Cumartesi Anneleri kayıpları için bir kez daha ‘adalet’ istedi

  • 13:24 1 Ağustos 2020
  • Güncel
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 801’inci haftasında gözaltında katledilen ve kimsesizler mezarlığına defnedilen Süleyman Cihan için adalet istedi. 
 
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 801’inci haftasında gözaltında katledilen ve kimsesizler mezarlığına defnedilen Süleyman Cihan için adalet istedi. Covid-19 salgını nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden canlı bağlantıyla bir araya gelinen eylemde, ayrıca Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemlerinin yasaklanmasına da tepki gösterildi. 
 
Mehmet Ağar ve ekibi
 
Süleyman Cihan’ın abisi Ahmet Cihan, Süleyman’ın gözaltında işkence sonucu katledilmesine dair soruşturma dosyasının 12 Eylül döneminde hiçbir delil dikkate alınmadan kapatıldığına dikkat çekti. 2012 yılında yeniden bir suç duyurusu üzerine yeni bir soruşturma başlatıldığını ancak soruşturma dosyasının uzun yıllar bekletildiğini ve sonunda ise zaman aşımı nedeniyle takipsizlikle sonuçlandığını ifade eden Ahmet, “Dosyada 5 savcı değişti. Son savcı Süleyman’ın o dönem emniyet tarafından işkence ile öldürüldüğünü tespit etmesine rağmen zaman aşımı nedeniyle takipsizlik kararı verdi. O dönem emniyeti yine korunmuştur. Korunan o dönemin emniyetçileri birçok dosyada adı geçen Mehmet Ağar ve ekibiydi. Oysa işkence insanlık suçudur. İşkence suçunda zaman aşımı yoktur” dedi.
 
‘Uluslararası sözleşmeleri yerine getirin’
 
801 haftadır kayıplarını aradıklarını, hakikat ve adalet taleplerini dile getirdiklerini belirten Ahmet, yetkililerin seslerini duymadıkları gibi, seslerini kısmak adına Galatasaray Meydanı’nı da kapattığını kaydetti. Ahmet son olarak yetkililere taleplerinin dikkate alması ve imza altına alınan uluslararası sözleşmelerin yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı.
 
'Delillere rağmen takipsizlik kararı'
 
Ailenin avukatı Aydın Erdoğan, müvekkilinin ölümüyle ilgili birçok delil olmasına rağmen sıkıyönetim savcısı tarafından takipsizlik kararı verilerek kapatıldığını dile getirdi. 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği sonrası darbe sürecinde işlenen suçların faillerinin hesap vereceği söylenmesine karşın gereğinin yerine getirilmediğini belirtti. Katliam olayına dair adli tıp uzmanlarından alınan raporda Süleyman’ın katledildikten sonra apartmanın 6’ncı katından atıldığına dair tespitine yer verildiğini söyleyen Aydın, bu tespit ardından Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduklarını ancak bir süre sonra yetkisizlik kararı vererek İstanbul Savcılığı’na yönlendirdiğini ancak burada da dosyanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldığını ifade etti.
 
‘Devlet failleri cezasızlığa kavuşturdu’
 
Aydın, “Bu takipsizlik kararını veren savcı, Süleyman Cihan’ın işkenceyle öldürülmüş olabileceğine işaret ediyordu. Devlet, cunta döneminde işlenen suçların üzerinin örtülmesi konusunda vardığı mutabakat sonucunda bu dosyayı zaman aşımı gerekçesiyle kapattı. Bize göre, insanlığa karşı suç oluşturan işkence suçunda zaman aşımı söz konusu olamaz. Faili belli olan ve kaybedilmeye çalışılan Süleyman Cihan’ın failleri devletin sağladığı imkanlarla cezasızlığa kavuştu” diye konuştu.
 
Eylemin bu haftaki açıklamasını ise 1995 yılında İstanbul’da gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Aysel Ocak okudu.
 
‘Siyasi iktidar anayasal hakları ihlal ediyor’
 
Hak arayışlarının Türkiye’de siyasi iktidar tarafından engellendiğine dikkat çeken Aysel, “Siyasi iktidar elindeki gücü kötüye kullanan, yurttaşın anayasal haklarını ihlal eden bir siyasi iktidar var.  O nedenle Anayasal hakkımızı kullanmamız polis şiddetiyle bastırılacak bir suç muamelesi görüyor. Ama biz kararlıyız. Gözaltında kaybedilenlerin akıbeti açığa çıkarılıncaya dek yargısal süreçler adaletle sonuçlanıncaya dek mücadelemiz sürecek” diye konuştu.
 
Aysel ardından gözaltında katledilen Süleyman Cihan’ın hikayesini okudu.
 
‘Meçhul kişi’ olarak defnedildi
 
31 yaşında 2 çocuk babası olan öğretmen Süleyman’ın İstanbul’da yaşadığını, 12 Eylül Askeri Darbesi'nin ardından hakkında arama kararı çıkarıldığını söyleyen Aysel, Süleyman’ın 29 Temmuz 1981 tarihinde Edirne’den İstanbul’a gelmek üzere bindiği yolcu otobüsü İstanbul’a yaklaştığı sırada sivil bir ekip tarafından durdurularak gözaltına alındığını ve kendisinden uzun bir süre haber alınamadığını ifade etti. Olay sonrası Süleyman’ın gözaltında olduğunun reddedildiğini, aile ve avukatlarının tüm başvurularının sonuçsuz kaldığını dile getiren Aysel, 85 gün süren ısrarlı arayış sonunda Süleyman'ın ağır işkence sonucunda katledildiği ve kimliği belli olduğu halde Zindankara Mezarlığı’na “meçhul kişi” olarak defnedildiğini öğrendiğini belirtti. 
 
‘İstanbul Emniyeti sahte bir belge düzenledi’
 
Aysel, İstanbul Emniyeti’nin Süleyman’ın kaybedilmesi ile ilgili Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’in de imzası bulunan sahte bir belge düzenlediğini ve bu belgede Süleyman’ın 30 Temmuz 1981 tarihinde yer göstermeye götürüldüğü apartmanın 6. katından atlayarak intihar ettiği yazıldığını kaydetti. Aysel şöyle konuştu: “Gerçekte ise çok sayıda tanık beyanına göre Süleyman Cihan gözaltında aylarca işkence gördü. Ayrıca cansız bedenini kapısı kırılarak girilen ve uzun zamandır kimsenin yaşamadığı bir evin penceresinden atılarak intihar görüntüsü yaratılmak istendi. Bu gerçekler, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın olaydan 21 yıl sonra dosyadaki otopsi bulguları ve tıbbi verilerden hareketle hazırladığı raporla da kanıtlandı. Raporda Cihan’ın ağır işkenceye maruz bırakıldığı ve apartmanın altıncı katından atılmadan önce öldürülmüş olduğu kayıt altına alındı.”