliamdan geçirilmek istendiğini söyledi. Bugüne kadar Kürtlerin yaşadığı bütün alanların işgalci devletin hedefinde olduğunu kaydeden Hêlîn,  bu nedenle Kürtler ve beraber yaşadıkları halkların örgütlenip kendilerini koruduğunu ifade etti. Hêlîn, “Bunun örneği Kuzey ve Doğu Suriye toprakları ve Güney Kürdistan’dır. Demokratik ulus çerçevesinde bütün halklar beraber yaşarken, bu sistem Türk devleti ve çetelerin hedefi olmuş” dedi. 
 
‘Saldırılar soykırım girişiminin devamıdır’ 
 
Türkiye’nin Federal Kürdistan Bölgesi’ne yönelik politikalarına dikkat çeken Hêlîn, “Türkiye’nin yardımlarıyla DAİŞ çeteleri Kürt halkı ve diğer azınlık halklar üzerinde bir soykırım politikası yürütmeye çalıştı. Haftanin, Şengal, Maxmur kampına, Süleymaniye ve Hewler köylerine saldırılar da Şengal’deki soykırım girişiminin devamıdır. Türkiye devleti bütün dünyanın gözü önünde saldırmakta. Irak hükümeti ve Güney Kürdistan hükümeti de saldırılara karşı sessiz kalmakta. Saldırılar karşısında halklar birliğini daha da güçlendirmeli” diye konuştu.