Ebru Günay: Tecrit sistemi komplonun devam ettiğini gösteriyor

  • 14:34 7 Ekim 2020
  • Güncel
VAN - PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecride ilişkin düzenlenen panelde konuşan HDP Sözcüsü Ebru Günay, “İmralı tecrit sistemi komplonun devam ettiğini gösteriyor” dedi. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi,  PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride ilişkin HDP Van İl Örgütü’nde panel düzenledi. Panelin yapıldığı il binasının bahçesine “Tecrîd sûcê mirovahiyê ye tecride bişkîne” pankartı asıldı. HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay ve HDP PM üyesi Doğan Erbaş’ın konuşmacı olarak katıldığı panele, HDP Merkezi Örgütlenme Komisyonu Eşsözcüsü Özlem Gündüz, HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede’nin yanı sıra onlarca yurttaş katıldı.
 
‘Barış ve çözüm arayışlarına vurulan bir darbeydi’
 
Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarıldığı 1998 yılından kesitler veren Doğan, Abdullah Öcalan’ın 1993 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şüpheli ölümüne dikkat çekti. Doğan, “Turgut Özal’ın şimdiye kadar aydınlatılmamış şüpheli ölümü, Sayın Öcalan’ın barış ve çözüm arayışlarına vurulan bir darbeydi” dedi. Daha sonraki yıllarda Abdullah Öcalan’a dönük yapılan tasfiye politikalarına işaret eden Doğan, Abdullah  Öcalan’a dönük yürütülen politikalar amacına ulaşmadığından özel savaş araçlarının devreye konularak, uluslararası komplonun startının verildiğini söyledi.
 
‘İmralı tecrit sistemi komplonun devam ettiğini gösteriyor’
 
Ardından konuşan Ebru Günay ise Abdullah Öcalan’ın “Egemenler, uluslararası güçler kendi çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’yu dizayn etmeye çalışıyordu. O oyunu bozan da bendim. Onun için Ortadoğu’dan tasfiye edilmem gerekirdi” sözlerini hatırlattı. Ebru, “İmralı tecrit sistemi, komplonun hala devam ettiğinin gösteriyor. İmha, inkar ve tasfiye üzerine kurulu bir sistemdir” dedi. Dünyada liderler üzerinde yürütülen tecrit politikalarının tek bir amacının olduğunu kaydeden Ebru,  bu amacın da liderler ile hitap ettiği kitleyle bağının koparılmaması için olduğunu belirtti. Ebru, “Halk da tecrit altına alınıyor. Özgür basın geleneğinden gelen hiçbir basın organının İmralı’ya verilmediğini ve sadece tek bir radyo verildi ve o da TRT radyosuna ayarlıydı” hatırlatmasında bulundu.
 
‘AKP İmralı’da yaşanan tecridin aktörüdür’
 
İmralı söz konusu olduğunda “Körlerin görmediği, kulakların sağır olduğu” bir cezaevi olduğunu hatırlatan Ebru, “Her türlü hukuksuzluğun yaşandığı bir adadır. Tüm hukuksuzluklar ilk İmralı’da devreye konulup sonrasında da Türkiye’deki cezaevlerinde yaygınlaştırıldı. Ve tüm Türkiye’ye yayıldı” şeklinde konuştu. Türkiye’deki hukuk dışılığa dikkat çeken Ebru, “Türkiye İmralılaştı. İmralı’daki tecrit tüm Türkiye’ye yayıldı. AKP, 2003’ten beri iktidardır. Ve İmralı’da yaşananların, tecridin aktörüdür”  sözlerini kullandı. 
 
‘İmralı’daki en büyük kazanımlar halkın direnişiyle oldu’
 
Ebru, AKP’nin Türkiye’yi “teklik rejimi” üzerinden yönettiğini kaydederek, “AKP, tecridi bir yönetme biçimine dönüştürdü. Ada’da tecrit derinleştikçe, Türkiye’de savaş politikaları devreye konuldu. Tecrit savaşı, savaş da tecridi besledi” dedi. İmralı Adası’ndaki tüm kazanımların direnişle gerçekleştiğini vurgulayan Ebru, “İmralı’daki en büyük kazanımlar, halkın direnişiyle oldu. Kürt halkı ve sayın Öcalan arasında karşılıklı bir bağ var ve bu bağ da güçlü bir bağdır” ifadelerini kullandı.
 
Ebru son olarak,  “Öcalan’ın sağlığı, güvenliği ve özgürlüğünün toplumsal bir bağı vardır. Toplumun, sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü için mücadele etmek gerekiyor” dedi.
 
Panel, soru-cevap şeklinde sona erdi.