‘İpek’i ölüme sürükleyen korumayan devlettir’

  • 09:03 27 Ağustos 2020
  • Güncel
Habibe Eren
 
ANKARA - Bölgede kadınların kendi kimliklerinin yanında Kürt kimliğinden dolayı şiddete maruz kalmasına ve bunları dile getiren kadınların da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından hedef gösterilmesine dikkat çeken Ankara Kadın Platformu’nda Derman Gülmez, “İpek’i ölüme sürükleyen korumayan devlettir. Kadın katliamları normalleştiriliyor" dedi. 
 
Batman’ın Beşiri ilçesinde yaşayan İpek Er’e yönelik alıkoyma, tecavüz ve intihara sürükleme suçu işleyen uzman çavuş Musa Orhan, kamuoyunun baskısı sonucu tutuklanmıştı. Fakat önceki gün avukatının itirazını yerinde gören mahkeme fail Musa Orhan’ın seliverilmesine karar verdi. Yaşanan bu son olay polis ve asker tarafından Kürt kadınlarına ve kız çocuklarına yönelik cinsel işkence ve saldırıları bir kez da gündeme getirdi. Başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere devlet yetkilileri ise faili koruyarak, seslerini yükselten kadınları hedef gösterdi. Tüm bunlar yaşanırken bir yandan da İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması tartışmaları yaşanıyor. 
 
Ankara Kadın Platformu’ndan Derman Gülmez, Türkiye’nin her yerinde ancak özellikle Kürt illerinde tecavüz, intihar ve şüpheli ölümlerin arttığını belirterek, “Hepsi İstanbul Sözleşmesi’nin yerinde uygulanmaması sonucunda yaşanıyor” dedi. 
 
‘Sözleşme yerinde uygulanmıyor’ 
 
İpek Er’in yaşamına son vermesinin hükümetin cezasızlık politikasından kaynaklandığını belirten Derman, “Failler serbest bırakıldığında ve ceza almadıklarında cesaretlenip erkekliği tekrar tekrar üretip tatmin sağlamaya çalışıyorlar. Sözleşme ‘tarihsellik önemlidir’  ve bu ataerkil sistem içinde kadınların ve çocukların korunmasını sağlaman gerekiyor’ diyor. Fakat bu sözleşme yerinde uygulanmadığı için yine bir uzman çavuş militarist duygularla bir kadına tecavüz ediyor. İpek,  korunmadığı için devlet tarafından ölüme sürükleniyor. Koruma talep eden çok sayıda kadın korunamadığı için katlediliyor" diye konuştu. 
 
‘Kürt kadınları şiddeti iki kat yaşıyor’ 
 
Musa Orhan’ın tutuklanmamasının arkasında cezasızlık kadar ırkçılığın da olduğunu söyleyen Derman, “Kürt kadınları hem kadın hem de Kürt kimliğinden dolayı şiddeti iki kat daha fazla yaşıyor. Muş'ta tecavüz edildikten sonra katledilen Fatma Altınmakas olayına baktığımızda bu politikayı daha net görebiliyoruz. Fatma eğer anadilinde kendini ifade edebilseydi belki bugün bu durum yaşanmayacaktı” dedi. 
 
‘Kadın cinayetleri iktidarın nereye gittiğini gösteriyor’ 
 
Musa Orhan örneğinde olduğu gibi failler ordu mensubu, kolluk ya da devlet görevlisi olduğunda iki katı kadar koruma gerçekleştiğini ifade eden Derman, “İstanbul Sözleşmesi adil bir şekilde bölge gözetilmeksizin uygulanırsa, ana dil meselesi göz önünde bulundurulursa belki de bu istatistikler düşecek. Şu an kadın cinayetleri verilerine bakmak iktidarın nereye gittiğini anlamak için yeterli. Hepimizin yaşamları tehdit altında” ifadelerini kullandı. 
 
‘İçişleri Bakanı katliamların üzerini kapatıyor’
 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İpek Er olayında kamuoyu yaratan HDP’yi ve belirli kesimleri hedef almasını da değerlendiren Derman,  Bakanın “Onların amacı belli” söylemleri ile kadın katliamlarının üzerini kapatmaya çalıştığını kaydetti. Derman, “Mesela AKP’li Şirin Ünal’ın evinde şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Nadira cinayetinin de üstü kapatıldı. İktidar kendisine yakın olanların yaptığı bir sürü şeyin zaten üzerini kapatıyor ve hiçbir şekilde sorgulanmasına izin vermiyor. ‘Onların amacı belli’ diyerek Onur Haftası’na, 8 Martlara, 25 Kasımlara saldırıyorlar. Yetmiyor, kadınların ‘yaşamak istiyoruz’ dediği bütün eylemlere saldırıyorlar. Bu da yetmiyor; sokakta, ailede ve yaşamın her alanında ataerkiyi devam ettirmek istiyorlar. Bunların hiç biri birbirinden bağımsız durumlar değil” diye belirtti.
 
‘Sayamadığımız bir sürü isim sözleşme uygulanmadığı için katledildi’
 
İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının yıl dönümünde kazanılmış olan bir hakkın kadınların ellerinden alınmaya çalışıldığını kaydeden Derman, şöyle konuştu: “Biz diyoruz ki İstanbul Sözleşmesi mor çizgimizdir. Yani pazarlık bile söz konusu değildir. Çünkü sadece kadınları değil, çocukları da koruyan bir sözleşme.  Sözleşme etkin uygulandığı takdirde kadına yönelik şiddet azalacaktır.  Pınar Gültekin, Aleyna Çakır, Emine Bulut, Fatma Altınmakas ve sayamadığımız daha bir sürü isim, İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı hayatta olacaktı."
 
Şu an hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi kadınların tepkisi ile göze alamadığını ancak bazı maddeleri iptal etmek için uğraştığını dile getiren Derman, “Kadınlardan hiçbir fikir alınmadan pazarlığa oturuldu. Sözleşmenin hiçbir maddesine dokunulmadan uygulanması gerekiyor. Kadınlar ayağa kalkıyorsa eğer bu gerektiği içindir, devlet işini yapmadığı içindir, kadınları çocukları koruyamadığı içindir. ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ demeye, mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerinde bulundu.