Şirin Ünal’ın kızının olay günü delilleri kararttığı iddiası

  • 09:01 2 Ekim 2020
  • Güncel
Habibe Eren 
 
ANKARA - Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümünün ardından ortaya çıkan olay yeri inceleme görüntülerine dair konuşan abisi Muhammed Ali Kadirova,  söz konusu delillerin Şirin Ünal’ın kızı tarafından yok edildiğini söyledi. Avukat İlyas Doğan ise dosyaya ilişkin cesaretli bir savcıya ihtiyaç olduğunu vurguladı. 
 
AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde, 23 Eylül 2019 tarihinde şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulunan Özbekistanlı Nadira Kadirova’nın yaşamını yitirmesinin üzerinden bir yıl geçti. Geçen zamana rağmen Nadira’nın şüpheli ölümü hala aydınlatılmadı. Olaya ilişkin başlatılan soruşturma hakkında “takipsizlik” kararı verilirken, dosya,  aile avukatı İlyas Doğan tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. 
 
Öte yandan Nadira’nın kaldığı odada yapılan olay yeri incelemesine dair yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde, odadaki dağınıklık ve kan izleri dikkat çekerken uzmanlar boğuşma ihtimali olduğunu belirtiyor. 
 
Nadira’nın abisi Muhammed Ali Kadirova, aile avukatı İlyas Doğan ve Ankara Kadın Platformu’ndan Aysun Gençtanır olay yeri inceleme görüntülerine dair ajansımıza konuştu. 
 
‘Görüntüler cinayet olduğunu gösteriyor’
 
Olay yeri inceleme görüntülerinin bir kez daha Nadira’nın ölümünün katliam olduğunu ortaya çıkardığını söyleyen Muhammed Ali Kadirova, kardeşinin intihar ettiği iddialarına “Kardeşim intihar etmedi, hiçbir şekilde canına kıyacak bir sebep yoktu. 23 yaşında sevgi dolu bir insandı. Üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. Kardeşimin vücudunda iki tane mermi olduğu tespit edilmiş. Birincisi böbreğine ikinci mermi ise kalbinin ana damarına isabet etmiş. İntihar eden bir insanın iki tarafına nasıl birden kurşun gelir” dedi. Olaya ilişkin soruşturma yürüten savcılığın Nadira’nın kendisini “kalorifere dayanarak vurduğunu” iddia ettiğini anımsatan Muhammed Ali, “Ancak kaloriferde hiçbir şekilde kan izi yok. Odada boğuşmalar olmuş, sehpalar devrilmiş. Odanın her yeri kan. Yatağının üzerinde kardeşimin ayakkabısı var. Bunların hepsi katledildiğini gösteriyor” diye tepkisini dile getirdi. 
 
‘Olayın ardından savcılar ayarlanmış’
 
Nadira’nın ölümünün hemen ardından Şirin Ünal’ın savcıları ve avukatları ayarladığını söyleyen Muhammed Ali,  “Şirin Ünal tarafından ayarlanan savcılar tacize uğradıktan sonra öldürülen kardeşime iftiralarda bulundular. Bunların hepsinden şikâyetçiyim. Gariban ve yoksul bir aile olduğumuz için şikâyetimiz duyulmuyor. Öldürülen kadınlar için hep birlikte mücadele ediyoruz ama bizi duyan yok. Sağ olsun cumhurbaşkanı, partisinden olduğu için katilleri koruyor" dedi. 
 
‘Şirin Ünal’ın kızı olay sonrası delilleri yok etti’
 
Kardeşinin cenazesinin olayın hemen ardından Bilkent Şehir Hastanesi’nden gece 01.30 sıralarında Keçiören Adli Tıp Merkezi’ne gönderildiğini hatırlatan Muhammed Ali,  sözlerine şöyle devam etti: “Apar topar oradan da akşama doğru İstanbul’a götürüldü cenaze. Kardeşimin naaşını İstanbul’a gönderirken o esnada ben de Şirin Ünal’ın evine kardeşimin eşyalarını almak ve helalleşmek için gittim. Odaya gireceğim dedim odaya sokmadılar beni. Kardeşimin bütün eşyalarını, çantasını Şirin Ünal’ın kızı Duygu Ünal diğer Özbek çalışan ile birlikte eldivensiz bir şekilde apar topar toplamış. Neden böyle yaptılar? Emniyet ya da savcılık tarafından izin alınmadan bütün eşyalara dokunulmuş, deliller yok edilmiş. Ben gittiğim zaman eve Şirin Ünal’ın iki kızı, eşi ve iki erkek ve şoförü vardı evde.  Odalar temizlenmiş. Bunlar hepsi cinayet olduğunu gösteriyor. Hatta Şirin Ünal’ın kızının da bu işin içinde olduğunu söylemek istiyorum.”
 
‘Cumhurbaşkanı katilleri ne zamana kadar koruyacak?’
 
Şirin Ünal’ın emekli albay olduğunu ve nüfuzunu kullandığını aktaran Muhammed Ali, “Her şeyi ayarlarmış her şeyi kapatmaya çalışmış ama bu böyle kapanmayacak. Allah’ın adaletini hiçbir şekilde satın alamazlar. Şirin Ünal’a şeytan demekle şeytanı aşağılamış oluruz. Bunun karşısında susmamak gerekiyor. Ölünceye kadar bu olayın üzerine gideceğim.  Katilleri koruyan bir sistem var. Cumhurbaşkanı ne zamana kadar koruyacak” sözleriyle tepki gösterdi. 
 
 ‘AKP gitmeyene kadar bu katil ortalıkta gezecek’
 
Yalnız Nadira için değil katledilen tüm kadınlar için mücadele ettiklerini kaydeden Muhammed Ali, ”Sesimizin duyulmasını istiyoruz. Bugün benim kardeşimi öldürdüler yarın başka kadınlar ölmesin diye bu mücadeleyi veriyoruz. AKP gitmeyene kadar bu katil ortalıkta gezecek bunu da biliyoruz. Ama bizim gibi mücadele edenler açığa çıkartacak” dedi. 
 
‘Elinizi vicdanınıza koyun’
 
AYM’ye taşınan dosya için çağrıda bulunan Muhammed Ali, şöyle seslendi: “AYM’deki hukukçulara, herkese sesleniyorum. Elinizi vicdanınıza koyun. Nadira yerine kendi evladınızı koyun.”
 
‘Odada bir boğuşma yaşandığını gösteriyor’
 
Dosya avukatı İlyas Doğan, olay yeri görüntülerinin odada bir boğuşma yaşandığını gösterdiğini belirterek, “Eşyaların ters düz olması, toplanan noktada geniş bir kan gölünün olması ve odada en az 3 ve 4 yerde kan birikintisinin olması bir boğuşma izlenimi oluşturmaktadır. Olay yeri incelemesinden ziyade videonun savcılık makamı tarafından gerekli şekilde değerlendirilmediği kanaatindeyim. Ne yazık ki olaydan hemen sonra dosyaya girdiği halde özenli bir değerlendirme yapılmadı” dedi. 
 
‘Profesyonel bir silahla tek atışla kendini vuramaz’
 
Nadira’nın profesyonel bir silahta bulunan tek bir mermi ile tek bir atışta kendisini ateş edebilecek bir silah kullanma becerisi olamayacağına işaret eden İlyas, “Bir kere Orta Asya kadınları silah kültürüne yabancılar. Ben bu konuyu AYM’ye taşıdım. Ümidim o dur ki AYM bu konuda eksiklikleri görecektir ve yaşam hakkının ihlal edildiği kararı verecektir” şeklinde konuştu. 
 
‘Evdekiler ‘ortalama bir yurttaş’ olsaydı hepsinin ifadesi alınırdı’
 
Olay anında Şirin Ünal ile birlikte evde dört kişinin olduğunu ve bu dört kişinin sanık sıfatıyla ifadelerinin alınması gerektiğini kaydeden İlyas, “Neredeyse silah patladığı anda ‘a evet bu bir intihar’ diye verilen bir karar var karşımızda. Bu normal değil. Genç bir kadın yaşamını yitiriyor, bunun ciddi araştırılması kamunun borcudur. Kadın intiharlarının Türkiye’de çok şaibeli olduğunu da unutmamak gerekiyor. Evde bulunan 4 kişi eğer ‘ortalama bir insan’ olsaydı hepsinin sanık sıfatıyla ifadesi alınırdı” sözlerini kullandı.
 
‘Cesaretli bir savcıya ihtiyaç var’
 
Nadira’nın yaşamını yitirmeden önce Şirin Ünal tarafından cinsel tacize uğradığını arkadaşlarına anlattığını söyleyen İlyas, sözlerine şöyle devam etti: “İntihar etmiş diyelim; gene burada da bir sorumlu aramak gerekiyor. Yaptığı cinsel tacizden dolayı intihara sebebiyet verme durumu var. Hadi bırakın böyle bir şey olmasın ama buna ilişkin iki tanığın beyanı var. Savcılık cinsel tacizle ilgili bir karar vermemiş hiç değinmiyor. Dokuz sayfalık bir takipsizlik kararı var, ama cinsel tacizle ilgili herhangi bir cümle yok. Bu dosya halen açıktır, o yüzden cesaretli ve görevini layıkıyla yapacak bir savcının bu konuda gerekli adımları atması gerekiyor.” 
 
 ‘Kanında bulunan ilaç genelde tecavüzde kullanılan bir ilaç’
 
Olay anında acil müdahale için gelen sağlık ekiplerinin ifadesinin alınmadığını ifade eden İlyas, “Bunlar geldiğinde nasıl bir tablo görmüş odada bu sorunun cevabı yok. Ankara Şehir Hastanesi’ne başvuruyorum. Maktul hastaneye getirildiğinde müdahale için ‘hangi ilaçları kullandınız’ diyorum. Bunun cevabını vermiyor, görevini kötüye kullanıyor. İlaç şu açıdan önemli: Nadira’nın kanında bayıltıcı bir ilaç maddesi bulunuyor. Bir insan aldığı ilaçla kendinden geçecekse ki bu genellikle tecavüzde kullanılan bir ilaç; bir insan hem bayılıp hem nasıl silahı kendisine doğru ateş etmiş olabilir. İkisinden biri doğru değil” sözlerini kaydetti.
 
‘AYM eksiklikleri gidermezse AİHM’e gideceğim’ 
 
Olayın siyasi bir aktörün evinde gerçekleştiği için hiç kimsenin sanık yapılmadığına dikkat çeken İlyas, “İşin gerçeği bu. Bunu koskoca kurumlar kapatmaya çalışıyorlar. Ama ben bunun kapanmasına asla izin vermeyeceğim. AYM eksikleri gidermezse bu sefer AİHM’e gideceğim. Bu yargının omzundaki bir yüktür. Görünen o ki yargı bu konuda iyi bir sınav veremedi” ifadelerini kullandı. 
 
‘Devlet bir suç örgütü olarak karşımıza dikiliyor’
 
Ankara Kadın Platformu’ndan Aysun Gençtanır ise Nadira’nın, Duygu Delen’in, Şule Çet’in ve Ceren Özdemir’in ölümüyle açığa çıkan bir durum olduğunu kaydederek, “Özellikle son iki yılda gördük ki; devlet bir suç örgütü olarak karşımıza dikilmekte ve bu iş birliği polis, yargı, devlet- tek adam dediğimiz bütün kurumları ile beraber karşımızda. Şirin Ünal hala tutuklanmadı, Meclis’te bir katil var. Onun dışında tecavüzcü uzman çavuş Musa Orhan’ı düşünelim. Ya da Duygu Delen’in balkondan itilerek öldürüldüğü olaya bakalım kim onlar? Nadira’nın ve katledilen tüm kadınların hesabını soracağız ve dayanışmamızla suç örgütünü dağıtacağız” dedi. 
 
‘Dayanışma zeminlerimizi yaratmalıyız’
 
Toplumsal açıdan erkek egemenlikle mücadelede,  örgütlenmek dışında bir seçenek kalmadığına işaret eden Aysun, şu şekilde konuştu: “Buna karşı verilecek mücadeleyi kadınlar sokaklarda ilmek ilmek örüyor. Yapacağımız tek şey kadın düşmanı rejime karşı kadın isyanını büyütmektir. Devlet dediğimiz iktidar sahipleri uygulaması gerekenleri uygulamıyorsa, kadın düşmanlığını meşrulaştırıyorsa bunun karşısında biz bir dünya kursak nasıl kurardık diye kendi dayanışma zeminlerimizi yaratmamıza ihtiyaç var. Nadira’nın ve katledilen tüm kadınlar için gerçek adalet sağlanana kadar herkesi mücadele etmeye ve örgütlenmeye çağırıyoruz.”