Ankaralılara sorduk: Veriler gerçek değil, ‘ölen ölsün’ politikası izleniyor

  • 09:01 27 Ağustos 2020
  • Güncel
ANKARA - Hükümetin açıkladığı Covid- 19 verilerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Ankaralılar, “Ölen ölsün” politikası izlendiği görüşünde. 21 Eylül’de okulların açılması kararına tepki gösteren öğrenciler ise “8 saat maske ile nasıl duracağız” diye soruyor. 
 
Türkiye’de Mart ayından bu yana devam eden koronavirüs (Covid-19) salgınında Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre toplamda 6 bin 183 kişi yaşamını yitirdi, 262 bin 507 kişi ise virüse yakalandı. Normalleşme adımlarının ardından vaka sayısında ciddi bir artış yaşanırken Ankara vaka sayısının arttığı illerin başını çekiyor. Geçen haftalarda açıklama yapan Ankara Tabip Odası (ATO) Ankara'da günlük pozitif Covid-19 vaka sayısının bine yaklaştığını ve pandemi hastanelerinde yüzde 100 doluluk olduğunu belirtti. ATO ayrıca Ankara’da enfekte olan sağlık çalışanı sayısını 488 olarak açıkladı.
 
Sağlık Bakanlığı’nın 17- 23 Ağustos Covid- 19 raporuna göre ise önceki haftaya göre yeni vaka sayısında yüzde 5,  ölüm sayılarında yüzde 14, entübe edilen hasta sayısında yüzde 31 ve taburcu edilen yeni hasta sayısında ise yüzde 4 azalma var. 
 
Mikrofon uzattığımız birçok Ankaralı ise Bakanlığın verilerinin şeffaf olmadığını düşünüyor. 
 
‘Türkiye tedbirleri erken aldı erken bıraktı’
 
Amerika’da yaşayan Belgin isimli yurttaş, sadece Türkiye’de değil dünyadaki vaka sayılarını da gerçekçi bulmadığını belirterek, hükümetin insanları korkutup panik yaratmamak için sayıları gizlediğini kaydediyor.  Belgin, “Orada önlemleri geç aldılar ama hala önlemler devam ediyor. Burada ise erken aldılar ancak çabuk bıraktılar” diyor. 
 
‘Otobüsler tıklım tıklım tedbirler yetersiz’
 
Hilal Aktaş, tedbirlerin yetersiz olduğunu ve otobüslerin tıklım tıklım olduğunu ifade ederek, “Bunu düzenlemeleri gerekiyor. Kısıtlamaların tekrar hayata geçirilmesi gerekiyor. Okulların açılacağını söylüyorlar. Bir öğrencinin hasta olması demek, bütün sınıfın ve ailelerinin hasta olacağı anlamına geliyor” diye konuşuyor. 
 
Didar Balaban, hükümet tarafından tedbirlerin alınmadığı gibi yurttaşların da kısıtlı olan tedbirlere uymadığını söylüyor.
 
‘8 saat maske ile nasıl duracağız’
 
Lise öğrencisi Metehan Sezer, 21 Eylül’de okulların açılması kararına tepkisini şöyle dile getiriyor:  “8 saat maske ile durmak mantıklı değil. Tedbirler zaten yeterli değil. Ailelerin çocuklarını göndereceklerini sanmıyorum.” 
 
Lise öğrencisi Berat Can da aynı kaygıları dile getiriyor: “Okullar açılırsa salgın daha kötü bir hal alacak. Çünkü öğrenciler toplu taşımalarda iç içe olacaklar, okulda zaten iç içe oturuyorlar, teneffüslerde, tuvaletler durum aynı.” 
 
‘Ölümler açıklananın üstünde’ 
 
Anne ve babasının sağlıkçı olduğunu söyleyen Deniz Yakıcı da “Bize bin söylüyorlarsa Türkiye geneli 10 bin. İnsanları korkutmamak için veriler söylenmiyor. Bütün hastaneler dolmuş durumda. Annem ve babam çok yoğun bir süreç yaşıyor. Gece geç saate kadar çalışıyorlar ve ölümlerin çok yüksek olduğunu söylüyorlar. Bizde de kaygı yüksek. Hükümetin vatandaşlarını düşünmesi gerekiyor” şeklinde konuşuyor.
 
Hüseyin Dağ isimli yurttaş da Bakanlık tarafından açıklanan verilerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Takip ettiğim kişiler ve kurumlar da tersini söylüyor. Bunlara dünya da inanmıyor. Özellikle AB bu konuda çeşitli tedbirler aldı, Türkiye’ye seyahat izni verilmedi. ‘Ölenler ölsün’ politikası izleniyor. Özellikle yaşlılar için bunu düşündüklerini söylemek mümkün. Sağlık Bakanlığı durumun ciddi olduğunu söylüyor o bile bunu söylüyorsa durumu ikiye katlamak gerekiyor. Ancak durum belli para yok, insanların çalışması gerekiyor” diye konuşuyor. 
 
Makbule Candan hükümetin tedbir almadığının en iyi göstergesinin normalleşme ile artan vaka sayısı olduğunu vurgulayarak, “Artık insanların maske takmalarına, fiziki mesafelerine dikkat etmek istemelerine rağmen kendilerini koruyamadığı, izole edemediği bir noktaya geldi hastalığın seyri” ifadelerini kullanıyor.