Cumartesi Anneleri: Umudumuzun kapısı açık

  • 13:03 26 Eylül 2020
  • Güncel
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri, 5 Eylül 1993 tarihinde Midyat otogarında silahlı, sivil giyimli, kar maskeli kişilerce şiddete maruz kalarak gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Yahya Yakut’un akıbetini sordu.
 
Gözaltında kaybedilen yakınları için adalet talebiyle eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 809’uncu haftasını yine pandemi nedeniyle sosyal medya üzerinden gerçekleştirildi. Bu haftaki eyleme 5 Eylül 1993 tarihinde Midyat otogarında silahlı, sivil giyimli, özel harekat timlerinin kullandığı kar maskeli kişilerce şiddete maruz kalarak gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Yahya Yakut’un akıbeti soruldu.
 
‘Umudumuzun kapısı açık’
 
İlk sözü alan Yahya Yakut’un oğlu Rıdvan Yakut, dosyadaki adaletsizliğin hala sürdüğüne dikkat çekerken, verdikleri hakikat mücadelesinin ise kararlılıkla süreceğini kaydetti. Rıdvan,“Vicdansızlığın egemen olduğu bir dönemdi. Babam kaybolduğunda şuan hala cezaevinde olan üniversite öğrencisi kardeşim küçük bir bebekti. Ablam, abim ve ben henüz çok küçüktük. Annem küçük olan kardeşimizi sırtına alarak tüm devlet kurumlarını ve toplu mezarları gezerek babamın akıbetini öğrenmeye çalışıyordu. O dönemin koruyucuları hatta kontrgerillalarla da görüştü. Ancak akıbetine ulaşamadı. Ancak annem mücadelesini hiçbir zaman bırakmadı. Savcılıklara da gidip başvuruyordu. Mayıs 2020 tarihinde bulunan bir toplu mezar sonucu başvuruda bulunduk. Ama herhangi bir ilerleme yok” diye konuştu.
 
Rıdvan son olarak ise devletin çözümsüzlüğüne karşı mücadelelerinin süreceğini vurgulayarak, “Umudumuzun kapısı açık” dedi.
 
‘İnsanlık suçudur’
 
Ardından söz alan aile avukatı Erdal Kuzu, dosyaya ilişkin bilgi verdi. Erdal, dosyaya ilişkin etkin bir soruşturma ve kovuşturma yapılmadan zamanaşımına uğratılmasının insanlık suçu olduğunu vurguladı. Midyat’ta bulunan toplu mezarlığa ilişkin ailenin kan örneği vermek istemesine karşın savcının bunu yapmadığını da söyleyen Erdal, “Söz konusu kemiklerin hangi yıllara ait olduğu tespitine ilişkin Mayıs ayından bu yana herhangi bir rapor düzenlenmedi. Kayıp ailelerinin bu raporun bir an önce sonuçlandırılmasını yönündeki beklentileri haklı bir beklentidir” dedi.
 
‘Çok sayıda kişinin gözleri önünde gerçekleşti’
 
Eylemin bu haftaki açıklamasını Cumartesi Annelerinden Sinem Asya Esengen okudu. Yahya Yakut’un kayıp hikayesine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “23 yaşındaki 5 çocuk babası Yahya Yakut Mardin/Dargeçit/Altınoluk (Gêra Cafer) Köyü’nde yaşıyordu. Korucu olmayı reddettiği için güvenlik güçleri tarafından tehdit ediliyordu. Yakut Ailesi bu nedenle köyü terk ederek Dargeçit’e taşındı. Yahya Yakut, Köyündeki geçim olanaklarından mahrum kalan ailesinin geçimini sağlayabilmek için Konya’da inşaat işlerinde çalışan akrabalarının yanına gitmeye karar verdi. 5 Eylül 1993 tarihinde Konya otobüslerinin kalktığı Midyat Otogarı’na gitmek üzere evden çıktı.
 
Yahya Yakut'un Midyat’a gitmek için bindiği dolmuş yol güzergahında iki kez askerler ve korucular tarafından durduruldu ve tüm yolculara GBT işlemi yapıldı. Yahya Yakut'a; ‘Nereye gidiyorsun, ne yapacaksın?' gibi sorular sorulduktan sonra dolmuşun geçmesine izin verildi.
 
Midyat Otogarı’na ulaşan Yahya Yakut, Konya otobüsünün kalkış saatini beklemek üzere otogarda çay içebileceği bir mekanda oturdu. Kısa bir süre sonra silahlı, sivil giyimli, özel harekat timlerinin kullandığı kar maskeli kişiler yanına gelerek ondan kimliğini istedi. Kimlik kontrolü sonrası ‘ifade vermek için bizimle geleceksin’ denildi. İfade vermesini gerektirecek bir durum olmadığı için Yahya Yakut gözaltına direndi. Ancak şiddet uygulanarak zorla gözaltına alındı. Olay otogarda bulunan çok sayıda kişinin gözleri önünde gerçekleşti” dedi.
 
Açıklama kayıpların aranma mekanı olan Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçilmeyeceğinin yinelenmesi ardından son buldu.