Didem ölüyor ama duyan yok

  • 09:09 4 Eylül 2020
  • Güncel
Melike Aydın
 
İZMİR - Maruz bırakıldığı baskılara ve cezaevindeki kötü koşullara karşı ölüm orucu eylemini sürdüren Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman, “Onlar bir kere ölüyorsa biz bin kere ölüyoruz. Helin’in, İbrahim’in annesi, Mustafa’nın annesi nasıl unutsun?” dedi, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.
 
Şakran Kapalı Cezaevi’nde tutsak bulunan ve cezaevindeki kötü koşullar ve baskılar nedeniyle 18 Şubat’ta ölüm orucuna başlayan Didem Akman ve Özgür Karakaya dün saat 17.00 sıralarında Yeşilyurt Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Didem’in annesi Zülfiye Akman, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.
 
Cezaevi müdürü bilgi vermedi
 
Zülfiye, konuyu öğrendiklerinde cezaevini aramalarına rağmen Şakran Kadın Cezaevi müdürünün bilgi vermediğini, savcılık yolu ile bilgi verilebileceğini belirttiğini söyledi. Didem’e zorla müdahale edildiği kaygısı yaşadığını dile getiren Zülfiye, “Avukatları aradım açmadılar. Özgür’ün babasını aradım ona da ulaşamadım. En sonunda 14.00’a doğru görüşe giden bir arkadaşı ‘Didem ve Özgür’ü Yeşilyurt Devlet Hastanesi’ne kaçırmışlar’ dedi. Eşim de orada fizik tedavi görüyor. Yarım saat sonra eşim mahkum koğuşlarında bulmuş. Saat 15.00’a geliyordu. Cezaevinin önüne gittim. Savcılıktan kağıt al öyle göstereceğiz dediler” ifadelerinde bulundu.
 
Didem’le görüşemediler
 
Hastanede Didem’in para, kağıt havlu, su, şeker gibi ihtiyaçlarının karşılanma talebinin gardiyanlarca reddedildiğini aktaran Zülfiye, Özgür’ün babasının cezaevi savcılığından izin alarak görüştüğünü, ancak kendilerinin Didem’le görüşemediklerini belirtti. Zülfiye “Adliyede savcı yokmuş. Dilekçeyi alamadığı için eve döndük. Dilekçeyi bıraktık. Faks göndermişler, kabul ederlerse bugün 11.00 gibi hastane önünde olun dediler. Didem’in telefon günü ben de Didem’in aramasını bekliyorum. Ne diyecek ne isteyecekler, kızımın canını yaktılar mı bekliyorum” diye konuştu.
 
‘Yaşam hakkını istiyor’
 
Didem’in cezaevi şartlarının düzeltilmesi için ölüm orucuna başladığını ve yaşam hakkını istediğini vurgulayan Zülfiye, kızının Şakran Cezaevi’nde bulunduğu dört yılı aşkın sürede günde sadece bir saat havalandırmaya alındığını kaydetti. Zülfiye, “Yeter artık dört can gitti. Hala yüreğiniz soğumadı mı? Madem cezaevine koydunuz, yaşatmak zorundasınız. Ankara’da havalandırma günde dört saatti. Müdürle görüştüm. Didem sevk istemiş, refakatçi istemiş, havalandırması artırılsın istemiş, neden kabul etmiyorsunuz? Diğer ağırlaştırılmış tutsakların görüşçüleri beraber giriyorlar. Eşim yılbaşından bu yana Didem’i görmedi. Tansiyonu var, burnu kanıyor. Ben arkada bekleyeyim yanında da oturmayayım dedim belki bir şey olur diye izin vermediler. Bu kadar insafsızlık olur mu?” ifadeleriyle Didem’e uygulanan baskıyı dile getirdi.
 
Didem eğitime zorlanmış
 
Zülfiye, “Sen devamlı hakkını gasp edersen cezası biter mi? Eğitime katılmıyor, spor etkinliklerine katılmıyor diye ceza veriyorlar. Didem eğitime katılıp ne yapacak? Ben anlayamadım ne demek istediğini. Ne eğitimi veriliyor, bilmiyorum. Didem de bunu kabul etmedi” dedi. Cezaevi yönetiminin kendisinden Didem’le “ölüm orucunu bırakması yönünde konuşmasının istendiğini” ifade eden Zülfiye “Hiçbir anne çocuğunun açlıktan ölmesini istemez. ‘Kızımı siz bu duruma getirdiniz. Hakkını ala ala canından bezdirdiniz. Şakran’a geleli her çeşit şey geldi başına. Artık dayanacak gücü kalmadı en son canını ortaya koydu. Bunun sebebi sizsiniz’ dedim. Ben anneyim çocuğumun ölmesini ister miyim? Görüşe giden tutsak yakınları olmasa Didem’den haberim olmayacak” şeklinde konuştu.
 
Kamuoyuna duyarlılık çağrısı
 
Şakran Cezaevi’ndeki uygulamaları protesto etmek için Didem’in üç kere hücresini yaktığını, oturma eylemi yaparken parmağının kırıldığını hatırlatan Zülfiye şöyle konuştu: “En sonunda bir canı kaldı onu da ortaya koymak zorunda kaldı. Aç kala kala yedi aya gelecek. Her kişinin yapacağı bir şey değil. Bıçak kemiğe dayandı. Bu işkenceler bitsin, bu ölüm oruçları bir daha geri gelmesin. Bizim yüreğimiz yandı başkasının yüreği yanmasın. Azıcık duyarlı olun. Herkes taş yürekli mi oldu? Herkes çok mu korkuyor? Anne olarak da yürekleri yanmasın. Onlar bir kere ölüyorsa, biz bin kere ölüyoruz. Helin’in, İbrahim’in annesi, Mustafa’nın annesi nasıl unutsun? Ömür boyu işkence bu annelere. Vicdanları yok, gözleri görmüyor kulakları tıkalı.”