Savcı merak etti ve sordu: Abdullah Öcalan kimdir?

  • 10:46 4 Ekim 2020
  • Güncel
Habibe Eren
 
ANKARA - “Kobanê soruşturması” kapsamında tutuklanan 17 siyasetçinin savcılık ifadesinde  savcının “ben böyle çalışıyorum” denilerek ayakta alındığını aktaran HDP Hukuk Komisyonu’ndan Maviş Aydın, siyasetçilere, “Abdullah Öcalan kim?”, “PKK örgüt mü yapılanma mı?” gibi dosya dışı soruların yöneltildiğini söyledi. Dosyada gizli tanık ifadesi olduğunu da aktaran Maviş, ifade alan savcıların dosya hakkında bilgi sahibi olmadıklarını kaydetti.
 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Kobanê soruşturması” kapsamında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve eski milletvekillerine yönelik yapılan operasyonda 25 Eylül’de gözaltına alınan 20 siyasetçiden 17'si tutuklandı. Dosya kapsamında daha önce ifadeleri alınan siyasetçiler aynı gerekçelerle bu kez tutuklandı. Siyasetçiler gözaltı ve Adliye’ye getirilme sürecinde de birçok ihlal yaşadı. Tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen siyasetçilerin ifade işlemi yaklaşık 25 saat sürdü. Karar okunurken avukatlar içeri alınmazken, çıkan arbedede de darp edildiler.  Tutuklamaya gerekçe ise “kaçma şüphesi” gösterildi.
 
Siyasetçilerin ifade işlemlerinde bulunan HDP Hukuk Komisyonu’ndan Maviş Aydın dosyaya ve tutuklama sürecine ilişkin bilgi verdi. 
 
‘Bütün olaylar HDP’ye yükletiliyor’
 
6-8 Ekim olaylarına ilişkin yürütülen soruşturmanın 2014 tarihli olduğunu ve yeni bir soruşturma olmadığını söyleyen Maviş, soruşturma dosyasına konu olan sokak eylemlerinde yaşanan çatışmaların bütün sorumluluğunun HDP’ye yüklendiği ve gerçekleşen sivil ölümlerden dahi parti yöneticilerinin ve üyelerinin sorumlu tutulduğunu kaydetti.
 
‘Hepsinin ifadesi daha önce alınmış’
 
Soruşturmaya konu olan olaylarla ilgili HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın yargılandığını aynı olaylarla ilgili yeniden bir soruşturma yürütüldüğünü vurgulayan Maviş, “6 Ekim 2014 tarihinde gerçekleşen MYK toplantısına kimin katıldığı, kimlerin talimat verdiği’ ile ilgili suçlamalar var. 2015 ve 2016 yılları arasında o dönemki MYK üyeleri emniyete çağrılıp bahsi geçen toplantı ile ilgili hepsinin ifadesi alınmış. Bugün dosyaya giren tek ‘delil’ gizli tanık olmasına rağmen haklarında tutuklama kararı verildi” dedi.
 
‘Mükerrer bir yargılama’
 
Maviş, devamında “Kobanê soruşturması ile ilgili iki tutuklama çıktı.  O dönem ifadeye gidenlerin birçoğu için tutuklama tedbiri gerekli görülmedi. 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında o dönem farklı bir suç istinadıyla fezleke hazırlandığı ve olaylar soruşturulduğu halde bugün tekrar başka bir suç ve yasa maddelerine dayanılarak yeni bir soruşturma yürütülüyor. Biz buradan mükerrerlik tartışması yürütüyoruz. Yani o dönem soruşturulduğu halde bugün tekrar ayrı bir dosyaya konu olmasının mükerrer bir yargılamaya sebep olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
 
‘Gizlilik kararı, tanığın beyanının alındığı tarihe denk’
 
Dosyada gizlilik kararı olduğunu ve bu kararın 2018 ya da 2019 tarihinde koyulduğunu aktaran Maviş, dosya ile ilgili şu bilgileri verdi: “O tarihe kadar gizlilik kararı yok. Ama tabi ki o tarihlerde dosyanın içeriğine sağlıklı bir şekilde ulaşamıyorduk. Gizlilik kararının konulması gizli tanığın beyanın alınması tarihine denk geliyor. Emniyet ifadelerinde karşılaştığımız kadarıyla gizli tanığın müvekkillerin şahsına dönük, herhangi bir eylemi atfeder bir beyanı yok. Hukuken dikkate alınır bir gizli tanık beyanı da yok. Beyanda ‘o dönem MYK toplantılarında talimatlar geliyordu, bu talimatlar alınıp Selahattin Demirtaş üzerinden MYK toplantılarında anlatılıyordu ve uygulanıyordu’ gibi gayet soyut bir beyan var. Şöyle oluyordu, böyle oluyordu gibi bir iddia ile suçlanıyorlar.”
 
 ‘Gizli tanığın hukuken bir karşılığı ve ciddiyeti yok’
 
Gizli tanığın hukuken bir ciddiyeti olmadığını defalarca dile getirdiklerinin altını çizen Maviş, “Gizli tanık kurumuna başlı başına karşıyız. Bu dosyada birçok dosyada olduğu gibi gizli tanık beyanları ile karşılaştık; ama hiçbir müvekkilin herhangi bir suçu işlediğine dair beyan yok ” diye ekledi. 
 
‘O dönem yeterli delil yokken her ne hikmetse gizli tanık dosyaya girmiş’
 
Gözaltının ardından dosyaya kısıtlama kararı getirildiğini ve bir gün boyunca müvekkilleri ile görüşmediklerini belirten Maviş,  ayrıca gizlilik kararı olduğu için dosyanın içeriği ile ilgili bilgiye de ulaşamadıklarını söyledi.  Maviş, “Bu talimatları kimler getiriyordu, kimler uyguluyordu’ gibi bir gizli tanık beyanı üzerine soruşturmanın hepsi ile ilgili savunma yapmak durumunda kaldık. Dolayısıyla dosyanın içeriği ile ilgili bilgi sahibi olmadığımız halde Adliye’de Emniyet’te müvekkillere hukuki yardımda bulunduk. O dönem tutuklanmaları için yeterli delil yokmuş ama her ne hikmetse gizli tanık dosyaya girmiş ve müvekkiller bugün tutuklandılar” dedi.
 
Savcı ayakta ifade alacağını söyledi: Ben böyle çalışıyorum
 
Soruşturmanın yanı sıra savcılık ifadesinin de hukuksuz bir şekilde yürütüldüğünü aktaran Maviş, siyasetçilerin adliyeye getirildiği perşembe günü tek savcının ifade aldığını belirtti.  Maviş, “Çok uzun süreceği anlaşıldıktan sonra yeni savcılar görevlendirildi ve 4 savcı tarafından ifadeler alındı. Sürece sonradan dahil olan savcılardan bir tanesi ısrarla müvekkillerimizi ayakta bekletip ayakta ifade alacağını söyledi. ‘Ben böyle çalışıyorum’ gibi bir beyanı vardı; ama yasal olarak ayakta bekletilme gibi bir düzenleme yok. Burada gayet net olarak gayri insani bir tutumla ifadeleri alındı. Biz müvekkillerin emniyette zor şartlar altında tutulduğunu söylememize rağmen müvekkillerin oturarak ifadesinin alınması için tartışmak zorunda kaldık” şeklinde konuştu.
 
‘Savcılar dosyayı okumamışlardı’
 
Savcıların dosyayı okumadıklarını vurgulayan Maviş,  “Bilgi sahibi olmadıkları bir dosyada müvekkillere sadece gizli tanığın beyanını yöneltip savunma istediler. Biz gizli tanığın bir kişi olduğunu düşünüyoruz. Emniyet ifadesinde karşılaştığımız şey buydu. Ama savcılık ifadesinde ‘sizinle ilgili tanıkların’ ifadeleri var gibi çoğul bir beyanda bulunuldu. Dolayısıyla aslında dosyada savcının beyanı üzerinden bizim bilmediğimiz başka gizli tanıkların ifadesi olduğunu düşünüyoruz” sözlerini kaydetti.
 
‘Mahkeme hakimi savunma hakkına müdahalede bulundu’
 
Mahkemede siyasetçilerin savunma hakkının kısıtlandığını, her bir müvekkil için 3’er avukat hakkı getirildiği bilgisini veren Maviş,  Mahkeme hakiminin “Savunmaları kısaltın biz burada sabaha kadar bekliyoruz. Bu kadar konuşmanın etkisi yok” gibi söylemlerde bulunduğunu ve savunma hakkına müdahalede bulunduğunu ifade etti. Maviş, “Hakimin her müvekkil ifadesinde neredeyse avukatlarla polemiğe girip savunma yapmalarını engelleyen bir tarzı vardı” diye ekledi.
 
‘Devlet yetkilileri ile görüşmeler yapıldığına dair beyan zabıtlara geçmedi’
 
Siyasetçilerin çoğunun o dönem MYK üyesi olduğunu belirttiğini söyleyen Maviş, şöyle dedi: “Müvekkiller, ‘biz o karışık dönemde aslında ortalığı sakinleştirmek yaşanan olayları durdurmak için devlet yetkilileri ile birlikte görüşmeler yaparak bu olayların önüne geçmek istiyorduk. Eğer bir soruşturmada etkili bir sonuç almak istiyorsanız bu soruşturmayı o dönem görüştüğümüz devlet yetkileri olan iletişimleri, görüşmeleri de getirin; aslında bizim ne yapmaya çalıştığımızı, bizim devletle birlikte olayların önüne geçmek için çabamızı sağlıklı bir biçimde anlarsınız. Biz orada suç işlemiyorduk. O dönemin hükümet yetkilileri ile birlikte olayların önüne geçmeye çalışıyorduk’ dediklerinde devlet yetkilileri ile görüşmeler yapıldığına ilişkin hiçbir beyanı zabıtlara geçirmediler.  Bunu geçirmedikleri halde kişisel meraklarını gidermek için ancak bu kısımda sorular sorup geçiştirdiler. Ne yazık ki hukuki süreç kişisel meraklarla ilerletiliyor. Biz bunlarla ilgili savunma yaptığımızda yazıyormuş gibi yapıp söylediğimiz cümleleri başka şekilde zabıtlara geçiriyorlardı.”
 
Savcılık soruları: Abdullah Öcalan kim, PKK örgüt mü yapılanma mı?
 
Savcıların kişisel meraklarını gidermek için siyasetçilere “Abdullah Öcalan kimdir”, “Kürdistan neresidir”, “PKK hakkında ne düşünüyorsun, senin için örgüt müdür yapılanmamıdır?” gibi soruşturma dosyası ile ilgili olmayan birçok soru yöneltildiğini aktaran Maviş, bu durumu “Dosyayla ilgisi olmayan ama kendilerince başka suçlar çıkarmak için yöneltilen sorulardı” sözleriyle değerlendirdi.
 
‘İtirazlarımızı yapacağız, ama süreç hukuki işletilmiyor’
 
Tutuklanan 17 kişinin şu an Sincan Kapalı Cezaevi’nde tutulduğunu kaydeden Maviş,  “Tutuklananlarla ilgili itirazlarımızı yapacağız. Ama bu aşamada çok bir sonuç alınacağını düşünmüyoruz. 7 günlük itiraz süremiz var onu tamamladıktan sonra kovuşturmanın açılmasını bekleyeceğiz. Tutukluluk itirazı aşaması uzarsa bu biçimde itirazlarımızı yapmaya devam edeceğiz.  Bu aşamada bizim tek temennimiz kovuşturmanın bir an önce başlatılması, dosyada müvekkiller ile ilgili neyle suçlandıklarını daha sağlıklı bir biçimde öğrenmek ve yargılamanın mahkemede yapılmasını temenni ediyoruz. Çok hukuki bir öngörüde bulunamıyoruz çünkü süreç baştan sona hukuki işletilmedi” dedi.
 
Ne olmuştu?
 
DAİŞ’in saldırısı altında olan Kobanê’ye ilişkin dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, Antep'te “Şu anda Kobanê de düştü, düşüyor” ifadelerini kullandı.  Tayyip’in sözlerine karşı protestolar yükselmeye başladı. Muş, Siirt ve Diyarbakır'daki protesto gösterilerinde 5 kişi yaşamını yitirdi, 32 kişi yaralandı. Daha sonra Diyarbakır, Van, Mardin, Batman ve Siirt'te sokağa çıkma yasağı ilan edildi. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Kobanê’deki sivil halkın korunması için acilen harekete geçilmesi çağrısında bulundu.
 
 6 yıl sonra soruşturma konusu yapılan ve Kürt siyasetine yönelik yeni bir “siyasi soykırım” operasyona dönüşen Kobanê eylemlerinde polis, Hizbulkontra ve ırkçı grupların saldırısı sonucu büyüyen olaylarda 42 kişi yaşamını yitirdi. Olaydan sonra yürütülen gözaltı operasyonlarında ise 199'si çocuk, bin 213 kişi gözaltına alındı. Bu gözaltılardan 20'si çocuk 183 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.