‘Eğitim sistemi patron mantığı ile yürütülüyor’

  • 09:10 3 Eylül 2020
  • Güncel
Melike Aydın
 
İZMİR - Eğitim sisteminde belirsizliklerin hakim olduğunu ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın şirket aklı ile yönetildiğini ifade eden Serpil Kemalbay, “Yeni eğitim döneminde nasıl bir eğitimle karşılanılacak? Tamamen belirsizlik, başıbozukluk var. Hem şeffaf değil hem de patron mantığı ile yönetiliyor” dedi.
 
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk 29 Ağustos tarihinde düzenlediği basın toplantısında “Eğitimde asıl yük öğretmenin maaşıyla ilgilidir… Yani asıl yük kira varsa kirada ve öğretmen maaşındadır. Geri kalan yük vergi yüküdür ve elektrik su parasıdır. Eğer vergi yükü devam ederse, eğer maaş devam ederse büyük ihtimal bizim masraflarımızda büyük bir azalma olmaz" şeklinde açıklamalarda bulunmuştu. Eğitim emekçilerinin tepkisini çeken bu ifadeleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay değerlendirdi.
 
‘Şirketlerin başındakiler bakanlıklara atanıyor’
 
“Türkiye’nin bir şirket gibi yönetildiğini ve şirketlerin başındaki kişilerin de bakanlıklara atandığını” belirten Serpil, kamusal hizmet olarak sunulması gereken eğitim ve sağlık gibi hakların ticari hizmet olarak sunulduğunu vurguladı. Serpil, “Türkiye’de demokratik laik anadilde eğitim olmadığı gibi bilimsel bir eğitim de yok. Çocuklar eğitime erişemiyor. Zaten pandeminin kötü yönetilmesi sonucunda okullar uzaktan eğitim şeklinde devam etti. Uzaktan eğitimde herkesin imkanları aynı değil. Diyelim ki internete ulaşamayan kırsal kesimde tarım işçisi olan çocuklar var. Anadilinde eğitim verilmediği için örneğin Suriyeli göçmen çocuklar ya da Kürt çocuklar eğitimi nasıl alacaklar? Bu noktalarda eğitim herkese eşit şekilde sunulmuyor, böyle bir kaygı da duyulmuyor” ifadelerinde bulundu.
 
‘Eğitime ayrılan pay her sene daha da azalıyor’
 
Serpil, eğitimde ticarileşme ile karşı karşıya olunduğunu vurgularken, “Bakanın bu rahatlığı Türkiye’nin geldiği durumu da karşımıza çıkarıyor. Emine Erdoğan’ın mutfağındaki bir musluk güvencesiz çalışan eğitim emekçisinin dördünün maaşına denk geliyor. Eğitime ayrılan paya bakınca da Gayrı Safi Milli Hasıla’da eğitime pay ayrılmıyor, her sene daha da azalıyor. Türkiye’nin çocukları yurtdışındaki eğitimle karşılaştırılınca da çok kötü puanlar alıyor. Evrensel eğitim verilmediğinin de göstergesi” diye konuştu.
 
Yeni eğitim dönemine belirsizlikler hakim
 
Eğitimdeki eşitsizlikleri ve hayata geçirilmesi gereken politikaları savunmak açısından eğitim emekçilerinin mücadelesinin önemli olduğunu dile getiren Serpil, eğitimdeki güvencesiz çalışma koşullarına son verilmesi ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile eğitim alanından uzaklaştırılanların işlerine iade edilmesi gerektiğini ifade etti. Sınıfların da iyileştirilmesi gerektiğinin altını çizen Serpil, “21 Eylül’de yüz yüze çalışılmaya başlanacak. Bu büyük bir risk ve büyük bir belirsizlik demek. Yeni eğitim döneminde nasıl bir eğitimle karşılaşacaklar? Tamamen belirsizlik, başıbozukluk var. Hem şeffaf değil hem de patron mantığı ile yönetiliyor. Çocuklar pandemi ile yüz yüze kalabilir veya eğitimsizlikle karşı karşıyalar. Çocuk işçiliğinin artması söz konusu olabilir” dedi.
 
‘Sermaye yanlısı eğitim ile toplumsal fayda sağlanamaz’
 
Bakanın okulların su elektrik paralarına ilişkin değerlendirmesinin “halktan alınan paranın halk için harcanmadığının açıklaması olduğunu” ifade eden Serpil, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sarayın örtülü ödenekten ne kadar harcadıkları ya da sadece Tayyip Erdoğan’ın korumaları için harcanan paraları düşündüğümüz zaman bu kadar keyfi kamunun refahı için harcanan paralara göz dikiş kabul edilemez. Kısmi olarak eğitim sistemi devlet okullarında dahi özelleştirilmiş durumda. Temizlik işleri, okul aile birliğinden toplanan paralarla harcanan paralar var. Kağıt üzerinde bakınca böyle bir para vermeyin dense de alınıyor. Okullar kademeli olarak da özelleştiriliyor. Çocuklar nasıl eğitim alacak diye kaygılanan bakan yok, özel okullar pandemiden batacak mı nasıl kar edecek diye yaklaşıyor sisteme. Halka karşı olan sermaye yanlısı sistem ile ‘muasır medeniyete’ ulaşması bilimsel bir donanımla hazırlanıp, verimli üretken şekilde toplumsal bir fayda sağlayan bir geleceğe evirilmesi mümkün değil.”
 
Ailelerin ve eğitim emekçilerinin örgütlenmesi gerektiğinin altını çizen Serpil, “Bütçeden savaşa ve sermayeye ayrılan paylar, israf ve yolsuzlukta ayrılan paylar ile çocukların geleceğine yatırım yapmalıyız” diye konuştu.