Ölüm orucundaki Didem’in dilekçe hakkı engellenmiş

  • 09:26 8 Eylül 2020
  • Güncel
İZMİR - Ölüm orucunda olan Didem Akman ile görüşen avukat Seda Şaral, Didem’in her geçen gün sağlık durumunun kötüleştiğini söyledi. Didem’in dilekçe hakkının gasp edildiğini belirten Seda, tek talebinin sevk edilmek olduğunu vurguladı. 
 
Şakran Kapalı Kadın Cezaevi’nde 18 Şubat’ta başladığı açlık grevini ölüm orucuna çeviren Didem Akman’ın sağlık durumu her geçen gün kötüye gidiyor. 2016 yılından bu yana Şakran Kapalı Kadın Cezaevi’nde bulunan Didem, cezaevi koşullarının düzeltilmesi için başladığı eylem ile Sincan Kapalı Cezaevi’ne sevkinin gerçekleştirilmesini talep ediyor. 
 
Didem ile görüşen Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarından Seda Şaral, Didem’in cezaevi yönetimi tarafından dilekçe hakkının engellendiğini ifade ederek Didem’in en temel talebinin ağırlaştırılmış tutsaklara uygun mimarisi bulunan Sincan Cezaevi’ne sevkinin yapılmasını istediğini söyledi. 
 
‘Sağlık durumu kötüleşiyor’
 
Didem’in ağzında oluşan yaraların arttığını, konuşmakta güçlük çektiğini, görme ve duyma sorunları yaşadığını söyleyen Seda, annesi Zülfiye’nin ise Didem’in hastaneye getirildiğinin üçüncü gününde refakatçi olarak kabul edildiğini hatırlattı. Seda, “Didem, ‘o üç gün benden bir ay götürdü’ diyor. Didem’in temel talebi Sincan Hapishanesi’ne sevk edilmek. Çünkü tutulduğu Şakran Hapishanesi’nde ağırlaştırılmış müebbet infaz girişimi için uygun hücreler yok. Didem, 4 yıldır 2016’dan bu yana yasalara göre en faz 20 gün kalabilecek disiplin cezalıların kalabileceği hücrelerde tutuluyor” dedi. 
 
‘Ağırlaştırılmış müebbet infazlarına uygun hücre yok’
 
Didem’in cezaevinde yaşadığı sorunlara ilişkin Seda şunları belirtti: “Tüm ölüm orucu süreci boyunca refakatçi verilmediği için tüm ihtiyaçlarını kendisi karşılamak zorunda kaldı, hücre ve havalandırma temizliğini kendisi yapmak zorunda kaldı. Bu, onu çok yordu ve çok hızlı zayıflamasına neden oldu. ‘Ben hayatımın sonuna kadar hapishanede kalacağım ama Şakran bir insanın hayatının sonuna kadar yaşayabileceği yer değil’ diyor. Eşyalarını yerleştirdikten sonra adım atabileceği yeri kalmıyor. Hareket alanının olduğu ağırlaştırılmış müebbet infazlarına uygun mimarisi olan bir hücrede kalmak istiyor. Gündelik hayatta birçok sorun yaşıyor. En basitinden çamaşırlarını yıkadığı zaman dışarıya asabileceği bir yeri yok. Hücresine asmak zorunda kalıyor. Sürekli ıslak çamaşırlarla kalmak zorunda. Bu tarz sorunların sürekli yaşanması ağır bir insan hakları problemi.”
 
Talebi Sincan Cezaevi’ne sevk edilmek
 
Havalandırma sürelerinin ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri için kademeli olarak 3-4 saate kadar artırılabilirken Didem’in yıllardır havalandırmaya 1 saat çıkabildiğini, günün 23 saatini hücrede geçirdiğini dile getiren Seda şöyle devam etti: “Havalandırmaya çıkarıldığında da havalandırma üzerine kilitleniyor. Sıcaktan yandığında yağmur bastırdığında geri gidemiyor. Havalandırma saatinin artırılması gerekiyor. Bir diğer talebi ailesiyle aynı anda görüşebilmek. Aile fertlerinden 3 kişi geldiyse 40 dakikayı üçe bölüyor ve her biriyle tek tek görüşebiliyor. Aile fertleriyle bir arada görüşülebilmesi için Yargıtay kararı da var. Ama temel talebi Sincan’a sevk edilmek. Çünkü orada ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri infazına uygun yapılan hücreler var. Tutulduğu yer disiplin hücresi ve burada en fazla 20 gün kalabilir. Şunu da söylüyor ‘ölüm orucunda çok hızlı zayıflaması hücrenin nasıl öldürdüğünü göstermiş oldu’. Hücre çok yoğun bir ağırlaştırılmış bir tecrit. Yasadaki rejimden de ağır bir infaz rejimi uygulanıyor.”
 
Didem’in dilekçe hakkı gasp edildi
 
Didem’in başka bir cezaevine sevk başvurularının disiplin cezaları olduğu gerekçesiyle işleme konulmadığını aktaran Seda, cezaevi idaresi tarafından Dilek’in dilekçelerinin engellendiğini ve hakkının gasp edildiğini belirtti. Seda, “Hapishane savcılığına havalandırma saatlerinin artırılmasına yönelik dilekçeler verdik. Didem buraya geldiğinden beri bu şekilde dilekçeler vermeye devam ediyor. Bu çok basit bir talep. Her tutsağın hakkı olan talep. Didem sevk parasını da vereceğini söylüyor” dedi. 
 
Son olarak Seda, “Didem, ‘ben ölüm orucunda olmasam bile bu hücre beni yavaş yavaş öldürüyor’ diyor. O nedenle ölmek değil insani şartlarda yaşamak istiyor. Çok basit bir talebi var, o da sevk” diye konuştu.