Hakikat arayışçılarının mirasçıları: Kürt kadın gazeteciler

  • 09:02 7 Ekim 2020
  • Güncel
Habibe Eren
 
HABER MERKEZİ -  Kürt kadın gazeteciler Gurbetelli’nin yaşamını yitirdiği 7 Ekim tarihini Kürt Kadın Gazeteciler Günü olarak kutluyor. Gurbetelli’nin ardılları  Evrim Alataş, Ayfer Serçe ,Deniz Fırat, Nujiyan Erhan ve Evin Buldanlardan günümüze taşınan mirası sürdüren kadınlar, hakikati kalemiyle halka ulaştırıyor. 
 
Türkiye’nin ilk kadın genel yayın yönetmeni Gurbetelli’nin yaşamını yitirdiği 7 Ekim tarihi  yıllardır “Kürt Kadın Gazeteciler Günü” olarak kutlanıyor. Gurbetelli’nin mirasını devralan ve kalemini yere düşürmeyen Kürt kadın gazeteciler hem devlete, hem de erkek egemen zihniyete karşı çetin bir mücadele yürütüyor. Gurbetelli’nin ardılları  Evrim Alataş, Ayfer Serçe ,Deniz Fırat, Nujiyan Erhan ve Evin Buldan Kürt kadın gazetecilere rehberlik ederken bu alanın ardıllarını her geçen gün büyütüyor. 
 
Türkiye’nin ilk kadın genel yayın yönetmeni Gurbetelli 
 
Gurbetelli, Çukurova Üniversitesi Kimya Fakültesi'nden mezun olduktan sonra aynı yerde araştırma görevlisi olarak çalışır. 1983 yılında Çukurova Üniversitesi Yurtsever Öğrencilerin ilk örgütlenmesini sağlar ve Çukurova Üniversitesi'nde Yurtsever Devrimci geleneği oluşturur.  Her sene anısına Çukurova Üniversitesi'nde çeşitli etkinlikler yapılırken bir de Futbol Turnuvası düzenleniyor. Gurbetelli’nin Adana'da siyasetle, devrimcilikle tanışması Hedef dergisi çevresinin etkisiyle olur.  Gurbetelli 1989 yılında tutuklanır. 
 
Gurbetelli,Nisan 1993'te cezaevinden çıktıktan sonra Özgür Gündem'de çalışmaya başlar ve kısa sürede gazetenin genel yayın yönetmenliğine kadar yükselerek, Türkiye'nin -günlük bir gazetede- ilk kadın Genel Yayın Yönetmeni olur. Özgür Gündem gazetesinin ikinci kez yayına başladığı bu dönemde, kendi öz kadrolarıyla yayın yapma kararı alınır.
 
Gurbetelli, özgür basın üzerinde baskıların tırmandırıldığı 90'lı yıllarda yürüttüğü gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek hakkında verilen hapis cezası nedeniyle yönünü dağlara çevirir. Burada 3 yıl kalan Gurbetelli, 1997 yılında Federe Kürdistan Bölgesi’nde yaşanan bir çatışmada yaşamını yitirir.
 
Gurbetelli’nin günlükleri yaşamını yitirmesinin ardından ‘Yüreğimi Dağlara Nakşettim’ adıyla kitaplaştırıldı.
 
Ayfer Serçe: Hayali olan kadın basını JINHA ile hayat buldu
 
Kadın intiharlarını araştırmak için gittiği İran'da rejim güçleri tarafından katledilen Ayfer Serçe’nin (Şilan Aras) ölümünün üzerinden 14 yıl geçti. Kürt kadın gazeteciler için önemli bir mücadele yürüten ve hayalin gerçeğe taşınmasının ilk adımlarını atan Ayfer, 1998 yılında, Kürt kadın mücadelesinde daha aktif yer edinir. Uzun yıllar Kürt medyasında çalışan Ayfer, 2000'li yılların başlarında Mezopotamya Haber Ajansı'nda çalışmaya başlar. MHA'nın 2005 yılında kapanmasının ardından aynı yıl yayın hayatına başlayan Fırat Haber Ajansı'nın (ANF) Ermenistan muhabirliğini yapar. Ermenistan'da üç yıl kaldıktan sonra Federal Kürdistan Bölgesi'ne geçen Ayfer, ardından Rojhilat'ın Urmiye ve Mahabat kentlerinde artan kadın intiharlarını araştırmak amacıyla bölgeye geçer.
 
'Kadın intiharlarını araştırdığı İran'da katledildi'
 
Ayfer, üç haftalık kadın intiharlarını araştırma çalışmasının ardından 19-23 Temmuz 2006 arasında Türkiye-İran sınırındaki Kelareş bölgesinde İran ordusu tarafında düzenlenen bir pusuda katledilir. Basın yayın alanına kendisini bir bütün olarak katan ve aşkla mesleğini yapan Şilan, kadın basın-yayın alanının daha fazla örgütlendirilerek hamle yapması için kadın haber ağının oluşturulmasında ısrarcı olmuştur. Ayfer’in hayali, Türkiye’nin ilk kadın haber ajansı (JİNHA) ile hayat buldu. 
 
Evrim Alataş: Faili meçhuller döneminde basın alanına adını yazdırdı
 
Genç yaşta yakalandığı kanser nedeniyle 12 Nisan 2010’da yaşamını yitiren gazeteci-yazar Evrim Alataş Kürt ve kadın kimliğinin getirdiği zorluklarla uzun yıllar basın alanında çalıştı. Faili meçhullerin, köy boşaltmaların yoğun olarak yaşandığı dönemde, 1995 yılında abisi Hüseyin’in çıkardığı Newroz dergisinde çalışmaya başlar. Derginin kısa sonra kapanmasının ardından ablası Mukaddes Alataş’ın desteğiyle o dönem mahkeme kararlarıyla sürekli kapatılan ve farklı isimlerle yayın hayatına devam eden Özgür Gündem gazetesinde çalışır.
 
Gazetecilik yaptığı dönemde pek çok kez gözaltına alınan Evrim, gazetenin "Fincan Xanım” köşesinde, Kürt halkının içinde bulunduğu durumu hicivli bir üslupla kaleme alır. Evrim,Gazetedeki köşe yazılarının dışında hak ihlallerinin haberleştirilmesine de büyük bir önem gösterir.
 
Faili meçhullerin hak ihlallerinin arttığı, gazeteciliğin her geçen gün zorlaştığı bu süreçte Evrim, kanser hastalığına yakalanır.  Evrim,hastalıkla mücadele sürecini yazarak, çekerek, kendini sorumlu hissettiği değerleri tarihe not düşerek geçirir.
 
34 yaşında hayatını kaybeden Evrim, Yeni Politika, Demokrasi, Özgür Bakış, Ülkede Özgür Gündem'de çalıştı; Evrensel, Birgün, Özgür Politika, Radikal İki gazeteleriyle Esmer, Birikim, Amargi ve Tiroj dergilerinde yazıları yayımlandı. Taraf gazetesinde de "Kürtler Vadisi" adlı bir köşede yazdı.
 
Deniz Fırat: DAİŞ saldırısını dünyaya duyurdu 
 
Gazeteci Deniz Fırat, (Methiye Yıldıztan) DAİŞ’in saldırılarını dünyaya ilk duyuran gazetecilerden biri oldu. Bir gazeteci olarak çetelerin ilk olarak yöneldiği kadınların sesini duyurmaya çalışan Deniz Fırat, 8 Ağustos 2014’te DAİŞ’in Maxmur’a yönelik saldırısını takip ederken vücuduna isabet eden şarapnel parçaları nedeniyle hayatını kaybetti. Özgür basın geleneğinin temsilcilerinden olan Deniz Fırat’ın ardından yüzlerce kadın basın alanında bu mirası sürdürme kararlılığında.
 
Deniz, 2007 yılından itibaren gazetecilik alanında kendini geliştirmeye başlar. Uzun bir süre, “Tanrıça Zilan” dergisi ve “Dengê Welat” radyosunda kadın gündemi bültenlerini hazırlayan Deniz, 2013 yılında ise Maxmur Mülteci Kampı’nda gazetecilik yapmaya başlar. Burada haftalık gazete olan “Rojeva Welat” gazetesinde çalışan Deniz, aynı zamanda Stêrk TV için programlar yapar, Tanrıça Zilan dergisi için yazılar yazar, JINHA’da muhabirlik ve yer yer de Roj News ve ANF için haberler yapar. Şengal Soykırımı’nı duyuran Deniz Fırat, gazeteciliğini savaşın en sıcak bölgelerinde yapar. Savaşın en ön cephesinde Maxmur direnişini anı anına yansan Deniz,DAİŞ’in Şengal’e ilk saldırısında katlettiği Ezidileri ve kaçırıp zorla köle pazarlarına götürdüğü Şengalli kadınları anlatabilmek için gecesini gündüzüne katarak Maxmur’dan programlar yapar. 6 Ağustos 2014’te DAİŞ çeteleri Maxmur Kampı’na saldırdığında Deniz Fırat, elinde kamerasıyla savaşın içinden tüm dünyaya olanları aktardı.
 
’10 yaşında göç yollarına düştü’
 
Deniz Fırat’ı anlatan kardeşi Berivan Yıldıztan, “Deniz 10 yaşında göç yollarına düştü. 10 yaşında sınırları aştı on yaşında ölüm korkusunu yendi biz doğduğumuz topraklardan göçe zorlandığımızda Deniz 10 yaşındaydı. Deniz 12 yaşında özgürlük yollarına düştü ve Kürdistan'ın özgür dağlarını kucakladı. 12 yaşında özgürlük sevdasına tutuldu. Tüm çocukluğunu ve gençlik yıllarını doğa ile baş başa geçirdi doğayı çok seven biriydi. Deniz Kürdista’ın ovalarında geyiklere ceylanlara gülerek şarkılar türküler söylerdi” diyordu.
 
Deniz’in yaşamını yitirmesinin ardından her yıl Deniz Fırat adına şiir, öykü ve fotoğraf yarışması düzenleniyor. 
 
Nujiyan Erhan: DAİŞ’ten kurtarılan Ezidî kadınları duyurdu 
 
2017 yılında Şengal’de haber takibi yaparken Kürdistan Demokrat Partisi’ne (KDP) bağlı güçler tarafından başından vurularak ağır yaralanan Nujiyan Erhan, kaldırıldığı Hasekê Hastanesi’nde 22 Mart’ta yaşamını yitirdi. Çok küçük yaşlarda basın alanında çalışmaya başlayan Nujiyan, Şengal’de zor şartlar altında sesi duyulmayanların sesi oldu. Nujiyan’ı anlatan çalışma arkadaşı Hewler Şahin,  şöyle diyordu: 
 
‘Bir gazeteci olarak ne yapsak eksik kalacak’
 
“Şengal’e geçmem lazım” diyordu. 2015’in bahar aylarında Şengal’e geçti. Koşullar orada çok zorlayıcıydı. Toplum her şeyden izole edilmişti ve yaşananlar da toplumun psikolojisini derinden sarsmıştı. Fakat bütün zorluklara rağmen Nujiyan halk ile ilgileniyor, özelde de Êzidî kızları ile çok zaman geçiriyordu. En başta bir grup Êzidî kadına gazetecilik alanında eğitim verdi. Özellikle DAİŞ’in elinden kurtarılan kadınları dinlediğimizde insanın kanı donuyordu. Nujiyan birçok defa bu kadınların başından geçenleri kendi ağızlarından dinledi. “Bir gazeteci olarak ne yapsak da eksik olacak” diyordu. Ama zorlukları tanımıyordu çalışmalarını sürdürmek için.”
 
Evin Buldan: Azadiye Welat’ın uzun soluklu emekçisi
 
Rojeva Medya Gazetesi editörlerinden olan Evin, 2017 yılında kalp krizi sonucu 27 yaşında yaşamını yitirdi.Gazeteci Evin, Azadiye Welat Gazetesi’nde uzun yıllar çalıştı. Kürtçe gazetecilik alanında hem görünür olmasını sağladı.  
 
Dört yaşındayken devlet baskısı nedeniyle ailesi ile birlikte göç yollarına düşen Evin, sürgünde büyür. Artan baskılar nedeniyle ailesi 1994 yılında Federe Kürdistan Bölgesi’ne göç eden Evin, çocuk yaşta kamp kamp dolaştıktan sonra ailesiyle son olarak Maxmur Kampı’na yerleşir. Burada Selahattin Üniversitesi’nde Radyo Televizyon Bölümü’nü bitiren Evin, daha sonra sürgün topraklarına geri dönerek gazetecilik yapmaya başlar.2011 yılında Diyarbakır’a gelerek Azadiya Welat Gazetesi’nde çalışmaya başlar. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Azadiya Welat gazetesinin kapatılması ardından ise Rojeva Medya’da editörlük yapar. Daha sonra Rojeva Medya da KHK ile kapatıldı. Kişiliğine yansıttığı sadeliğini kalemine de yansıtan Evin,  özgür basın geleneğine ismini yazdıranlardan biri oldu. 
 
Kürt gazeteciliği 118 yıl önce Kahire’de Bedirxan ailesinin çabası ile bugünlere gelirken ikinci bir milat ise Kürt kadın gazetecilerinin basın alanında verdiği mücadele ile başladı. Dünden bugüne Kürt kadın gazeteciler; devletin baskılarına, yok saymasına ve kimliklerinin yok edilmesine karşı zorlu bir mücadeleyi yürütüyor.